11 Eylül sonrası bizlere yönelik davranışlarda çok yönlü olarak değişiklik oldu ve biz bunun farkındayız. Arap ya da Müslüman görünce terörist demeye başladılar. Müslümanlara bakışları değişti. Artık her şeyi arıyorlar ve özellikle bizleri. Çöpler bile artık şeffaf torbayla atılır oldu.
Sorbon Üniversitesi öğrencilerinden Merve Şeyh Yusuf, Fransa‘da Müslüman olarak yaşamanın nasıl bir duygu olduğunu, karşılaştıkları zorlukları ve isyanı gazetemize değerlendirdi:
Fransa‘da mı doğdunuz?
Hayır, Fas‘ta doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Fas‘ta tamamladıktan sonra yüksek öğrenimde bulunmak üzere Fransa‘ya geldim. Yedi yıldır Fransa‘dayım şu an da yüksek lisans yapıyorum ve daha sonra mimarlık üzerine doktorası yapacağım .
Fransa‘da Mağrib asıllı olarak kendinizi dışlanmış hissediyor musunuz?
Evet, çok... Hem de çok. Fransızlar "biz sizi seviyoruz" derler, ancak bu doğru değil. Bizlerden hoşlanmıyorlar. Gerçi başlangıçta, ülkelerine gittiğinizde önce "hoş geldin" diyerek sıcak karşılıyorlar, samimi davranırlar ama daha sonra bu davranışlarının geçici olduğunu görürsünüz. Yani; başlangıçta onları nazik bulursun ancak zaman geçtikçe değişir, düşündükleri gibi davranmaya başlarlar. Ben 7 yıldır buradayım, tanıdığım Fransızların hemen hemen hepsinin tavırlarında büyük bir değişiklik oldu. Aralarında gazeteci, mühendis ve öğretmenlerin bulunduğu birçok insanla tanıştım... Ve bir çoğunda bu tutumu gördüm. Aslında onlardan hiçbir şey istekte bulunmam, tam tersi büyük oldukları için onlara ben yardım eder, saygı gösteririm.
Ancak sonuç itibarıyla; Araplar ve Müslümanlara karşı gösterdikleri dostça davranışın tamamen yüzeysel ve görüntüden ibaret olduğunu söyleyebilirim. Bunda da Fransa‘ya çalışmak için geldiğimiz yönündeki düşünceleri önemli rol oynuyor. Fas‘ta doğmuşmuş olmam dolayısıyla Fransa‘da doğan çocuklardan farklı bir durumdayım.Çünkü, bu ülkede doğan Faslıların Fransız toplumunda yeri yoktur. Genç nesil şaşkınlık içerisinde. Ne yapacaklarını bilemez bir durumdalar. Öyle ki aileleri Fransa‘ya gelmişler, çalışmışlar ve hatta ölmüşler. Fransa onları kullanmış, onlardan istifade etmişler ama göçmenleri hiçbir şekilde Fransız olarak nitelendirmemektedir.
Diğer yandan Faslılar da Fransa‘da doğan bu nesli Faslı olarak görmüyor. Ne Fransa‘da ne de Fas‘ta kabul görüyorlar. Ben böyle bir şey hissetmiyorum. Çünkü sadece eğitim için Fransa‘da bulunuyorum. Amacım Fransızlardan aldığım ilmi ülkeme vereceğim. Fransa‘da kalmak istemiyorum. Müslüman olduğumuz için bu ülkede farklı muamele görüyoruz. Yine de Fransa diğer Avrupa ülkelerinden daha iyi olduğunu düşünüyorum.
Sizi rahatsız eden daha çok halkın bakışı mı yoksa kamusal bakış mı?
