Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün sahibi,
dünya ve ahiret saadetimiz için İslam ı bir nizam olarak gönderen, Allah
(c.c) a hamd, muallimimiz, liderimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa
(s.a.v) ya, âline ve ashabına salât ve selam ederiz.
İnsanın ne doğumu ne de ölümü kendi elindedir. Bu bütün
yaratılmışlar için geçerli bir hükümdür. Bütün yaratılmışların varlığı,
yaratan, yaşatan, yöneten, rızık veren, şeriat koyan Allah tandır. İnsan da,
Allah ın ol demesiyle olmuştur. Rabbimiz buyuruyor: İnsan görmez mi ki, biz
onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş. Kendi
yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: Şu çürümüş
kemikleri kim diriltecek diyor. De ki: Onları ilk defa yaratmış olan
diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir. (Yasin: 77-79) İnanan kullar bu gerçeği itiraf ederler. Rabbimiz
buyuruyor: O sabredenler, kendilerine bir bela geldiği zaman: Biz Allah ın
yaratmış olduğu kullarıyız, ona aidiz ve biz O na döneceğiz, derler. (Bakara:
156) Allah a inanan ve günün birinde O nun huzuruna çıkacağına ve dünya
hayatının hesabını vereceğine inanan hiçbir insan O nun yasaklarını açıktan
ihlal edemez. Etmemelidir.
Bizi yaratan Allah niçin yaratmışsa, yaratılmış olduğumuz
gayenin gereğini yerine getirmemiz Allah(c.c) a saygının bir gereğidir.
Rabbimiz buyuruyor: Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de
onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan
yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir. (Allah bu emaneti insana vermek
suretiyle), münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik
kadınlara azap edecek, inanan erkeklerin ve inanan kadınların da tövbesini
kabul buyuracaktır. Allah bağışlayandır, merhamet edendir. (Ahzab: 72-73)
İnsanın yüklendiği emanet nedir Tefekkür edip, düşünüp bunu idrak etmemiz
gerekmez mi Elbette gerekir. Elmalı Hamdi Yazır bu ayetin tefsirinde Emanet
ile ilgili şu bilgileri vermektedir: ...Çoğunlukla tefsirciler bunu
yükümlülükler ve farzlar diye tefsir etmişlerdir. Bunu şöyle anlamak
gerekir. Allah ın gerek kendi hakları ve gerek insanların hakları ile ilgili
emirlerinin ve yasaklarının, hükümlerinin yerine getirilmesinde Allah ın emin
kişisi, inanç memuru olmak demek olan emanetini, yani Allah ın diğer eşyada
olduğu gibi zorlama ile cebren değil, hoşnutluk ve gönülden tercihle yaptırmak
istediği serbest fiillerden emrine itaatla halifeliği demek olan görev ve
yükümlülüğüdür... Emanet, göklerin, yeryüzünün ve dağların dayanamayacakları
derecede ağır, yerine getirilmesi zor, sorumluluk getiren büyük ve korkunç bir
yüktür... Emanet yani görev ve sorumluluklar yerine getirildiği takdirde
sonuçları çok büyük bir keramet olduğu gibi, yerine getirilmediği takdirde de
hiyanet ve tazmin etmek cezası ile büyük bir rüsvaylıktır, rezalettir. İnsan
ise bu görevi yüklendi ve evet dedi, teklifi ve halifeliği kabul etti. O insan
çok zalim ve çok cahil bulunuyor. ZALÛM: Çok zalim, zulme haksızlığa çok
yatkın, Allah ın ve Allah ın kullarının haklarını yüklendiği halde, gerektiği
gibi ifa etmeyip kendine yazık ediyor. CEHÛL: İddiası gibi âlim değil, aksine
çok cahil, çünkü akıbetinin nasıl olacağını bilmiyor, onun için zulmediyor.
Bunun manası şudur. İnsan İslam a bağlanacak ve ahkâmının yürütülmesi için
cihad edecektir. Bu Kur an ve Sünnet ile sabit olan ve inkârı mümkün olmayan
bir hakikattir. İnsan için dünya hayatı İMAN ve CİHAD etmekten başka bir şey
değildir.
Müslüman Cihad Memurudur
Müslüman Allah ve Resulünün emirlerine teslim olmuş
kimsedir. Allah ve Resulünün emirlerine itiraz edenlerin hak nazarında
Müslümanlardan sayılamayacağının bilinmesi gerekir. Allah ve Resulünün emirleri
arasında CİHAD emri de vardır. Müslüman ım diyen herkesin bu farzı bilmesi ve
eda etmesi, gereklerini yerine getirmesi farz görevlerdendir. Emir olması
bakımından namaz ile cihad arasında hiçbir fark yoktur. Namaz dinin direği,
cihad ise zirvesidir. Cihad farzı İslam
dininin canı ve ruhudur. Cihadsız İslam yaşanmaz ve yaşatılamaz.
Cihad ibadetini üzerimize farz kılan bazı ayet meallerini
birlikte okuyalım. Rabbimiz buyuruyor. Tevbe suresi 73: Ey Peygamber!
Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların
varacakları yer cehennemdir. O ne kötü bir varış yeridir! Maide suresi 35: Ey
iman edenler! Allah tan korkun. O na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad
edin ki kurtuluşa eresiniz. Hac suresi 78: Allah uğrunda, hakkını vererek
cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi;
babanız İbrahim in dininde (de böyleydi). Peygamberin size şahit olması, sizin
de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse
bunda (Kur an da) size MÜSLÜMANLAR adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekâtı
verin ve Allah a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlanızdır. Ne güzel Mevla dır, ne
güzel yardımcıdır! Bakara suresi 218: İman edenler ve hicret edip Allah
yolunda cihad edenler var ya, işte bunlar, Allah ın rahmetini umabilirler.
