Müslüman kavramı ve yansımaları

Abone Ol

Suçun, aynı zamanda günahın bireyselliği evrensel bir ilke olarak bilinir olmasına rağmen, din, özel olarak İslâm söz konusu olduğunda "kollektif" bir yargı devreye giriveriyor. Suçun bireyselliği, hukuk, özellikle ceza Hukuku nda, dolayısıyla yasal düzenlemelerde (tedvin, cedification) tartışmasız kabul edilen evrensel bir hukuk kuralıdır. "Suçların ve cezaların şahsiliği" ilkesi bunu ifa eder.

Bu durum, zihniyet, düşünce, değerler dünyası, toplumsal ve siyasal örgütlenme, siyaset ve devlet olgusu kavrayışlarının tarihsel süreçte ne türden bir evrilme yaşandığını ve nasıl bir gelişim süreçlerinden geçildiğini de açıklamada anahtar rolü oynar.

Ruhsal ve bedensel olarak tefessüh etmiş, hatta utanmamanın da olumsuz (négative) bir değer, aynı zamanda erdem (erdemsizlik elbette) olduğu algı ve bilincini yitirmiş bir kimse/lerin "cinsel sapkınlık"ını, mesela müslüman/lara teşmil etmek böyledir. Çünkü "Müslüman" soyut, bir yönüyle de ideal olanı içkin bir kavramın işaret ettiği tüm somut varlıklar, bu kavramın sahip olduğu özle kolaycacık özdeşleştirilmezler. Somut ve gerçek varlık olarak Müslüman x, Müslüman kavramının mahiyetine göre tanımlanabilir, ona göre değerlendirilebilir, açıklanabilir ve yorumlanabilir. Ancak Müslüman x, Müslüman kavramının özünü aynıyla sahiplenemez, onunla özdeşleşemez ve onu bitiremez. Müslüman x Müslüman kavramının işaret ettiği anlamı sürekli araştırmak, keşfetmek, kavramak, yorumlamak, değerlendirmek ve gerçekleştirme çabası içinde olmak durumundadır. Duygu, düşünce ve zihin dünyasını, maddi ve manevi varlığını, Müslüman kavramının mahiyet ve amacı doğrultusunda kurmak, geliştirmek, donatmak ve anlamlandırmak yükümündedir.

Aslında bu durum Müslüman kavramı bakımından ne anlam ifade ediyorsa, Hıristiyan, Yahudi, Budacı, hatta tanrıtanımaz (ateiste) açısından da benzer anlamı ifade eder. Hatta ırk bakımından da benzer uslamlamada, akıl yürütmede bulunabilir. Sözgelimi tüm Çinliler ketum ve kindardır demek ne kadar anlamsız ve saçmaysa, bütün Türkler "barbar"dır (Avrupalıların hâlâ değiştiremedikleri önyargıdır bu) yargısında bulunmak da öyle anlamsız ve saçmadır.

Bırakın yazılmasını, anılmasını bile utanç duymadan hatırlanması mümkün olmayan bir gazete yazarının olayından hareketle yapılan saldırı ve buna karşı sözüm ona savunmalar gösteriyor ki, hâlâ ilkel bir duygu, düşünce ve zihniyetin bilinçaltı kalıntılarının tasallutu sözkonusudur. Saldırılar Müslüman kavramının işâret ettiği anlam ve amaç üzerinde herhangi bir teemmülde (düşünme ve çıkarım) bulunma gereği duymadan uslamlamalara dayanmaktadır. Ancak saldırıda bulunurlarken Müslüman x varlığını esas almak gibi temel bir yanlışın farkında bile değildirler. Oysa, şöyle veya böyle, iyiniyet ilkesi çerçevesinde kendileri de genel olarak Müslüman x varlığı kapsamındadırlar.

Savunmada bulunanlar, bir yandan  Müslüman kavramını çarpıtmalarıyla, diğer yandan Müslüman x varlığını bununla öz deşleştirmeleriyle tam bir aymazlık içinde görünüyorlar. Tabii, savunmalarının zavallılığı, yetersizliği, üslûp bayağılığı, Ahmet Hakan ın deyimiyle, bu türden olanları, "meczup" kategorisine hapseder.

Ekonomik terör

Evet, "ekonomik terör" deyimini, daha 80 li yıllarda, İslâm dergisinde yayımlanan bir yazımızda kullanmıştık. Aradan geçen zaman içinde uygulanan ekonomi-politikalar bu doğrultuda sonuçlarını gösteregelmiştir. Bu ekonomi-politikaların miladı 24 Ocak Kararları dır. Türk halkının iktisadî yönden baskı denetim altında tutulmasını sağlayarak, uygarlık iddiası nın ve tarihi sorumluluğunun bilincini dumura uğratmaktı. Çünkü aşı, işi, eh biraz yola girdiğinde bu millet uygarlık iddiasını ve tarihi sorumluluğunu, her türden engel ve zora rağmen hatırlayıveriyordu. Tam sömürge olmayı kabul etmesi adeta muhal olduğu için, kendi can damarlarını kesme"özgürlüğüne" yönlendirilmesiyle yetinilmeliydi. Özelleştirme yağmacılığı bu bağlamda değerlendirilmediği sürece mesela, uygulanan ekonomi-politikaları asla doğru okuyamazsınız. Keza "devleti güçsüzleştirme" safsatası, Türkiye nin ülke ve toplum olarak tefrik fırtınasına savrulma anlamındadır. 28 Şubat sürecinde Millî Görüş ün ve Erbakan ın derdest edilmeye çalışılması bir başka tertiptir.

Soğukların başladığı anda doğalgaza üçüncü, belki dördüncü yüklü zam, elektriğe üç defa zam, yatırım diye duble yol, dağ başına apartmanlardan oluşan site yapmak, akıl ve vicdan ile bağdaştırılamayacağına göre, herhalde "ekonomik terör" olarak nitelenebilir ancak.