Bizi en çok rahatsız eden toplumun bakışıdır. Bu konuda az da olsa şanslı olduğumu düşünüyorum çünkü bayanım. Faslı veya Arap erkeklere her an pasaport sorulabilir. Fransızlar metro girişlerinde herkesi aradıklarını söylüyorlar ancak bu doğru değil, sadece Arapları ve siyahları arıyorlar. Mesela, çanta taşıyan Fransızlar aranmazlar. Polisin sadece şüphelendikleri kişileri araması gerekiyor. Ancak, işin ilginç yanı; aranan kişilerin ten renginin hep farklı olmasıdır. Bazen Fransız olduğumuzu hissediyoruz çünkü Fransızların ödedikleri bütün vergileri ödüyoruz. Onlar da sosyal güvenlik ve sağlık gibi bazı hizmetleri bize sunuyorlar. Ancak gerçek hayatta Fransız olduğumuzu hiçbir biçimde hissetmiyoruz. Aslına bakılırsa Arap ve Müslüman olmamdan dolayı guru duyuyorum, Fransız olmak istemiyorum. Daha önce de belirttiğim gibi, rahat bir şekilde yaşıyorum, bu da bayan olmamdan kaynaklanıyor. Sokaklarda veya metroda aranmıyorum yalnız bu söylediklerimi bir erkeğin de söyleyebilmesini isterdim.
Bir gün tuhaf bir olay yaşadım, akrabalarımdan biri evlendi. Allah, onlara rahat bir hayat verdi, Paris‘in lüks semtlerinden birinde güzel bir ev aldılar. Onu tebrik etmek için evine gittim. Evin tam olarak nerede olduğunu bilmediğim için yoldan geçen yaşlı bir kadına üniversite sokağının nerede olduğunu sordum. Yaşlı kadın "ah, siz Arapsınız!" dedi. "Evet" diye cevap verdim. Yaşlı kadın "Ben Araplarla ve Müslümanlarla konuşmam" dedi. Yaşlı neslin genel olarak bize bakışı bu şekildedir. Fakat genç nesil daha iyi ve böyle düşünceler taşımıyor.
Mağriblileri isyana sürükleyen etkenler nelerdir?
İsyanın sebebi olarak yabancıların büyük baskı altında yaşamaları olduğunu düşünüyorum. Yabancılar da, kendilerinin toplumun marjında yaşadıklarına inanmaktadırlar. Fransa‘da doğan ve büyüyen nesil buna inanıyor. İçişleri Bakanı Sarkozy "Banliyöleri temizleyeceğiz, ayak takımı sınıfını yok edeceğiz" şeklinde bir beyanat vermişti. Bu beyanat kabul edilebilir bir beyanat değildir. Buradaki yabancı asıllı gençler için kaygı kaynağı işte bu anlayıştır. Fransa‘da doğmuşlar, Fransız kimliği taşıyorlar ancak yüzde yüz Fransız olduklarını hissetmiyorlar. Buna da Bir de üstüne üstlük bu duyguların üzerine Sarkozy‘nin sözleri eklenince daha da umutsuz duruma düştüler.
Bu arada, Fransız yasalarında bir takım değişiklikler oldu. Eskiden 5 yıl okuduktan sonra iki yıl çalışırsanız on yıllık ikamet izni alabilirdiniz ve sonra Fransız vatandaşı olabilirdiniz. Şimdi sadece 3 yıl veriyorlar ve vatandaşlık hakkı vermeyi çok zorlaştırdılar. Tabii ki bu onların hakkı, diledikleri kararı verebilirler.
Etnik köken, dil ve din... Bunların hangisi dolayısıyla en çok dışlandığınız hissediyorsunuz?
Dil ile ilgili olarak bir sorun yok ancak ırk ve din yönünde eski nesilde bir problem var. Allah‘a hamdolsun ki genç nesil Arapları ve Müslümanları kabul edip onlara saygı duyuyor.
İsyan bitmiş gibi görünüyor. Gerçekten bitti mi yoksa buzdolabına mı kaldırıldı?
