MÜSLÜMANLARIN ACINASI HÂLLERİ

Abone Ol

Yazımın başlığı Suudi Arabistan ile İran ın lafzullah,

kelime-i tevhid bayrakları altında birbirleriyle savaşmaları olacaktı. Başlığın

uzun olacağı düşüncesiyle böyle başladık.

Suudi Arabistan bayrağında Kelime-i Tevhid bulunuyor,

İran bayrağında Allah ın adı, IŞİD n bayrağı da böyle. Diğer örgütler de bu

başlık altında savaşıyorlar. Savaşıyorlar ama kime karşı, Haçlılara mı,

kendileri dışındaki güçlere karşı mı, hayır, birbirleriyle savaşıyorlar.

Savaşırken: Allah! diyorlar.

Devlet kavramı elbette önemlidir. Ne yazık ki Müslümanlar

devletsizdirler. Var olanların tamamı devletçik! Kabile devleti bile değil. Her

birine belirlenen ve tanınan sınırların neye göre olduğu bile belli değil.

Türkiye nin güneyinde yer alanlara baktığımızda hemen hepsinin ortak

özellikleri bulunuyor. Büyük çoğunluğu Müslüman ve Arap ırkından, kendilerini

ehl-i sünnet olarak görüyorlar. Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap

Emirlikleri, Kuzey Yemen, Güney Yemen, Suriye, Ürdün, Lübnan, Katar. Irak ile

Suriye de Kürtler ve Türkler de bulunuyor. Ayrıca her iki ülkede Şia ya mensup

olanlar da var. Bu düzlemden bakıldığında tuhaf bir durum çıkıyor ortaya.

Kuzey Afrika ülkelerinin de ortak özellikleri var.

Müslümanlar açısından yüzyılın en tuhaf durumu burada.

Son zamanlarda Suudi Arabistan etrafında kümelenen Abede merkezli bir oluş var.

Türkiye de bu daire içinde duruyor gibi. Suriye, İran, Irak, Yemen gibi

ülkelerde bir karmaşa görünüyor olsa da birliktedirler.

Suudi Arabistan ın Şiileri idamı, İran da Suudi Arabistan

konsolosluğunun ateşe verilmesi gerilimi bir anda tırmandırdı. Bu durumda en

zorda kalan ülkelerin başında Türkiye geliyor. Hangi grupla birlikte olacak.

Hangisiyle birlikte olursa olsun bir açmaz. Veya başındaki belalardan nasıl

kurtulacak, soluk alacak

Asıl vahim olanı bu ülkelerin Allah lafzı altında

birbiriyle savaşa yeltenmeleridir. Sanki Suudi Arabistan çark etti gibi.

Şimdiye kadar Suudi Arabistan mümkün olduğunca bu gibi durumların dışında

kalıyordu. Fakat şu Bahar denen illetten sonra, kendisini doğrudan

etkileyeceğinden endişe ettiği Yemen e müdahil oldu ve acımasız davrandı. Fakat

İran ile savaşı göze alamayacak gibi görünüyor. Onlar bir blok oluşturma

niyetindedirler.

Her ne olursa olsun bunun asıl vahameti aynı bayrak

altında Müslümanlar olarak birbiriyle savaşmalarıdır.

Bu, görünürde bir mezhep kavgası gibi ise de asıl sorun iktidar

ve güç yitirme telâşıdır. Vahabi ve hatta Selefiliğin yoğun olduğu Suud bölgesi

çok da masum değildir. Bir bölgeyi Şia diye niteleyip savaş açma niyetinde

olması kendilerini haklı çıkarmaz.

Bizim açımızdan Müslüman olan bu toplumların birbirlerini

yok etme niyetinde olmalarıdır. Müslümanların savaşından Müslümanlar kazançlı

çıkmaz. Kazançlı çıkacak olan haçlı ruhu ve zihniyetidir. Irkçı,

emperyalistlerin güç kazanmasıdır. İsrail, Amerika, AB ülkeleri ve hatta Rusya

bloku kazançlıdır. Olan Müslümanlara oluyor.

Kelime-i Tevhid veya Allah lafzı altında birbirlerini

tüketiyor olmalarıdır.

Suriye nin akıbetinden kim memnundur dersiniz Orada

savaşan Selefi ruhlu IŞİD mi, ehl-i sünnet olarak tanımlanan Özgür Suriye

muhalefeti mi, Araplar mı, Kürtler mi, Türkler mi, kim İsrail bayram ediyor.

Küçülen ve yerle bir olan bir Suriye var ortada. Bundan sonra Esat gitse ne

olacak ki Kültür tarihi yok edilmiş bir Suriye mi kalacak geriye,

Hıristiyanların kapılarında süründürülen sekiz milyon mülteci mi huzur bulacak.

Geçen hafta İzmir de sahillere vuran cesetlerin cenaze

namazlarını kılacak Müslümanların kıtlığı! Sanki soyları kurumuş! Bütün dünya

Müslümanları bu vahim durumdan sorumludurlar. Müslümanlar kendileri birer ölü

konumunda görüyorlar. Yerle bir olmuşlardır. Üstelik Allah diyerek. Ah ne kadar

da vahim bir durumdayız. Kendimizin bir farkına varabilsek!..