Müslümanlar günümüzde dağınık bir durumdadırlar. Bu dağınıklık birlik olmalarını engelliyor. Bir başka deyişle çok başlılık, aynı yöne bakamama, ideal düşüncesinde buluşamama başlıca sorunlar. Böyle olunca da çok başlılık gibi bir hâl yaşanıyor. Çok parçalı olan Müslümanlar için bütünleşmenin, birbirine güvenmenin, dayanışmanın gerekli ve zorunlu olduğu bir döneme şiddetle gereksinim var.
Müslümanlar dağıldıkça ve parçalara bölündükçe karmaşa oluşuyor. Birbirlerine hasım kesiliyorlar. Çok parçalı oluş onların daha çok yenilmelerine ve daha çok etki altında ve bir takım güçlere bağımlı hâle gelmelerine neden oluyor. Müslümanlar öncelikle güven duygusunu sağlayacak bir ortam oluşturmalı.
Bu sorumluluk Müslüman aydınlara düşüyor. Müslüman aydınlar da aralarında çok parçalı. Bunda gazeteci yazarların, ya da popüler kültüre yönelenlerin etkisi oldukça fazla. İlahiyatçıların, din bilimi üzerine çalışanların da medyatik olma çabaları onların sahih olmalarını engelliyor.
Müslümanların en temel sorunu bugün için yenilgi psikolojisi. Peşinen güçler karşısında kendisini yenik görüyor, dolayısıyla hamle yapma gücünden baştan itibaren yoksunlaşıyor.
Hazreti Peygamber yola çıktığında bir başınaydı. İlk muştuyu önce eşine, sonra kendisine uzun süre yol arkadaşlığı yapan Hz. Ebu Bekir’e açtı. Hz. Ali henüz çocuktu. Denilecek ki O, bir peygamber, Allah ona yardım ediyor, biz onunla aynı mıyız Oysa Allah kutlu kitabını, Sevgili sünnetini sunmuş. Önümüzde çok somut örnekler ve belgeler var. Allah yoluna giren, istikameti sağlam ve niyeti halis olana Allah yardım ediyor. Kendilerini çağımızın korkulu putlarına teslim edenlerin acziyeti iman zayıflığından ve güvensizlikten kaynaklanıyor.
Batılılar, en küçük bir olayda nasıl korkuya kapıldıkları ortada. Müslümanların birliği ve güçlenmesi onları çok daha korkutur ve ürkütür. Elbette insanı öldürmeden, kan akıtmadan, doğru yolda, istikamet üzere ve halis niyetle başlanan her eylem başarıya ulaşır.
Yakın zamanda bunu zaman zaman yaşıyor ve görüyoruz.
Başkalarının oyununu oynamadan kendi yolumuzda ve kendi bildiklerimizle, üslubumuzla bir birlik ve güç oluşturmamak için hiçbir neden yok. Geleceklerini başkalarına teslim eden ve onların yönlendirmesiyle yola çıkanların yolculuklarının sonu yok. Bir yere kadar gidebilirler, bir zaman için şaşaa yaşayabilirler, iktidarlara taşınabilirler. Ama bir yere kadar.
Müslüman için Allah ve Elçisi Sevgili Efendimizin kendisine sunduğu öğreti, yol, yöntem yeterli. Bugün için insanların benlerine belleklerine yerleştirilen korku putları kırılmadıkça başarılı olunamaz. Her birey kendi olmaya başlar bu halkayı genişletir yola çıkarsa bir zaman sonra yol arkadaşlarının çoğaldığını, yalnız olmadığını görecek.
Bugünün koşulları Sevgili Efendimiz zamanındakinden çok daha kolay. Yeryüzünde inanan insanlar var. Camiler, mescitler, tarihin izleri duruyor. Bunlar bile Müslümanlar için yeterli.
Bugün için insanlığı kuşatan bir komünizm belâsının etkisi yok. Batıdan gelen bütün kavramlar batılılara ait. Onların kavramlarıyla değil bize ait olan kavramlarla düşünürsek yol bulmamız daha kolay olacak. Bir zamanlar komünizm hemen onun karşısında kapitalizm vardı. Sağ ve sol gerilimleri vardı. Bunlar azalmış durumda. Fakat bugün gene bizi kuşatan batılıların öngördüğü kavramlar hayatımızı kuşatmış. Bunlardan kurtulmalıyız. Ilımlılık, medeniyetler arası ilişkiler, dinler arası ilişkiler, muhafazakârlık, kavmiyetçilik, sekülarizm, laiklik vb. Bütün bunlar bizim dışımızda. Bunları hayatımızın merkezinden uzaklaştırmadıkça sağlıklı düşünemeyiz. Bize korku putları sunuyorlar. Onlar kendi aralarında birlik olup birlikler oluştururken biz dağılıyoruz. NATO, AB ve benzi örneklerde olduğu gibi.
Korku, imanın zayıflığının belirtilerinden. Ölümden hiçbir zaman kaçış yok. Er ya da geç buluşacağımız bir gerçeğimiz. Korkuyu bu bakışla aşabiliriz. Kalemimiz, sözümüz, eylemimiz, duruşumuz bizim belgitimiz olmalı. Yoksa dünya ve ahiret hayatının ne bir anlamı ne de bir değeri olur.