Bu olayların son olması için Allah‘a dua ediyorum. Çünkü sonuçta bu şekilde bizi dinlemeyecekler. Umarım her zaman diyalog olur ve bugün gelinen noktaya bir daha gelinmez. Kimse şiddeti istemez çünkü onunla hiçbir şey çözülemez. Fransa‘nın özgürlük ve eşitlik ülkesi olduğunu söyleyen Fransızlar, Müslümanlara ve Afrika‘dan gelen gayri Müslimlere saygı duymalıdır. Babam ve annem beni Fransa‘da okumak için teşvik ettiler ancak buraya gelince mevcut durum beni şaşırttı.
11 Eylül saldırılarından sonra Müslüman ailelere karşı ne gibi tutum izlemeye başladılar?
Bizlere yönelik davranışlarında çok yönlü olarak değişiklik oldu ve biz bunun farkındayız. Arap ya da Müslüman görünce terörist demeye başladılar. Müslümanlara bakışları değişti. Artık her şeyi arıyorlar ve özellikle bizleri. Çöpler bile artık şeffaf torbayla atılır oldu.
Merve‘nin kardeşi Rabat Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi Öğrencisi Tarık Şeyh Yusuf:
Irkçı öğretmen yüzünden Fransa‘daki öğrenimimi tamamlayamadım
Fransa‘da eğitiminizi tamamlamanıza engel olan olayı anlatır mısınız?
Fas‘ta lise öğrenimimi tamamladıktan mimarlık ve mühendislik eğitimi almak üzere Fransa‘ya gittim. Birinci sınıfta öğretmenler ile bir takım problemlerimiz oldu ancak zor da olsa sınıfımı geçtim. İkinci sınıfta okula başladıktan bir ay sonra ana ders öğretmenlerinden biriyle problem yaşamaya başladım. Bu problemin sebebi, öğretmenimizin ırkçı oluşuydu. Faslı öğrencilerin tümü o dersten kaldılar. Bizden sonra gelen Arap öğrenciler de sınıfı geçememişler. Çözümü Fas‘a geri dönmekte buldum. Denkliğimi etkin hale getirip, geçen seneden bu yana eğitimime Rabat‘ta devam ediyorum.
Fransa‘daki göçmenlerin isyanı hakkında neler söyleyeceksiniz?
İsyan, oradaki gençlerin yaşadıklarına göre normal bir tepkidir. İçinde bulundukları sıkıntıları anlatmak için tek çare olarak bu tür bir tepkinin kaldığını düşünüyorum. Fransa‘da bu konuyla alakalı ilginç olaylar yaşadım. Yanımda kimliğimi ispatlayan herhangi bir pasaport veya nüfus cüzdanı taşımadığım halde Fransa polisi hiçbir kere beni durdurmadı. Bu görüntüye ait bir uygulamadır. Çünkü benim görüntüm Araplara benzemiyor, öyle ki Avrupalılar gibiyim diyebilirim. Ancak çok net bir şekilde Arap görüntüsüne sahip olan arkadaşlarım sürekli Fransa polisi tarafından durduruluyor, sürekli olarak kimlik kontrolü yapılıyor. Arap ve Afrika asıllılar her zaman şüpheli kişiler olarak görülüyor. Bu gençler 2. Dünya Savaşı‘ndan sonra savaşın yıkımından kaynaklayan mesken eksikliğini kapatmak için inşa edilen banliyölerde oturuyorlar. Ancak yeterli ilgiyi göremeyen bu banliyöler sadece yatmak için kullanılabilir, bir konumdaydı. Banliyölerde oturan kesimin fakirliği yetmişli yıllarda patlak veren petrol problemi dolayısıyla artış göstermiştir. Bununla birlikte banliyöde büyüyen gençler başarılı olup Fransa‘da lise diplomasına sahip olduysalar da onlara yönelik bakış değişmedi. Fransızlar bu gençlere, aşağılayıcı hatta ırkçı bir bakışla bakıyorlar. Fransa‘daki Fransızlarla, yabancı asıllı Fransız vatandaşları arasında korkunç bir ayrımcılık var. İki kişi aynı işe başvurursa yabancı asıllı Fransız vatandaşının daha iyi tahsili olsa dahi Fransız asıllı tercih edilir. Bütün bu problemler daha önceden de vardı ancak 11 Eylül saldırılarından sonra fazlasıyla gün yüzüne çıktı. Öyle ki Araplara ve Müslümanlara Avrupa‘nın bakışı bundan sonra oldukça fazla değişmişti. Bunu bizzat kendim de yaşadım. 11 Eylül olaylarından bir hafta önce Avrupa turuna çıkmıştık . Her şey normal idi ve Avrupalıların bize karşı gösterdiği muamelede düşmanlık yoktu. Olaylar olduktan sonra yine Avrupa‘ya gitmiştim ancak bu sefer çok büyük problemler yaşadım. Bunun sebebi medyadır. Avrupada‘ki medya siyasallaştırılmış ve yönlendirilmiş durumdadır.
