Müslüman’ca yaşamın inşası

Abone Ol

Bu dünyaya gelen her fert kimliği ne olursa olsun insanca yaşama hakkına sahiptir. Birileri bu hakkı gasp etmek istese de başkalarının buna karşı durması gerekiyor. Kur’an bunu iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluktan bahsederek açıklar. Kur’an’ın işaretlerini kendine rehber edinen Müslümanların bu topluluğu temsil eden bir vizyonu olması zarurettir. Ancak yaşadıklarımız ve gördüklerimizden Müslümanların bu vizyonu hakkıyla temsil edemediğini anlıyoruz. Kendilerinin ve başkalarının hakkını koruyamayan Müslüman kitlenin yanına; bir de hakkı, adaleti, paylaşımı, güveni, dürüstlüğü öncelemeyenleri eklememiz gerekiyor.

Müslümanlığını gündem yapanların oluşturduğu bu olumsuz imajın İslam’a verdiği zararı hepimiz görebiliyoruz. Bu imajı yok edebilmek için İslam’ın şekli unsurlarını gündemine alıp çağın gereklerine göre hareket eden Müslümanlara değil, İslam’ın temel ilkelerini çağına taşıyabilen Müslümanlara ihtiyacımız var. Günümüzde karşılaştığımız sorunlara karşı ancak bu sayede çözümler sunma şansına sahip olabiliriz. Böylece İslam’a yüklenen olumsuz imajın önüne geçip İslam’ın aydınlatıcı ruhunu gösterme fırsatını elde edebiliriz.

Ortaya koyacağımız çözümlerin Müslüman’ca olması, vahyin kuşatıcı ölçüsü ve Peygamberimizin aydınlatıcı örnekliğinin günümüze doğru bir zeminde taşınabilmesiyle mümkündür. Çünkü geçmişin bize sunduğu tecrübe ne kadar önemli ise çağımızın birikimi ve bilinç düzeyi de o kadar önemlidir. Geçmişi olduğu gibi günümüze taşıma şansına sahip değiliz. Sonuçta tarih adil yöneticiler kadar zalim yöneticilere de şahitlik etti. İyilik için çabalayan insanların varlığı kadar kötüye meyletmiş insanlar da olmuştur. Doğruyu eğip bükmeden ifade eden âlimler bir gerçekken, sultanın sofrasına teşne âlimlerin varlığı da bir gerçek. Onun için geçmişin sunduğu temel ilkeler ve değerler üzerinden günümüzü inşa etme çabası bizim için değerli ve isabetli olandır.

Vahyin somutlaşmış hali olan Peygamberimizin örnekliği bu konuda bize önemli imkânlar sunmaktadır. Onun hayatının her aşamasında ortaya koyduğu temel değerleri anlayıp günümüze taşıyabilmek en büyük başarımız olacaktır. Öncelikli olarak Efendimizin risaleti öncesindeki örnekliğinin neye tekabül ettiğini iyi anlamamız gerekiyor. İşte tan burası bize Müslüman kimliğini oluşturan ahlâki zemini verecektir. Risalet öncesinde Efendimizin temel özelliklerine baktığımızda doğruluğu, dürüstlüğü, cömertliği, eminliği, güçsüzleri ve zayıfları koruması Müslüman ve Peygamber kimliğinden önce var olan özellikleriydi. Bu ahlâki ilkeleri hayatının merkezine koyan bir insanın Peygamberliğinden ve Müslümanlığından söz ediyoruz. Bu örnekliği günümüze taşıyabildiğimiz sürece Müslüman kimliğimizi bu ahlâki ilkeler üzerinden tanımlama şansına sahip olabiliriz. Böylece günümüzde Müslümanlığı görünür kılan vasatın İslam’ı şekle indirgeyip ahlâki içeriği ıskalamasıyla ortaya çıkan olumsuz havayı dağıtma fırsatını da yakalamış oluruz.  

Bu zemin hem İslam’ın gerçek manada anlaşılıp yaşanması hem de İslam’ın doğru bir şekilde temsil edilmesi açısından önemlidir. Bu zemini diri tutmak için Efendimizin hayatının her aşamasındaki örnekliğine dönüp dönüp bakmalıyız. Oradan günümüze ulaşacak ve hayatımıza müdahil olacak veriyi fazlasıyla bulacağımız kesin.