Müslümanlara IŞİDle vurulan darbeler

Abone Ol

Bugünlerde hemen her fırsatta gazeteler, “IŞİD’le nasıl mücadele edilir ” başlıklı yazılarla dolu, bu konuda akıl veren çok! 

Bizce trajikomik olan da, yandaş medyadaki refiklerimizin,  hükümetin IŞİD’e karşı duruşunda ne kadar samimi mücadele içinde olduğunu ispatlama gayretleri.

Daha birkaç ay önce yaşananları, verilen destekleri ne çabuk unuttular.

***

Pek çok dış politikada olduğu gibi IŞİD konusunda da kanaatimizce büyük hataya düşüldü.

Başlangıçta o kadar pervasız destekler verildi ki;  Musul’da IŞİD’in şehrin kapısına dayandığı ve bugün yarın şehri teslim alacakları belliydi. Deyim yerinde ise baskın göstere göstere geldi. Herkes şehri tahliye etmişken “biz bunlarla ahbap çavuşuz bize bir şey yapmazlar” düşüncesi sonucu “Konsolosluk Baskını” hadisesini yaşadık. O bir milat oldu belki ama ba’de harabi’l Basra…

***

Geçen yazımızı IŞİD taşıyla kaç kuşun vurulduğunu sorarak kapatmıştık. Bugün bu soruya cevap vermeye çalışalım.

Biliyor musunuz dünyanın gündemindeki IŞİD, en rahat propagandayı ve örgütlenmeyi Avrupa ülkelerinde yapıyor. Avrupa’nın kalbinde ofis açıyor.  

Deyim yerindeyse Avrupa ülkeleri, Avrupa’da yaşayan Müslüman gençleri IŞİD’e katılmaları hususunda teşvik, tazyik, tahrik ediyor, yollarını açıyor ve destekliyor. Hadi yumuşatıp, göz yumuyor diyelim. Bundan dolayı Avrupa’dan her kim, IŞİD’e katılmak isterse rahatça ve kolaylıkla katılıyor.

İstihbarat şirketinden Arap Yahudi Rita Katz isimli Bayan, IŞİD’in kalbinin Londra ve Berlin olduğunu açıklayınca şaşkına döndüler. O söyleyince(!) inanıyorlar.

***

Bundan ne elde ediyorlar derseniz bir taşla kaç kuş vuruyorlar söyleyelim: 

Birincisi: Savaşa katılan gencin ailesi artık “terörist aile” damgası yiyor. Böylece her türlü baskıya maruz kalıyor. 

İkincisi: On, yirmi yıl sonra Avrupa’da kalıp, ülkeye “tehdit” oluşturabilecek yeni nesil idealist gençten kurtulmuş oluyorlar. Bu genç savaşa gitmese, Avrupa’nın başına bela olacak, gelecek için tehdit(!) olacak.

Üçüncüsü: Nüfus problemi yaşayan Avrupa’da, Müslüman sayısı eksilmiş oluyor. Bu, Avrupa ölçekli mıntıka temizliği anlamı taşıyor.

Dördüncüsü: Avrupa ülkelerinde ve genelde Batı’da İslam’a ılımlı olan, sempati ile yaklaşan, Müslüman olması muhtemel insanlar engellenmiş oluyor. IŞİD’in propagandaları gösterilerek bilinçaltı, “Bakın sempati duyduğunuz bu dinin mensupları birer canavar! Bu dinin nesine gireceksiniz” deniliyor.

Bu konudaki haberler gırla gidiyor. Hollandalı Hristiyan annenin kızı, Yılmaz isimli IŞİD’çi Türk gencine gönlünü kaptırıp Ayşe ismini alarak Müslüman oldu ve Suriye’ye giderek IŞİD saflarına katıldı. Çarşaf giyen kız, “Anne beni kurtar, burası cehennem gibi” mesajını gönderince filmleri andıran operasyonlar eşliğinde kız kurtarıldı. Meşhur, “Kızım olmadan asla” filminden görüntüler eşliğinde verilen haberleri görüyorsunuz. Daha iğrenç olanları anlatmıyorum. Günlerdir ülkemizde bile böyle karalama kampanyası yapılıyor. Varın siz Batılı ülkelerde yayınlananları hesap edin.

***

Beşincisi: Türkiye açısından da yakın tarihimizdeki en büyük düşmanımıza can simidi gibi sarıldık. Kuzey Irak’tan ülkemize giriş yapan PKK menşeli teröristlere selam durarak karşıladık. Allah onları bize kurtarıcı olarak gönderdi diye sevindik. Ne mübarek insanlarmış(!) da haberimiz yokmuş. Binlerce koruma tahsis ederek konvoylar eşliğinde Kobani’ye uğurladık.

Hani tepedekinin kullandığı bir söz var ya, ben de tekrarlıyorum, sevsinler sizi!

Altıncısı: Suriye ve Irak’ta dünyanın her tarafından gelen Müslüman gençler ateşe atılıyor.

Nasıl bir ateş olduğunu da gelecek yazıya bırakalım inşallah.