Müslüman toplumun iktidar imtihanı ve güncel yanılgı

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Yaratan, yaşatan, yöneten, iki cihan saadetinin tek

çaresi İslam ı bir hayat nizam olarak gönderen âlemlerin Rabbi Allah (c.c) a

hamd, Peygamberimiz, muallimimiz, liderimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya,

âline ve ashabına salât ve selam ederiz.

Müslüman ız.

Rabbimiz Allah, kitabımız Kur an ı Kerim, peygamberimiz

Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) dır dediğimiz, bu üç şeye iman ettiğimiz için

Müslüman ız. Bunlar bir inanç olarak muhteva ve sonuçlarıyla birlikte bizi

bağlayan ve üzerimize sorumluluklar yükleyen şeyledir. İslam Allah tandır.

İslam; yaratan, yaşatan, yöneten, hüküm koyan Allah ın rızasını kazanmak

isteyenler için mecburi istikamettir. İslamsız saadet olmaz.  İslam ın iki temel kaynağı Kur an-ı Kerim ve

Peygamberimizin Sünneti dir. İslamsız bir hayata talip olmak cehalettir ve O nu

bize ihsan eden Rabbimize karşı yapılmış bir nankörlüktür. Bir Müslüman Allah a

karşı nankörlerden olabilir mi Allah bu kâinatı kendi varlığının bilinmesi

için yaratmıştır. İnsanı da aynı gaye için yaratmıştır. Allah insanı

varlıkların en şereflisi olarak yarattığı için onu bu yeryüzünde imtihan etmeyi

murat etmiştir. Bizim dünya hayatımız bir imtihan hayatıdır. Bu imtihan

HAK-BATIL mücadelesi şeklinde tanzim edilmiştir. HAK-BATIL mübadelesi, evet

böyle bir mücadele oluyor ve yaşanıyor. Habil ile Kabilin mücadelesi bir hak

batıl mücadelesidir. Nuh (a.s) ile kavminin, İbrahim (a.s) ile Nemrutun, Musa

(a.s) ile Firavunun, İsa (a.s) ile inkârcı Hahamların mücadelesi bir HAK-BATIL

mücadelesidir. Peygamberimiz (s.a.v) ile müşrikler ve inkârcı kitap ehli

arsında yaşanmış mücadele de bir HAK-BATIL mücadelesidir. HAK Rabbimizin razı

olduğu şeydir. Rabbimizin razı olduğu şey ise İSLAM dır. BATIL ise Rabbimizin

gazap ettiği şeydir. Bu ise günümüzde materyalizmdir. Materyalizm, maddenin

ilahlığını esas alan bir dindir. Bu dinin insanlığı ifsat etmek için Irkçı

Emperyalizm, yani Siyonizm kurmuştur. Bugün HAK-BATIL mücadelesi Milli Görüş

ile Irkçı Emperyalizm, yani Siyonizm, müttefikleri Siyonist Hıristiyan haçlılar

ve bunların İslam âlemindeki işbirlikçileri arasında geçmektedir. Ben

Müslüman ım diyenlerin bu geçeği görmeleri ve hakkı savunanlarla birlikte

batıla karşı mücadele edenler safında yer almaları inançlarının gereğidir.

Çünkü Müslüman, gâvurların değil; Allah ve Resulünün emirlerine uyan kimsedir.

Rabbimiz biz kullarına emrediyor: Bakara suresi 193: Fitne tamamen yok

edilinceye ve din (nizam) de yalnız Allah ın (dini ve nizamı) oluncaya kadar

onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı

yoktur.   Ebu Musa Abdullah İbni Kays el-Eş`arî

(r.a) anlatıyor: Resülullah (s.a.v) e: Biri kahramanlık göstermek, diğeri

kavmini korumak, öteki şöhret ve gösteriş için savaşan kimselerden hangisi

Allah yolundadır diye soruldu. Resûlullah (s.a.v) şu cevabı verdi: Kimin

mücadelesi, Allah ın kelimesi, sözü (Kur an nizamı, İslam) hâkim ve iktidar

olsun için ise, onun savaşı Allah yolundadır. (Buhârî ve Müslim) Bu ayet ve

hadis e itibar eden her Müslüman İslam ın temel esaslarına dayanan ADİL BİR

DÜZEN in kurulması için ümmet birliği içinde mücadele etmesi bir Müslümanlık

görevidir. Bir Müslüman hak için mücadele vazifesini yerine getirmiyor, bunu

yapan Milli Görüşe maddi ve manevi bir destek içinde bulunmuyorsa batıla hizmet

edenler safında bulunduğunu idrak etmesi gerekir.

