Müslüman Kanı Döken Sefil Oldu / Olacak

Abone Ol

Yaklaşık 12 sene önce ikinci el otomobil alırken, önceliğim, ne kaç kilometrede oluşu, ne modeli, ne markası idi. Bu otomobili yapan firma hangi ülkeye ait O ülke, tarihinde Müslüman kanı dökmüş mü Ülkemizi işgâl etmeye gelmiş mi Bunlara baktım ve sonunda Müslümanlarla savaşmamış bir ülkenin markasında karar kıldım. (Müslümanlarla savaşmamış olanlara, ya da Müslüman kanı dökenlere muhalif olanlara hidayetleri için duâ etmekteyim. Müslüman kanı dökenlere karşı ise Kur’an’ımızın bize verdiği “kısas hakkı”nı saklı tutmaktayım ve “sarı çizmeli Mehmet Ağa bir gün sorar hesabı” diye beklemekteyim.)

Bir umre ziyaretinde Doğu Türkistanlı bir kardeşimizin dükkânına girmiştim. Baktım, her taraf baştan aşağıya Çin malı ile dolu. “Siz Doğu Türkistanlısınız. Sizlere zulmedenlerin mallarını niçin satıyorsunuz Şahsen ben bunları almam!” dedim. Bana ne dese beğenirsiniz; “Sizinkiler de İsrail’le iş yapıyor.” İyi de kardeşim, sû-i misal emsâl olmaz. Zâlimlere karşı elimizden geldiği kadar tavır almamız gerekmez mi

Şuna kesinkes inanmaktayım. Zulm ile âbâd olmak isteyen, eninde sonunda kahr ile berbâd olacaktır. Hele de Müslümanlara zulmedilmişse… Müslüman kanı dökenler sersefil olacak, zelil olacak, perişan olacaktır. “Muntakîm” olan Allahu Azimüşşân mazlum Müslümanların kanını ve âhını yerde koymayacaktır. Bu söylediklerimi hâfızanızda tutun ve şöyle bir geriye dönüp; kim Müslüman kanı dökmüşse, kim Müslümanlara zulmetmişse, onların alçak ve iğrenç suratlarına şöyle bir bakın. Yakında başlarına gelecekleri şimdiden gözünüzün önüne getirin. Yunanistan’ın halini görünce bunları düşündüm. Birinci Dünya Savaşı sonunda, “efendilerinin” talimatıyla kuduz itler gibi Anadolu’ya dalmışlardı. Marmara bölgesini baştanbaşa viran ettiler. Binlerce masum insanın kanına girdiler. Hırsızlık yaptılar, yağmaladılar, namusa el uzattılar, şehirleri, kasabaları yaktılar. Sonunda da tek kuruş tazminat ödemediler. Üstelik efendileri Lozan’da onları mükâfatlandırdı. Batı Trakya’ya el koydular. On iki adaları ele geçirdiler.

Afganistan’ı, Irak’ı, Suriye’yi, Bosna’yı, Çeçenistan’ı viran eden zalimlerin akıbetlerini bekleyiniz. Ülkemiz üzerine oyun oynayan, bu İslâm diyarını viran etmek isteyen zalim oğlu zalimlerin akıbetlerini gözetleyiniz.

Aslında bütün oyunları İslâm ve Müslümanlar üzerine. Kin dolular, ellerinden gelse kuduz köpekler gibi Müslümanları dişleriyle parçalayacaklar. Onun yerine “taşeron örgütler” kullanmaktalar. Şu şekilde bir taşla beş kuş birden vuruyorlar: 1) Tıpkı ökseye atılan yem gibi, sahte cihat siteleriyle kanları kaynayan, muhâkeme-i akliyede noksan gençleri kurdukları naylon örgütlerin saflarına çekiyor, onları vuruşturuyor, böylelikle nüfus planlaması yapıyorlar. 2) Sakal, çarşaf, Kelime-i Tevhid, Tekbir gibi mukaddes imajları kullanarak barbarlık sergiliyorlar. Böylelikle bu İslâmî sembollere karşı bir algı operasyonu düzenliyorlar. (Kendi kontrollerindeki film yapımcılarına da bu yönde talimat vererek filmlerde ve dizi filmlerinde devamlı İslâmî sembolleri ve objeleri öcü ve nefret verici olarak gösteriyorlar.) 3) Müslümanları birbirine düşürüyorlar. Onlar birbirinin boğazına sarılmışken kendileri Müslümanların malını yağmalıyor. 4) Suriye’de yaptıkları gibi, sözde zâlime karşı çıkıyormuş gibi davranıp gerçekte destek veriyor; İlerleme sağlayacak Müslümanların mevzilerini ve sivil yerleşim yerlerini, cephanelikleri bombalıyorlar. 5) Son vuruşu yapmak için, kendi kontrollerindeki BM’yi devreye koyarak hedef topraklara “resmen” giriyorlar ve bütün kontrolü ele alıyorlar. Ülkemizdeki son terör hâdisesine de bu zâviyeden bakmak lazım. Bu ülkenin insanları, zâlimlerin bu oyununu bozmak için el ele omuz omuza vermeli. Havanda su dövmenin, ateşe körükle gitmenin sırası değil. Lütfen şu söylediklerimizi ve söyleyeceklerimizi can kulağı ile dinleyin…