Müslümanlar güçlerinin farkına varmalı

Abone Ol

1982 yılında Hama şehrini havadan ve karadan bombalayarak otuz bin Müslüman ın öldürülmesine ses çıkarmadığı gibi destek bile veren başta Amerika olmak üzere batı ve Amerika hesabına her türlü ayak işlerini yapan Birleşmiş Milletler sekreteri bu günlerde Lübnan da bir tek insanın eski Başbakan Hariri nin öldürülmesini bahane ederek Suriye üzerinden tekrar Müslümanlara baskı yapmaya çalışıyor.

Birleşmiş Milletler genel sekreterinin Suriye hükümetine gönderdiği istekler arasında Refik Hariri nin katilini araştırmak için soruşturmaya izin verilmesi ve de kolaylık gösterilmesi istenirken Bush, bu isteklere üç istek daha ilave ediyor:

1- Hamas, İslami cihad ve Hizbullah gibi İsrail işgaline, zulmüne, katliamına karşı direnen, dinin ve vatanını Siyonistlere karşı korumaya çalışan kuruluşlara destek vermemesini,

2- Irak ta işgale karşı direnen Müslümanlara destek vermek için Suriye den Irak a geçen Müslümanları engellemesini,

3- Lübnan ın içişlerine karışma. Lübnan hükümetlerini kendi hallerine bırak da İsrail onların da işini bitirsin.

4- Bütün bunları yaparken demokrasiye de dikkat etmesini istemekte.

Halkının % 75 (Yüzde yetmiş beşi Sünni Müslüman olan 17 Milyon nüfuslu Suriye de % 11 (Yüzde on bir) dolayındaki Dürzîler krallığına ses çıkarmak şöyle dursun otuz bin Müslüman ı bir günde öldürdüğünde destek veren batı, kendi yandaşı olan birinin öldürülmesi gündeme gelince onu da bahane ederek yine aynı Dürzi krala, İsrail e karşı direnen Müslümanları temizleme emri veriyor ve bunu da demokrasiye geçiş kılıfıyla kapatmaya kalkıyor.

Amerika Dışişleri Bakanı Condolezze Rice in basına yansıyan açıklamasında güya Beşşar Esad, "Eğer ben gidersem İslamcılar gelir" demiş.

Bu söze biz pek yabancı değiliz. Eski başbakanlardan Turgut Özal ında bir seçim öncesinde Amerikalı yetkililere "Eğer bizi desteklemezseniz arkamdan gelen İslâmcılar gelir" dediğini gazetelerden okumuştuk.

Demek ki adamların sorunu ne Hariri sorunudur, ne Lübnan sorunudur.

Sorun, yükselen İslam ın önünü kesmek ve işgalci İsrail in katliam güvenliğini sağlamaktır.

Irak ta zalim Saddam eliyle binlerce İslam âlimi şehit edildi, hapishanelerde etkisiz hale getirildi.

Kuzey Irak ta Kürtlere özgürlük vermesi de inandırıcı değil. Çünkü Irak ı işgal ettikleri ilk günlerde yaptıkları şey, Kuzey Irak ta dinine bağlı Ensar ül İslam a bağlı, Amerika işgaline karşı binlerce Kürt Müslüman ı yok etmek olmuştur.

Müslümanlar kendi gücünün farkında değiller. Amerika bu gücün farkında. Onun için kralları destekliyor.

Müslümanları yok edersen krallığına devam edersin anlamına gelen isteklerde bulunuyor.

Irak örneğinde olduğu gibi biz, Saddam zalimine karşı iken bizim bu karşı oluşumuzu eyleme geçiremememiz nedeniyle kurtarıcı rolünde gelerek bu güne kadar besleyip büyüttüğü zalimi görevinden alıyor ve "Müslüman öyle öldürülmez böyle yok edilir. Sen otuz yılda otuz bin Müslüman öldürdün. Ben seni böyle mi eğittim. Bak bir yılda elli bini aşkın Müslüman öldürdüm" demeye getiriyor.

Kralların yanında yer almadığımız gibi kralların tasmasını elinde tutanların yanında da olmayalım.

Bu günlerde Suriye ye gidip gelen insaflı insanlarımız bu kargaşada dinini, vatanını seven halkın yüzde yetmiş beşini meydana getiren insanların yönetime gelmesi için gereken her şeyi yapmalılar ve zalime karşı zalim yanında yer almaktan kurtulmalılar.