Hakkın Hakim Olması İçin

Toplum menfi çalışmalar sebebiyle her geçen gün İslam dan

uzaklaşıyor, uzaklaştırılıyor. Bu herkes tarafından görülen bir gerçektir. Bu

kötü gidiş durdurulamaz mı Elbette durdurulabilir. Bu kötü gidişi durdurmanın

tek çaresi fert, toplum ve düzen olarak İslam a dönmektir. İslam a dönmek temenni

ile cihadsız dua ile olmaz. Bir toplumda İslam ın yaşanır hale gelmenin dört

şartı vardır. Bunlar: 1- Tebliğ ve davet, 2- Tanıtma faaliyetleri, 3- Talim ve

terbiye, 4- İktidar gücü. Bu dört şey birlikte olmadan tolumun İslam a

bağlanması, huzur ve saadet bulması imkânsızdır.

Tebliğ görevi farz bir görevdir. Her Müslüman başkalarına

İslam ı tebliğ etmek, anlatmak görevlisidir. Nahl suresi 125: Rabbinin yoluna

hikmet ve güzel öğütle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele et!

Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok

iyi bilir.   Tebliğ İslam ın yaşanılır

hale gelmesi için mücadele esaslarından birisidir ve mükâfatı da büyüktür.

Peygamberimiz buyuruyor: İnsanları doğru yola çağıran kimseye, kendisine

uyanların sevabı gibi sevap verilir. Ona uyanların sevaplarından da hiçbir şey

eksilmez. Başkalarını sapıklığa çağıran kimseye de, kendisine uyanların günahı

gibi günah verilir. Ona uyanların günahlarından da hiçbir şey eksilmez.

(Müslim, Abu Davud, Tirmizi)

Tanıtma faaliyetleri de İslam ın hâkim olması için önemli

bir görevdir. İslam ı anlatan eserler, öğrenilmesini temin eden kitaplar,

dergiler gazete ve televizyonlar tanıtma faaliyetlerindendir. Peygamberler

İslam ın tebliğ, tanıtma ve eğitiminde Allah ın insanlara bir lütfudur. Ali

İmran suresi 164: Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah ın ayetlerini

okuyan, (batıl ve kötü olan şeylerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen,

kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere

büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık

içinde idiler.

İslam ın yaşanması için O nun bilinmesi temel bir

görevdir. Rabbimiz buyuruyor: Alak suresi 1-5: Yaratan Rabbinin adıyla oku! O,

insanı bir alakadan yarattı. Oku! İnsana kalemle yazı yazmayı öğretip ona

bilmediklerini öğreten Rabbin sonsuz lütuf sahibidir. Peygamberimiz

(s.a.v)buyuruyor: İlim tahsil etmek her Müslüman erkek ve kadına farzdır.

(İbn Mace)

İslam ın tolumda yaşanmasının en önemli unsurlarından

birisi de siyasi gücün İslam ın emrinde ve hizmetinde olmasıdır. Bütün

peygamberlerin Allah tan istedikleri şeylerin başında iktidar nimeti

gelmektedir. Rabbimiz, peygamberimizi hak batıl mücadelesinde müşriklerin ve

batılın iktidarının yıkılması ve hakkın hâkim kılınması için fiziki iktidar

şartlarının da oluşturulası için onu eğitmiş ve şöyle dua etmesini emretmiştir.

İsra suresi 80-81: Ve şöyle niyaz et: Rabbim! Gireceğim yere dürüstlükle

girmemi sağla; çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana katından,

hakkıyla yardım edici bir kuvvet ve iktidar ver. Yine de ki: Hak geldi; batıl

yıkılıp gitti. Zaten batıl yıkılmaya mahkûmdur.   Destekleyici bir iktidar gücü olmaksızın

İslam dininin bütün yönleriyle yaşanması imkânı olmaz. Bu gücü İslam ın emrine

verecek olanlar, ben Müslüman ım diyenlerden başkası değildir. İslam da bu

görevin adına CİHAD denmektedir.  Ben

siyasete karışmıyorum, biz siyasetten uzağız, siyaset bizim işimiz değildir

diyenler tam bir cehalet içindirler ve bilmeden şerre hizmet etmektedirler.

Peygamberimizin yaptığı bir şeyi ben Ümmeti Muhammed denim diyen bir kimsenin

yapmaması Müslümanlık inanışıyla bağdaşmaz. Böyle bir insanın Müslüman lardan

sayılmayacağını bize bizzat Peygamberimiz haber vermektedir: Sabahladığı zaman

en büyük maksadı dünya olan bir kimsenin Allah (c.c) yanında bir değeri yoktur.

