Müslümanlar ölebilir ama Hıristiyanlar ölmemeli!..

Abone Ol

Suriye, Irak ve Yemen’de çatışmalar uzunca bir süreden beri devam ediyor. Afganistan, Pakistan, Mısır ve Libya’da ise zaman zaman ortaya çıkan saldırılar can alıyor. Bu çatışma yerlerine son zamanlarda bir de Orta Afrika Cumhuriyeti eklendi. Suriye, Irak, Yemen, Mısır ve Libya’daki çatışmalarda iki taraftan da ölenler Müslüman. Yani, Müslüman Müslüman’ı öldürüyor. Orta Afrika Cumhuriyeti’nde ise Müslümanlarla Hıristiyanlar çatışıyor ve iki tarafta kayıp veriyor. Dikkat edilirse Müslüman ülkelerdeki çatışmaları Batılı ülkeler seyretmeyi tercih ettiği gibi BM’de seyrederek barışa katkıda bulunuyor!.. Çatışmayı seyrederek barışa katkıda bulunulabilir mi diye sorabilirsiniz. Elbette olmaz. Sadece BM’nin çelişkisini göstermek için o cümleyi kurdum. Kaldı ki, yeryüzünde Müslümanların ölüyor olması BM’yi hiç ilgilendirmiyor. Çünkü daha işin başında bu örgüt Hıristiyan dünyanın çıkarlarını korumak, diğer ülkelere yapılacak müdahalelere hukuki zemin hazırlamak üzere oluşturulmuş. Yapısı böyle. Zaten son sözü Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin söylüyor olması bile bu örgütü Birleşmiş Milletler olmaktan çıkartarak Birleşik Hıristiyan Milletleri topluluğu haline getiriyor.

Derdim BM’nin yapısını tartışmak değil. Bu konudaki düşüncemiz zaten herkes tarafından biliniyor. Bunun için Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki çatışmalar başlar başlamaz Fransa’nın hemen harekete geçmesi, özellikle Müslümanların üstünlük sağlaması ihtimali üzerine bu ülkeye müdahale kararı almasına dikkat çekmek istiyorum. Olay sadece Fransa’nın Orta Afrika Cumhuriyeti’ne müdahale kararı alması ile de sınır kalmadı. Fransa’nın bu kararına BM’den onay çıkmış olması dikkat çekicidir. Bu arada üzerinde durulması gereken bir diğer husus ise Orta Afrika Cumhuriyeti’nin uranyum, altın, elmas, demir ve petrol bakımından zengin bir ülke, uzun yıllar Fransa’nın sömürgesi olan bu ülkede resmi dilin de Fransızca olduğunu hatırlatmakta yarar var. Bu bilgiler ışığında BM’nin İslam ülkelerindeki iç çatışmalara kayıtsız kalırken Orta Afrika Cumhuriyeti’ne yönelik Fransız müdahalesine niçin onay verdiği rahatlıkla görülür ve bizim BM’nin aslında bir Hıristiyan ittifakı olduğu görüşümüzün de kanıtı niteliğindedir.

Hemen belirteyim ki, dünyanın hiçbir köşesinde hangi din ve ırktan olursa olsun bir tek insanın bile ölmemesini arzu eder ve BM’nin bunu sağlamasını bekleriz. Ancak, uygulama maalesef ölenler eğer Müslüman ise BM’nin kılının kıpırdamaması, buna karşılık ölenler arasında Hıristiyanlar varsa ve çatışma bölgeleri yeraltı zenginliklerine sahip ise BM’nin kayıtsız kalması mümkün olmuyor.

Kısacası, ikiyüzlü bir dünyada yaşıyoruz ve dünya ikiyüzlü örgütlerin kontrolü altında. Böyle bir dünyada kontrolü ellerinde tutanların da kontrol altında olanların da mutlu olması kesinlikle mümkün olmaz. Çünkü adaletsizlik sadece haksızlığa uğrayanları değil haksızlığı yapanları da bir gün vurur. Bu bakımdan insanlığın güce tapma psikolojisinden bir an evvel kurutularak adaletin yeryüzünde tesis edilmesi için harekete geçmesi gerekiyor. Zalimlerin son sözü söylediği bir dünyada adaletin tesisi mümkün olmayacağı gibi, güçlüler giderek daha da zalimleşecektir. Yaşanan olaylar bunu gösteriyor. Bu arada Müslüman ülkelerdeki çatışmalarda bir takım başka ülke vatandaşlarının görev almış olmasını da unutmamak gerekiyor. Söz gelimi “Yabancılar savaşıyor Suriyeliler ölüyor” haberi bile BM’nin ve sömürgeci güçlerin zulmünü göstermeye yetecektir.

Çare Müslümanların gerçek anlamda inançlarını yaşaması ve yeryüzünde belirleyici konuma gelmeleridir. Bunun dışındaki her şey zulme ve zalimlere hizmet edecektir/etmektedir.