Müslüman mahzundur

Abone Ol

Evladı ölen, evladıyla gömülmez zannediyorlar. Bir insanın, anne ya da baba olarak hayatta kalabilmesi için bir evlada sahip olmaları gerektiğini bilmiyorlar. Memleketi yıkılan, hafızasını yitirmez sanıyorlar. Hayatın ona bir çocukluk bir de güzel tüm hatıraları borçlandığını bilmiyorlar. Yoksul olanın nefes almakta zorlandığını, hastası olanın nefes alamadığını bilmiyorlar. Hakkı gasbedilenin, hakka dair inançsızlığını bilmiyorlar. Cehaletin milyonlarca ocağı söndürdüğü hakkında hiçbir fikirleri yok. Yahut mülteci olmanın, vatansız kalmanın, esaretin ne manaya geldiğini idrak edemiyorlar. İfsat bataklığına saplanmış bir gencin hikâyesini dinlemenin maliyetini hesap edemiyorlar. Ya da intihar eden bir cehennemliğin, cehennemlik olduğunu… Bomba seslerini, kapitalist köleliği, salgın hastalıkla ölenleri…

Müslüman samimidir. Müslüman idrak sahibidir. Müslüman acı gerçekleri bilip, acı gerçekler yokmuş gibi davranamaz. Müslüman ümitvar olacağım derken acı çekenlerden uzaklaşamaz. Tozdan topraktan kaçamaz. Ölüm konuşulunca huzursuz olamaz. Daha iç açıcı konulardan konuşalım diye bir geçiş cümlesi yoktur Müslüman’ın… Pollyanna gibi bir dindarlık olamaz. Derdi çekenle dert çekeceksin. Bin kilometrede ötede Çad’da yaşanan fakirliği ve izzetsizliği dert edeceksin! Bir gün bir uçağa binip Nijer’e gideceksin bir Kurban organizasyonu için… Bir şiir dinleyecek ve ağlaya ağlaya inleyeceksin, paramparça şehit edilen Gazzeli çocuklar adına… Çin zulmü altındaki Müslüman kardeşler için susmaya yemin edeceksin belki de… Sanal kumara bulaşan komşunun oğluna yetişemediğin için can çekişeceksin… Etinden parça koparacaklar fuhuş bataklığındaki nesilleri gördükçe… Yüreğin soğumayacak Yahudilerden alacağın intikamı düşlerken… İranlı kız çocukları, Lübnanlı mazlumlar, Suriyeli analar, Iraklı bacılar, Mısır’daki ihvanlar, Afrika’da hiçe sayılan hayatlar…

Mahzun olmak imandandır. Mahzun olmak, idrakin bir sonucudur. Hayatı, hakikatleri idrak eden insan mahzun olmaktan kendini alıkoyamaz. Ne buyurdu Resul-ü Zişan Hazretleri… “Siz benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.” Ağlamamak, bilmemek ile alakalı bir durumdur. Cehalet mutluluktur. Umutlu olmak, mahzun olmaya engel değildir. Müslüman’ın mutlu olmak gibi bir davası olamaz… En azından dünyada… Bizim mutluluk beklentimiz sadece Rabbimizin rızasındandır. Ahiret yurdundandır… Biz bu dünyaya hüzünlenmeye geldik. Azınlıkların şehadetine, çoğunlukların gafletine, kendimizin akıbetine şahitlik etmeye geldik. Kim ne ekerse onu biçer. Ekip biçip, Rabbimize döneceğiz.

Mutlu olmak bir hedef hayal olamaz. Çünkü burası dünya… İdrak sahibi olan kimse burada mutlu olamaz.

Mutlu olmak veya olmamak sadece bireyin kendi yaşadıkları ile bağlantılı değildir. Dertsiz insan yoktur, imtihan türlü türlüdür ama say ki adamın hiçbir derdi yok. Çok mutlu. Her şey yolunda… Dört dörtlük bir hayatı var. Hatay’da selde vefat eden canlara ve ailelerine üzülmeyecek mi? Tunceli’de Gülistan’ın, Van’da Rojin’in öldürülmesine üzülmeyecek mi? Atanamayan öğretmenlerin, zincir marketlerde kasiyerlik yapmasına üzülmeyecek mi? İslam coğrafyasındaki mazlumların haline üzülmeyecek mi? Sapkın ideolojiler uğruna ömürlerini tüketen zavallıları görünce üzülmeyecek mi? Yoksul insanları görünce üzülmeyecek mi? Hastaneleri görünce üzülmeyecek mi? Cezaevlerini, huzurevlerini görünce üzülmeyecek mi? Her şeyi geçtim mezarlıkları, hele ki isimsiz mezarları görünce üzülmeyecek mi? Ya da soruyu şöyle soralım. Dünya üzerinde yaşanan acı türlerinin çok çok küçük bir kısmını saymamıza rağmen, bu acılara üzülmeyen, sadece kendi hayatı odaklı bir kişinin idrak sahibi hatta insan olduğunu söyleyebilir miyiz?

Hasılı

Müslüman, dünyada mahzun olmak zorundadır. Müslüman, başkasının derdiyle dertlenmek zorunda olduğu için mahzun olmak zorundadır. Müslüman’a bu dünyada kalıcı rahat yoktur. Daimi mutluluk yoktur. Anlık sevinçler yaşanabilir tabii ama… Bir acı gelir aklına… Yine mahzun olur Müslüman… Ağlamaktan çekinmeyin… Ağlamak iyidir. Ağlamak kalbi, ruhu arındırır. Mahzun olmak, enaniyete engeldir. Nefsi terbiye eder. Korkmayın hüzünlenmekten… Siz bu kadar acının bulunduğu bir kâinatta mutlu olmaktan, umursamaz olmaktan, vicdansız olmaktan korkun canlar… Allah’a emanet olunuz.