Allah, gafur ve rahimdir. Kur an da beş yüzden fasla cihad farzını emreden
ayet vardır.
Cihad ibadetini emreden hadisi şeriflerden bazılarını
birlikte okuyalım. Peygamberimiz buyuruyor: Müşriklere karşı mallarınızla,
canlarınızla ve dillerinizle cihad ediniz. (Ebu Davud ve Nesai) Peygamberimiz buyuruyor: Artık bu fetihten
sonra hicret yoktur. Fakat cihad ve niyet vardır. Öyleyse cihada çağrıldığınız
zaman hemen koşunuz! (Buhari, ve Müslim) Peygamberimiz buyuruyor: Kim cihad
için gazaya çıkmadan ve cihad yapmayı temenni etmeden ölürse nifaktan bir şube
üzerine ölmüş ölür. (Müslim ve Ebu Davud)
Erbakan hocamızın konuşmalarında zikrettiği şu hadisi
şerif bu ibadetin en büyük ibadet olduğunu ortaya koymaktadır. Resulüllah
(s.a.v) dan bir gün sordular: Ey Allah ın Resulü! Allah yolunda yapılan cihada
hangi amel denk olur Buyurdular ki: Başka bir amelle ona güç
getiremezsiniz! Soruyu soranlar ikinci ve hatta üçüncü sefer tekrar sordular.
Resulüllah her seferinde aynı cevabı verip: Bir başka amelle ona güç
getiremezsiniz! dedi ve sonra şunu ilave etti: Allah yolundaki mücahidin
misali gündüzleri ve geceleri hiç ara vermeden oruç tutup, namaz kılan,
Allah ın ayetlerine de itaatkâr olan ve Allah yolundaki mücahid cihaddan
dönünceye kadar hiç gevşemeyen namaz ve oruç tutan kimse gibidir. (Buhari ve
Müslim) Cihad ibadeti ümmet halinde bir teşkilat disiplin ve ciddiyeti içinde
yapılır. Peygamberimiz buyuruyor: Cihad emiriniz, fazıl veya facir her nasıl
olursa olsun, (onun emri altında) cihad etmeniz size farzdır... (Ebu Davud)
Biatsiz ve itaatsiz cihad olmaz. Müslüman cihad konusunda işittik ve itaat
edip emredileni yerine getireceğiz esasını gözetmekte kaçınmaz.
Cihada Karşı Mazeret Olmaz
Yukarıda da beyan edildiği gibi bir Müslüman cihad için
kendisine verilmiş bir görev adına bir yere davet edilmişse, davet edildiği
yere severek gitmesi inancın gereğidir. Çağrılan kimsenin şer i bir mazereti
varsa bunu emir sahibine bildirir ve onun izin vermesiyle bu etkinliğe
katılmayabilir. Rabbimiz bu hususta Peygamberimiz üzerinden bizleri uyarıyor:
Nur suresi 62: Müminler, ancak Allah a ve Resulüne gönülden inanmış
kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken ondan izin
istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resulüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten
Allah a ve Resulüne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden
izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah tan
bağış dile; Allah mağfiret edicidir, merhametlidir. Bahanesiz ve basit dünyevi işleri için
cihattan geri durmak helaki gerektiren hallerdendir. Rabbimiz buyuruyor: Tevbe
suresi 24: De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz,
hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret,
hoşlandığınız meskenler size Allah tan, Resulünden ve Allah yolunda cihad
etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah
fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez. Bir mümin bahanesiz olarak cihaddan
geri kalmak için izin de istemez. Rabbimiz buyuruyor: Tevbe suresi 44-45:
Allah a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla canlarıyla savaşmaktan (geri
kalmak için) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini pekiyi bilir. Ancak Allah a ve ahiret gününe inanmayan,
kalpleri şüpheye düşüp, kuşkuları içinde bocalayanlar senden izin isterler.
Müslüman kendilerinden olan emir sahipleri tarafından cihad konusunda kedisine
tevdi edilen görevlerin gereğini yerine getirmedikçe huzur bulamaz. Çünkü Rabbimiz
emrediyor: Ey iman edenler! Allah a itaat edin. Peygambere ve sizden olan emir
sahiplerine de (cihat emirlerine) itaat edin. (Nisa: 59) Çünkü Peygamberimiz
emrediyor: Müslüman bir kimse, hoşuna gitsin gitmesin, bütün işlerde günah
olmadıkça, idarecinin emirlerini dinlemek ve itaat etmek mecburiyetindedir.
Eğer idareci günah olan bir hususu emrederse, o zaman onu dinlemek ve itaat
etmek gerekmez. (Buhari ve Müslim) Çünkü Peygamberimiz uyarıyor: Kim
yeryüzünde Allah ın dinini ve davasını temsil eden Müslüman bir idareciyi
(emirlerini dinlemeyerek) küçük düşürürse, Allah da o kimseyi küçük düşürür.
(Tirmizi)
Bugün bu anlayış Milli Görüş ve kuruluşları tarafından
temsil edilmektedir. Bütün inananların Milli Görüşte ittifak edip toplanması
aklın ve ilmin gereğidir vesselam.