Müslüman Kürt Halkı İslâm milletindendir

Abone Ol

Epey bir süredir Kürt Halkı üzerinde yürütülen kampanyalar çok yönlü. Karşıtlar Kürtleri İslâm milletinden ve düşüncesinden uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Bunu tek taraflı düşünemeyiz. Bunlar âdeta Kürtleri koparmak, uzaklaştırmak için büyük bir çaba içindedirler.

Tarihe baktığımızda Kürtler İslâm milletinin çok önemli bir unsuru. Onlar İslâm dairesinde kalarak hayat bulmuşlar, kişiliklerini ve kimliklerini korumuşlardır.

Kavmiyetçiliğin İslâm milleti içine dadandırılması sonrası çok parçalı hâle gelindi. Türkler ile Araplar, Arnavutlarla Türkler birbirinden ayrıştırıldı. Bunun sonucu Arapların yaşadığı coğrafya Osmanlı’dan koptu. Balkanlar çözüldü. Türkiye Cumhuriyeti ırk eksenli bir yapı üzerine kuruldu. Irk psikolojisi ister istemez diğer Müslüman halkları olumsuz etkiledi.

Osmanlı devleti süresince hiçbir kavim asimile edilmedi. Her halk kendi dilini ve kültürünü yaşadı. Bu hem Osmanlı devletinin hem de İslâm milletinin bir zenginliği idi. Coğrafyamızın bir ucundan diğerine bir ruh ve can birlikteliği vardı.

Müslümanlar ırkçı emperyalizmin tuzağına düştüler, parçalandılar. Cumhuriyet rejimi milletimizi sekülerleştirme çabasına girdi. Belli kesimler bundan etkilendi. Özellikle doğu ve güneydoğu insanı bundan çok da etkilenmedi. Cumhuriyet rejiminin ve ideolojisinin çözemediği Kürtleri Kürt kavmiyetçiliği mücadelesine girenler başardı. Bu sefer cumhuriyet ideolojisinin ruhundan beslenenler şiddet ile karşı çıktı. Onları koparmak ve uzaklaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu, Kürtçülük davasını güdenlerin de işine geliyor.

Geçmiş zamanda Kürt halkının nasıl İslâm’dan uzaklaştırıldığı üzerinde çok durduk.

Kürtçü bir parti hedef alınırken topluca Kürtlere saldırılıyor.  Bu yapılırken Müslüman Kürt halkının öteleneceği uzaklaştırılacağı hesaba katılmıyor. Türkücülük bir ırk olgusudur. Bu, karşı tarafın ırkçılık ile Kürtçülük yapılmasına neden oluyor.

İslâm, kavmi bakışı yadsır, kesinlikle izin vermez. İslâm milleti dairesinden olan herkes kardeştir. Hatta bu, irsi kardeşlikten daha önemlidir.

Irkçı emperyalizm tuzağına düşüldükten sonra ciddi sorunlar oldu. Şu yakın zamanda çok tehlikeli bir konuma düşülmüş bulunuyor. Bir kan davasına dönüştürülüyor çekişmeler.

Irkçı, ulusalcı cephe özellikle bunu derinleştiriyor. Diğer kavmi cephe Türkiye partisi olamayacağını anlayınca Marksist ve sosyalistlerle el birliği yaptı.

İktidar partisinin kibirli, öteleyici ve cepheyi derinleştirici tutumu cephelerin birlikte hareket etmesine neden oldu. Hatta barajın altında kalıp kalamayacağı tartışılırken kimi kesimler barajı aşsın diye yüklendiler. Bu durum iktidar partisinin ayaklarının yere değmesini sağladı. Ancak diğer ırkçı parti öfkesini ve tutumunu sertleştirdi. Böyle olunca asla bir araya gelinemeyecek bir ortam oluştu.

Ne yazık ki İslâmî düşünceye mensup kesimler de Türkçü bir söyleme kapıldılar. HDP şahsında bütün Kürtler hedef alınıyor. Bu çok tehlikeli ve vahim bir durum. HDP’nin barajı aşmasının hayırlı bir tarafı oldu bir kere. Türkiye’nin parçalanma tehlikesi ortadan kalktı. Zaten Batıya göçmüş bulunan Kürtlerin olası bir Kürdistan’a gitmeyeceği ortada. O zaman yapılabilecek tek şey bu milletin yeniden bir düzlemde buluşmasını sağlamak. Çünkü İslam gibi çok temel bir değer bulunuyor. Modası geçmiş artık hiçbir karşılığı olmayan Marksist bir yaklaşım gene onları bir yere götürmez. Kimi Kürt milletvekillerinin Ulusalcı ve CHP’li milletvekilleriyle birlikte eşcinseller yürüyüşüne katılması İslâm’a bağlı Kürtleri rahatsız etti.

Müslümanların bütünleşmesini sağlayacak adımları atmak ve Müslüman kardeşliğin yeniden inşasından başak bir seçenek bulunmuyor. Bu da İslâmî bilince sahip kesimlere düşüyor.

Bu düzlemde İstiklâl Marşı konusunu bir sonraki yazımızda ele alacağız.