MÜSLÜMANIN OHAL’İ…

Abone Ol

Türkiye, her zaman daha kötüsünün olabildiği, “Bundan daha kötü ne olabilir ki” dediğimiz her seferinde bir öncekine göre daha zor şeylerle karşılaşılabilen ve her anın “en kritik zaman” olarak nitelendirildiği bir ülkedir. Bunun sebebi ise Siyonizm ve Amerika’nın kıskacından bir türlü kurtulamamış olmamızdır.

Bizler elhamdülillah Müslümanız. Yaşanan hiçbir olaya tek bir pencereden bakmaz ve her ne yaşanmış olursa olsun, müsebbiplerin isimleri ne olursa olsun biz o olaydan kendimize de pay çıkarmamız gerektiğini biliriz.

İmtihandayız. Karşımıza gelen her şeyin imtihan gereği olduğuna inanırız. Bu yüzden her an gözümüz açık, kalbimiz şeytana karşı pusudadır. Olaylara takılıp kalmaz, haftalarca sadece bir olaya kilitlenip diğer pek çok şeyden el etek çekmeyiz. Zira bunun da Siyonizm'in arzuladığı bir hedef olduğunun farkındayızdır. Bu yüzden asıl gündemimizden, durmamız gereken çizgiden hiç uzaklaşmaz, yaşananları Müslümanca bir bakışla değerlendirdikten sonra yolumuza devam ederiz...

Evet, ülke olarak çok zor zamanlardan geçiyoruz. Akıllarımızın almakta zorlandığı şeylere şahit oluyor, kulaklarımıza inanamayacağımız sözler duyuyoruz. Son yaşadığımız olaylar üzerine elbette çok konuştuk, çok yazdık çizdik. Kızdık, güldük, capsler yapıp küfürler ettik…

Açık oturumlar izledik, eli kalem tutanımızca da tutmayanımızca da makaleler yazdık. Hepimiz haberci kesildik, hepimiz gazeteci addettik kendimizi. Kimimiz vatan kurtarırken kimimiz vatan hainliği yaptı…

“Yaşandı geçti” denemeyecek kadar kritik bir zaman dilimini yaşadık ve halen de yaşamaya devam ediyoruz. Ama elbette ki hayatımız bundan ibaret değildir. Artık yolumuza devam etmek zorundayız.

“Peki, şimdi ne yapacağız, bundan sonra nasıl bir yöntem izleyeceğiz, her şey birbirine girmiş, tüm planlar değişmişken biz neye göre hareket edeceğiz” sorularının cevabını bulmak ve hemen tatbike koymak zorundayız.

Görüyoruz ki millet olarak kurtulup ümmete önder olmanın yolu bizim kendimizi düzeltmemize bağlı. Yaşanan her yeni olay gösteriyor ki biz temizlenmeden, bu dünya arınmayacak kirlerinden…

O halde artık çıkalım şu girdabın içinden ve kendi olağanüstü hal kurallarımızı belirleyelim.

O halde işe en baştan başlayalım ve Hocamızın "Rabbine kul olmayan davasına er olamaz" sözünü düstur edinerek ilk maddeye, daldırıldığımız bu girdapta unuttuğumuz kul olma bilincini yazalım.

"Görevim ilk önce kulluk" ilkesini zihinlerimize kazıyalım ve şu ana kadar nasıl yaşanmışsa yaşansın şu andan itibaren taze bir niyet alarak tüm adımlarımızı buna göre atalım.

Bir sonraki yaşananın bir öncekini arattığı böylesine çetrefilli bir ortamda akıllı Müslüman için en önemli OHAL kuralının Rabbine yaklaşmak için her türlü sebebe sarılmak olduğunu anımsayalım.

Bunun için de ilk önce farz namazlarımızı düzene koyup işlerin ya da dizi ve filmlerin arasına sıkıştırdığımız namazlarımızı yeniden baş tacı yapalım.

Alelacele kılıp kalkmadan, tesbihatlarımızı çekelim ve kısa da olsa dua edip hem namazın hem seccadenin hakkı verelim.

“Rehberimiz” dediğimiz Kitabımızı gerçekten hayatımıza yön veren bir rehber edinelim. Her gün en azından bir sayfa da olsa Kur’an okumadan uyumayı kendimize yasak edelim.

Nasıl ki bir sınava hazırlanacağımızda kendimize bir çalışma programı hazırlar ve sınav gününe kadar o programı uygularız, büyük sınav günü için şimdiden çalışalım ve kendimize Kur’an, meal ve zikirden oluşan günlük bir ibadet çizelgesi oluşturup her gün onu tatbik etmeye çalışalım.

Farz namazlarımızı ve farz oruçlarımızı ifa ettikten sonra yüreklerimizi Rabbine daha da yakınlaştırabilmek için nafile ibadetlere başlayalım.

Nefse ne kadar zor da gelse geceleri teheccüte kalkmayı ve gündüz de kuşluk namazı kılmayı kendimize ödev bilelim.

Bir yandan kulluğun şartlarını yerine getirmeye çalışırken diğer yandan da günahların hem büyüğünden hem de küçüğünden kaçınmaya özen gösterelim.

Kul olmaya gayret ederken “ikra” ümmeti olduğumuzu da unutmayalım. Hem imanımızı geliştirecek, hem de yaşadığımız dünyayı ve düzeni tanımamızı sağlayacak kitapların önem ve öncelik sırasına göre bir listesini oluşturup hiç vakit kaybetmeden okumaya başlayalım.

Peygamberler tarihi, ashabı kiramın hayatları ve günümüze kadar ulaşmış olan İslam önderlerini anlatan çalışmaları inceleyip onların yaşantısını kendimize örnek alalım ve ara ara solmaya yüz tutan heyecanımızı onların bitmek bilmeyen heyecanlarıyla perçinleyelim…

Elbette OHAL kurallarına girmesi gereken çok fazla şey var. Fakat her şeyden önce kulluk gelir ve bu dünyanın olağanüstü halleri, yerini asıl olağanüstü büyük güne bıraktığında ilk başta bakılacak olan şey hangi partiye hangi cemaate yakılığımızdan önce Rabbimize olan yakınlığımız, O’nunla olan irtibatımız olacaktır. Bu yüzden de bu maddeleri uygulamadan yapmaya çalıştığımız her eylem başarısızlık ve hüsranla sonuçlanacaktır, Allah muhafaza…