Kim Müslümanların emriyle (siyaset, idare, hukuk ve diğer işleriyle)

ilgilenmezse o onlardan sayılmaz. Kim de bir zorlama olmaksızın kendi isteğiyle

kendini zelil ve hakir bir konuma düşürürse o bizden değildir . (Taberani)

Bu görevi bir arada ancak Milli Görüş mensupları

yapmaktadır. Bir Müslüman ın bu görevleri yapanlardan olması için beş görevi

yerine getirmesi gerekir. Bunlar: 1- Şahsın hukuki ve sosyal durumuna göre

üyesi olabileceği Milli Görüşçü kuruluşlardan birisine üyelik kaydını

yaptırması. Hukuken üye olma engeli olmayanların Saadet Partisi ne,

diğerlerinin de kendileri için uygun olan MİLKO ya üye olması, 2- Üyesi olduğu

kuruluşun başkanından hizmet ve teşkilat görevini alması ve özümsemesi, 3- Üye

olduğu kuruluşa maddi katkıda bulunması, aidatını düzenli olarak ödemesi, 4-

Milli Gazete başta olmak üzere Milli Görüşü destekleyen yayınlara abone olması,

okuması ve başkalarına okutması, 5- Üretim yapması, yani davaya yeni elemanlar kazandırmak

için gayret içinde bulunması görevleridir. Sayılan bu beş görev yapılmadan, yukarıda sayılan dört görevi yerine

getirmek imkânı yoktur. Bu görevin ittifak halinde, teşkilatlı bir şekilde

yapılması inancımızın gereğidir.  Saf

suresi 4: Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi(ümmet ve teşkilat

olarak) saf bağlayarak savaşanları sever.

Güncel Yanılgı

Müslüman bir fert ve toplum bilmelidir ki batıl bir

gayeye hizmet eden siyasi kadrolar kim olurlarsa olsunlar, bunlarla hak bir

gayeye ulaşılamaz. Bunlar abdestinde, namazında olan insanlardır kabulü

neticeyi değiştirmez. Şer bir işi kim işlerse işlesin şerdir. Batılı kim

yürütürse yürütsün batıldan topluma fayda gelmez.

Güncel yanılgının ne olduğunu Erbakan hocamızdan

dinleyelim: Bizim milletimiz bin yıl inancıyla yaşamış, inancı için canını

vermiş bir millettir. Ondan dolayı inancına karşı bir tavır takınılmasını da

istemiyor, hoşlanmıyor. Mesela Halk Partisi (CHP) oy alamıyor. Onun bir takım

faaliyetlerine millet iyi gözle bakmıyor. Hiçbir zaman bu güne kadar yaptığı

icraatlardan dolayı % 20 yi aşması mümkün olmuyor. Milletin % 80 i, 90 ı, büyük

çoğunluğu dine saygı istiyor. Dine saygı istediği için bakıyor bütün partilere,

Halk Partisinin (CHP)  üzerini çiziyor,

istisnalar başka- bu olmaz diyor. Geriye kalanlara baktığı zaman SAADET

PARTİSİ mevcut ve ben Saadet Partisine inanıyorum, Saadet Partisinin bir

mensubuyum, Saadet Partisinin oy oranı düşük, AKP nin oy oranı daha yüksek,

Saadet Partisine oy verirsem CHP iktidara gelir, Onun iktidara gelmemesi için

ehveni şer olarak, ben Saadet Partili olduğum halde AKP ye oy veriyorum diyor.

Bunu birçok yerden duyduk. Şimdi bu yanılgıda yapılan çalışmalarla ortadan

kalkıyor. Bu bir yanılgıdır. Bu propagandalar yapılıyor. Diyorlar ki biz de

hocanın talebeleriyiz, biz de Milli Görüşçüyüz. Hoca çok akıllı bir adam, iki

partiyle çalışıyor diyorlar.  Bunu benim

bulunduğum yerde de söylüyorlar. Ben onlara diyorum: Hoca dediğiniz ben

değimliyim Ben hiç Irak ta bir milyon insanın ölümüne karar verir miyim, ben

hiç İMF ye teslim olalım, AB uyum komisyonunun emirlerine uyalım, Avrupa

Birliğine girelim, İslam Medeniyetini bırakıp Hıristiyan medeniyetine tabi

olalım der miyim. Bunları niçin bana bulaştırmaya kalkıyorsunuz. Bun buradayım,

ben Milli Görüşçüyüm ve Saadet Partisi ne oy vermemiz gerektiğine inanıyorum ve

size bunu söylüyorum. vesselam.