Sorbon Üniversitesi öğrencilerinden Cezayirli Ahmia Sabiha:
Bence, Fransa‘da diyalog problemi var
Sabiha: Bence isyan bitmiş ancak problem henüz bitmemiştir. Sanırım bu problem kısa zamanda çözülmeyecektir ancak olaylara karışan gençlerle diyaloğa girmenin çözümün bir parçası olacağına inanıyorum.
Fransa‘da mı doğdunuz?
Hayır, Cezayir‘de doğdum. İlk, orta ve üniversite tahsilimi ülkemde yaptım. Şimdi Sorbon Üniversitesi Mimarlık bölümünde yüksek lisans öğrencisiyim.
Fransa‘da Mağrib asıllı olarak kendinizi dışlanmış hissediyor musunuz?
Bu sorunuza iki türlü cevap verebilirim. Hayır, çünkü Fransızcayı anadilim gibi biliyorum, onu çok küçükken öğrendim. Fransa‘yı, Paris‘i seviyorum ancak vatanımın yeri bir başka. Evet diyorum, çünkü ülkemde yaşamıyorum. Öncelikle, yasadışı eylemlerde veya ters davranışlarda bulunmadığım için polisin tutumu bakımından Fransızlarla aramızda bir fark olduğunu hissetmiyorum. Fakat, Fransız toplumunun Müslümanlara bakışının bizi en çok rahatsız eden şey olduğunu söyleyebilirim. Tabii ki bütün toplumun böyle olduğunu söyleyemeyiz, ancak bir takım insanlar, bütün Müslümanların terörist olduklarını düşünüyorlar. Bu durumdan tabii ki rahatsızım. Ancak, Allaha şükürler olsun ki böyle düşünmeyenler de mevcut.
Bunun dışında bizi rahatsız eden başka bir husus da; bazı Fransızların, Arapların ve yabancıların Fransa‘da düzeni bozmak için bulunduklarını düşünmeleri ... Bu doğru değil çünkü yabancıların çoğu yasalara göre hareket ediyorlar. Dolayısıyla, Fransız toplumunun Araplara ve Müslümanlara bakışının değişmesini temenni ediyoruz çünkü bu bakış rahatsız verici bir bakıştır. Fakat bu düşünce bakış tarzı, daha önce de belirttiğim gibi herkesin bakış tarzı değildir.
Şu gerçeği de vurgulamak istiyorum: Fransız toplumundaki gençler, yabancılara karşı daha yakın duruyor. Çünkü Arap gençleriyle ilişkileri daha iyi ve daha kuvvetli.
Öğrenim sırasında herhangi bir ayrımcılıkla karşılaşıyor musunuz?
Hayır, üniversitede hiçbir şekilde kendime ayrımcılık yapıldığını hissetmedim. Öğretim görevlileri, bizlere karşı çok insani bir yaklaşım sergiliyor ve yabancı öğrencilerle- Fransız öğrenciler arasında ayırım yapmıyorlar. Dolayısıyla şahsen ben, Fransız öğrencilerle aramda bir fark hissetmiyorum .
Gençlerin tepkilerini Fransız toplumuna duyurmaları için bu tür isyan son çare miydi?
