Müslümanların üzerindeki kara bulutlar

Abone Ol

Müslümanların bu kadar savunmasız, karamsar, çaresiz

olduğu bir başka zamanları olmadı tarihte. Üzerlerinde korkunç bir karabasan

bulunuyor. Savunmasızlık da en belirgin olanı.

Müslümanlar lidersiz. Müslümanlara yön verecek olan

aydınların kafası karışık. Bilinç ve hakikat üzere olanların sesleri

duyurulmuyor. Üzerleri örtülmüş durumda. Dört bir yandan karabasanın magmaları

Müslümanların üzerine abanmış. Müslümanlara yol gösterecek olanların varlığı

duyumsanmıyor.

Müslümanlar adına hareket ettiklerini söyleyenlerin

kimlere bağlı oldukları, ya da kimler adına var oldukları kestirilemiyor.

Müslümanlar bir yandan bu büyük kuşatmanın altında iken

bir yandan birbiriyle savaşıyorlar. Korkunç katliamlar yapılıyor. Bu

katliamların ve kötülüklerin faturası Müslümanlara, dolayısıyla İslâm a

çıkarılıyor. Batı ya yüzünü çevirmiş olanlar hemen her fırsatta bu

olumsuzluklara bakarak kendilerinin haklı olduğunu ileri sürüyorlar. Yani bütün

sorunun İslâm da olduğunu ihsas ediyorlar her halleriyle.

Siyasa adamları kalben, ruhen ve bedenen bağlı

bulundukları güçlerden kurtulamıyorlar. Bir adım atmaya yeltenseler ayak

bağları kendini hemen belli ediyor. İyi niyetle atılabilecek olan bir adımın

hemen ardından efendilerin sesleri yükseliyor.

İçten içe bir çürüme var. Bu çürümenin yolu Batı

düşüncesinin kurallarına uyarak değil kendi ilkelerine, inançlarına bağlı

kalınarak ancak aşılabilir.

Müslüman ız, ana ilkelerimiz var. İnsanlık adına,

Müslümanlar, yaratılan nesnelerle ilgili ilkelerimiz var. Bunlar yeniden hayata

geçirilmedikçe ne Müslümanlar ne insanlık ne de doğada var olan nesneler huzura

kavuşur. Yapılması gereken Müslümanların kendilerinin bir bütünlük içinde çözüm

bulmaları. Çözümü özellikle düşmanlarından aramak çözümsüzlük.

Başlangıçta belki büyük bir katılım sağlanamayabilir,

herkes ikna olmamış olabilir. Adım atılmadıkça zaten sonuçlar belirlenemez.

Müslümanlar Müslümanların korumasında ancak sağlıklı bir

ortam bulabilirler.

Müslümanlar salt kendilerine bakarak değil, kendi dışında

var olanlara bakarak da kendilerine bir çıkış yolu bulabilirler. Sağlıklı

düşünmek ve sağlıklı sonuçlara varabilmek için olumsuzluklarını değil olumlu

yanlarını birleştirebilirler. Olumluluklar üzerine kurulu bir düzlemde daha

sağlıklı sonuçlara varılabilir. Bunlar çok zor değil.

Birbirimize düşman olmak yerine değil, birbirimize nasıl

yaklaşabiliriz, nasıl yakınlıklar kurabiliriz ona bakmalıyız. Olumsuzlukları

kabarttıkça bunun altında biz de kalırız başkaları da. Bunlar da bizler için

bir yarar sağlamaz.

Üzerimizdeki karabulutlardan çekinmenin, karamsarlığa

düşmenin, kötümserlik içinde olmamızın gereği yok. Işık var ise bir yerden

yolumuzu aydınlatır. Biz var isek ışık zaten vardır. Yeter ki biz adım atalım.

Ama ların, fakat ların, lakin lerin ardına saklanmamalıyız. Ama düşman çok

güçlü , ama köprüden geçinceye kadar , ama biz adım atarsak bizi yutarlar ,

ama yola çıkarsak yolumuzu keserler der isek zaten başta yenilgiyi

kabullenmiş oluruz. Düşman çok güçlü, biz onlarla olmazsak her şeyden mahrum

kalırız. Onlarla birlikte olursak bir şeyler kapabiliriz deniliyor. Bu ve

benzeri yaklaşımlar son dönemlerin bir savunmasıdır. Bu baştan yenilgiyi,

teslimiyeti, köleliği kabullenmedir. Onurlu yaşamak yerine köleliği seçme

anlamına gelir. Modern kölelik.

Müslümanların bu karabasandan kurtulabilmeleri için ilk

adım önemli. Özgürlüklerine, onurlarına, kendilerine kavuşmaları nacak

kendileri olabilirlerse kavuşabilirler. Kölelik her geçen gün tüketicidir ve

sonu olmayan bir uçurumdur. Müslümanların kanının bu kadar aktığı,

Müslümanların bu kadar kan akıttığı bir başka zaman yoktur tarihte. Çok vahşi

bir durum. Bunu da Müslümanlar ancak kendileri giderebilirler. Çareyi başka

yerlerde aramak yerine kendi değerlerinde aramalıdırlar.