Müslüman Mahallesinde Salyangoz Satanlar

Abone Ol

Bir TV kanalında yayınlanan dizide, imamlık mesleğini küçük düşürücü bir karakterin ekranlara getirildiğini biliyorsunuz, sanırım. Rol gereği de olsa, halk nazarında saygınlığı olan imamlarımıza karşı yapılan yakıştırmalar bu mesleğin itibarını zedelemektedir. “İmamlar da kötülük yapar” algısını oluşturacak bu tutum imamlarımızla birlikte Müslüman halkımızı da rencide edici, aşağılayıcı bir özellik taşımaktadır.

Her toplumu ayakta tutan manevî dinamikler vardır. Bu dinamizmi sağlayan imamlarımız toplumda saygın bir yere sahiptirler. Onları saygın yapan şahıslarından çok temsil ettikleri yüce değerlerdir. İmamlara yönelik incitici tutumun toplumdaki karşılığı iyi hesap edilmelidir.

Toplumumuz, bu hassasiyetini her zaman muhafaza etmiş, imamlara yapılan aşağılayıcı davranışları kendisine yapılan bir hakaret olarak görmüştür. Hocaların halkın gönlünde bir başka yeri vardır. Bizim oralarda yaygın bir fıkra var: Bir sarhoşa, “Bugün hoca da meyhaneye geldi” demişler. “Eyvaaah!” demiş sarhoş, “Keşke hoca bozulmasaydı!”

Toplum hocalarımıza bu hassasiyetle bakar. Onların yanlışlarını yayıp afişe etmez. Diyanet görevlilerinin zaten âmirleri var. İslâm’ın temsili konusunda bilgilendirmeler yapıyorlar. Her gün toplum karşısına çıkan imam hatiplerimiz zaten devamlı cemaat tarafından denetleniyor.

İmamlar da insan. Bizim içimizden çıkan kişiler. Şüphesiz onların da hata ve yanlışları olur. Ehil olanlar, münasip dille hata ve yanlışları düzeltmeye çalışırlar. Ama bu hiçbir zaman incitici ve hakaret edici noktaya ulaşmaz. El âleme duyurulmaz, yaygınlaştırılmaz. O görevin hassasiyeti böyle yapmayı gerektirir.

Dizi Büyük Tepki Aldı

Türkiye’deki sinema sektörünün toplumumuzun inanç ve kültürüne olan yabancılığı biliniyor. Baştan beri hoca tipleri çoğunlukla incitici ve hakaret edici bir üslupla yansıtılır beyaz perdeye. Bu durum diziler için de söz konusu. Ancak son olay bardağı taşıran noktaya ulaşmıştır. Büyük tepki almasının sebebi budur.

DİB’in söz konusu diziye tepkisi sert oldu: “Cübbeyle, sarıkla ve bu kıyafetlerin taşıdığı değerlerle alay edilecek şekilde karakterize edilip küçük düşürülmesi asla tasvip edilemez.”

RTÜK, diziyle ilgili şikâyet yağmuruna tutuldu. En büyük tepki Millî Gazete Yazarı Bilâli Yıldırım’dan geldi. Yazar, “Bizi papazlarla kandıramayacaklarını anladıkları için ‘imam’la bozmaya çalışıyorlar” diyerek sorumsuz yayıncılara şöyle sordu:

“-Televizyon ve sinemayı silah olarak kullanan küresel teröristler varken size ne oluyor arkadaş! Neyin peşindesiniz Ülkeyi ahlâksızlaştırmayı başardınız. Evlilik kurumunun dibine kibrit suyu döktünüz. Gençlerin zihinlerini ipotek altına aldınız. Ahlâksız tekliflerle PR yapıp, bütün suçu Fatmagül’e attınız.” (Millî Gazete, 30. 10. 2014)

Ehli Sünnet Alimler Birliği Bölge Sorumlusu Abdülaziz Kıranşal, her türlü kötülüğün önünü açan hükümetleri eleştirerek, “İmamlara hakaret alçaklığın zirvesidir” dedi: “-İçkinin bakkallarda satıldığı, zinanın serbest olduğu, kumarın millîleştiği, faizin ihtiyaç kredisine dönüştüğü, domuzun kasaplık et olduğu, eşcinsellik ve ateizmin dernekleştiği yüzde 99’u Müslüman olan ülkemizde; başörtülü aşk filmlerinden sonra, imamlara hakaret eden diziler bu milletin değerlerine ve dinine adeta savaş açıldığının göstergesidir. İmamların, müftülerin, âlimlerin haysiyet, şeref ve misyonuna yapılan hakaret asla kabul edilemez.”

Türk Diyanet Vakıf-Sen Hatay Şube Başkanı Ahmet Öcal da söz, konusu diziyi hazırlayıp yayanları kınayarak RTÜK’ten dizinin derhal yayından kaldırmasını istedi.

Medya Sorumlu Davranmalı

Halkı Müslüman olan bir ülkenin medyası değerlerimize zarar verebilecek yayınlara karşı çok dikkatli davranmalı. Müslüman bir topluma hitap ettiğinin idrakinde olmalı. Kadrolarında İslâm’ı ve sosyal yapıyı iyi bilen danışmanlar bulundurarak yanlışa düşmemeye çalışmalı.

İmam ve cemaatin bilgi seviyesinin yükseltilmesi ve duyarlılığının artırılması için DİB,  İslâm’ı bütüncül bir anlayışla temsil edebilen bilgi ve donanıma sahip hocalar yetiştirmeli!

Diyanet-Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar, hocaları rencide edici film ve dizileri eleştirirken, “İmamlık peygamberlik mesleğidir” demişti. Öyleyse, hocalarımız Allah Resulü’nün (sav) insanlığa her alanda örnek olduğunu bilen bir hizmet anlayışı ortaya koymalıdırlar. Meselâ, Mus’ab Bin Umeyr (ra) Medine’ye davetçi olarak gönderildiği zaman -birkaçı hariç- oradaki her eve giderek insanları İslâm’a davet etmişti.

Bugün de güzel örnekleri çoğaltmaya ihtiyaç var. İstanbul Demircan Merkez Camii İmamı Vahdettin Güzel’in çalışmaları basına yansıdı. Vahdettin Hoca, “1.500 öğrenciye Kur’an eğitimi veriyoruz. Cemaatimiz dinini, diyanetini bilmek istiyorsa biz müezzin arkadaşlarla camide yatmaya hazırız” diyerek ideal bir sorumluluk şuuru ortaya koyuyordu:

“-İmamlar olarak görev yaptığımız yerin velisinden de, delisinden de sorumluyuz. Sadece camiye gelene değil, sarhoşa, berduşa vb. da ulaşmalıyız.” (Millî Gazete, 24. 7. 2014)

Böyle bir sorumluluk anlayışı cemaatin kalitesini yükseltecek, toplumda “din gönüllüleri”nin oluşmasına yol açacaktır. Bu dinamik yapı, meydanın boş bırakılmasını engelleyecek, Müslüman mahallesinde salyangoz satmak isteyenlere fırsat vermeyecektir. Unutmayalım ki, at sahibine göre kişner.