Hayır, bence bu son çare değildi. Başka birçok yolun olduğunu, arabaları yakmanın bir çözüm olmadığını düşünüyorum. Ayrıca sıradan insanların araçlarını yakmanın, onlara zarar vermenin ne mantığı olabilir ki?
Etnik köken itibarıyla dışlandığınızı düşünüyor musunuz?
Fransızlar, her Arap‘ın Müslüman ve her Müslüman‘ın da Arap olduğunu düşünüyorlar ancak bu doğru değil. Anlatıldığı gibi, bütün Fransızlar Arapların ve Müslümanların beceriksiz olduklarını düşünmüyorlar. Hamdolsun ki, tanıdığım Fransızların Araplara ve Müslümanlara bakışları mantıklı. Arapları ve Müslümanları kötü olarak nitelendiren insanlarla henüz tanışmadım.
İsyan bitmiş gibi görünüyor. Gerçekten bitti mi yoksa buzdolabına mı kaldırıldı?
Bence isyan bitmiş ancak problem henüz bitmemiştir. Sanırım bu problem kısa zamanda çözülmeyecektir ancak olaylara karışan gençlerle diyaloğa girmenin çözümün bir parçası olacağına inanıyorum.
Fransa izlenimleri...
Fransızlar, en ufak bir yardımınızda defalarca teşekkür ediyorlar.
"Çimlere basmayınız, çimlere basmak yasaktır" şeklinde uyarı levhası bulunmuyor. Herkes sere serpe çimlere uzanıyor, piknik yapıyor, hiçbir görevli onlara müdahale etmiyor.
Yayalara saygı çok ileri boyutta. Bir yaya yola adımını atar atmaz, araç ona yol veriyor.
Korna sesini neredeyse duymak imkansız gibi bir şey
Sürücüler, trafik kurallarına azami derecede uymaya çaba sarf ediyorlar. Ayrıca, cezaların caydırıcı niteliği bulunuyor.
Güneşe dayanamıyorlar. Güneşi görür görmez, güneşlenmeye çalışıyorlar.
Hayat standartları Türklere oranla yüksek.
Oyun sahaları, parklar ve bahçelerin yoğunluğu dikkat çekiyor.
Bisiklete binen insan sayısı oldukça fazla. Hatta insanların bisiklete binilmesi de teşvik ediliyor. Bisikletlerin park edilmesi için özel alanlar var.
Yollar, alt yapı, ve sosyal hizmetler bakımından ileri düzeydeler.
Karşılaştıklarında üç kez öpüşüyorlar.
Fransızların yanlarında yabancı bir dille konuşulduğunda rahatsız olduklarını yüz mimiklerinden anlayabilirsiniz.
Metroların ve büyük alış veriş merkezlerinin önlerinde M-16 benzeri makine tüfeklerle nöbet tutan askerler var.
Türkiye‘ye oranla daha az açık ve dekolte giyim tarzı var...
Faslı Üniversite öğrencisi Najoua Ezaari:
Ayrımcılıkla karşılaşmadım
"Ben, yaklaşık bir yıldır Fransa‘dayım ancak bugüne kadar ayrımcılıkla karşılaşmadım. Yabancı olduğum için herhangi bir olumsuz muameleye maruz kalmadım. Belki bunda görünüş olarak yabancılara benzemiyor olmam ayrıca Fransızca ve İspanyolcayı çok iyi düzeyde konuşuyor olmam etkili olabilir ama sonuç olarak kesin olarak şunu söyleyebilirim: Şu ana kadar ayrımcı bir muameleye maruz kalmadım".
Fransa İslâm Konseyi (CRCM)Birinci Başkan Yardımcısı Abdulhak Nabaouı:
Biz bu ülkenin bir parçasıyız
Fransa‘da Müslümanların içinde bulunduğu son durum hakkında bilgi verir misiniz?
Sorunuza cevap vermeden, Türkiye‘deki kardeşlerimi selamladığımı belirtmek istiyorum. Ben Türkiye‘yi ve Türk kardeşlerimi çok seviyorum. Fransa‘da bazı engellerin ve problemlerin olmasına rağmen Müslümanların genel olarak iyi durumda olduğunu söyleyebilirim. Bana göre mevcut problemlerin olması da çok normaldir, çünkü Fransa‘da önceden Müslümanlar, Yahudiler ve diğer gruplar yoktu. Sadece son 50 - 60 yıl içinde sayıları çoğaldı. Dolayısıyla ufak tefek problemlerin yaşanması tabiidir. Daha önce kimse her şehirde camilerin bulunacağını hayal bile edemiyordu. Birisine camilerin olacağını ve gençlerin bu camileri dolduracağını söylemiş olsaydın sana gülerlerdi. İnsanların hedefi yoktu ve vakitlerini meyhanelerde geçiriyorlardı. Ancak hamdolsun ki şu an nereye gidersen Allah‘a ibadet edilen camiler var.
Bu ülkenin bir parçası olduğunuzu hissediyor musunuz?
Kesinlikle. Biz bu ülkenin bölünmeyen bir parçasıyız. Bu ülkeye, bu vatana sonuna kadar hizmet vermek istiyoruz. Çünkü İslam‘ın hayır dini olduğuna inanıyoruz. Bundan yola çıkarak yaşadığımız bu ülke için hayırdan başka bir şey istemeyiz çünkü biz Müslümanız ve herkesin iyiliğini isteriz.
11 Eylül ve karikatür krizi sonrası size karşı olan davranışlarda herhangi bir değişim oldu mu?
Şüphesiz ki, 11 eylül saldırıları bütün dünyayı; İslam dünyasını da Batı dünyasını da etkilemiştir. Ancak bu saldırılardan Batı dünyasını daha fazla etkilenmiştir. Hamdolsun ki Müslümanlar bu öfkeyi akıllıca ve zekice iyi yöne çevirdiler. Bu zorluğun içindeki bir hediyedir. İnşallah buradaki yaşanan problemleri çözmek için hikmetle ve iyi öğütle çabamızı sarf edeceğiz.
Yine de size karşı olan bu tutum değişikliğinde sizin davranışlarınızdaki bazı yanlışlarında rol oynayabileceğini düşünüyor musunuz?
Şüphesiz ki Müslümanlara zarar veren bazı davranışlar az sayıdaki aşırıya giden insanlar tarafından sergilenmektedir. Buradaki Müslümanlar, kendilerine, çocuklarına ve yaşadıkları topluma karşı sorumluluklarının olduğunu hissetmelidir . Bir Müslüman yaşadığı toplumda olumlu bir biçimde olmalıdır. Bu şekilde diyalog kurarak, şartlarımızı değiştirebiliriz.
Yeni nesilde kimlik bunalımı yaşanıyor mu?
"Problem yok" diyemeyiz. Bazı gençler dışlanmış olduklarını hissediyorlar. Son zamanlarda patlak veren olaylarda bazı gençler arabaları ve toplu taşıma araçlarını yakmıştı. Bu olayların patlak vermesi gençlerin dışlanmış olduklarını hissetmelerinden kaynaklanmıştır. Bu gençlere şunu söylüyoruz : "Siz Fransızsınız ve burası sizin ülkenizdir. Görevlerinizin ve haklarınızın olduğunu bilmeniz gerekir Bu gençler kendi şartlarını değiştirmek için siyasi partilere girmeli. Demokratik ve özgür bir ülkede yaşıyoruz, olumlu olmalıyız."
Yalnız bu gençler, dışlanma dahil isyanları için bir çok gerekçe sıralıyorlar...
Doğru; bu his mevcuttur ancak sorulması gereken soru şu kendimizi, şartlarımızı nasıl değiştirebiliriz?" Sürekli olarak dışlanmış olduklarını hissetmemeliler. Buradaki İslami kurumlar ve Müslümanlar bu gençleri doğru yöne yönlendirmelidir. İnşaallah bu duruma geleceğiz.


