MÜSLÜMAN KADININ İSLAM DEVLETİ

Abone Ol

İslam ın devletleşmesine dair hedef ve ideallerin

muhafazakâr algılarla tarihe gömüldüğü, radikal ve taşeron örgütlerce tahrip

edildiği bir zaman diliminde İslam devleti kavramının Müslüman zihinlerde

yeniden inşası, günümüz Müslümanlarının öncelikli vazifelerinden olmak

zorundadır. Yayın hayatına başladığı ilk günden beri bu vazife doğrultusunda

İslam ın bir nizam haline gelmesi adına mücadele eden Milli Gazetemizdeki

yazılarımızın da aynı hedefe hizmet etmesi duasıyla bu ilk yazımıza BİSMİLLAH

diyerek başlıyoruz.

Emperyalizm, Osmanlı nın dağılmasından sonra Müslümanların

tekrar ayağa kalkmasını önlemek adına İslam Devleti kavramını ve Müslüman

Kadın kimliğini özellikle tahrif etmek ve yok etmek istemiştir. Oldukça farklı

alanlara ait gibi görünse de aslında bu iki kavram birbiriyle oldukça yakından

ilintilidir. İslam devletini ayakta tutan Müslüman toplumun temelini İslami

aile yapısı oluşturur. İslam devletinin çekirdeği olan İslami aileyi ise

temelde Müslüman kadın şahsiyeti inşa eder. Müslüman kadının evi/ailesi bir

anlamda onun devleti ve İslam devletinin de küçük bir hücresi gibidir.

Bu silsilenin bozulması Müslüman kadın şahsiyetinin

tahrifi ile başlar. Halifeliğin kaldırılması ile İslam devleti idealini yok

etmek isteyen emperyalizm, bu devleti yeniden canlandıracak potansiyeli taşıyan

Müslüman kadını da modern hayat aldatmacasıyla asli vazifelerinden uzaklaştırıp

etkisizleştirmek istemiştir.

Üstad Hasan el Benna nın, Siz İslam devletini

evlerinizde kurun Allah sokaklarınızı İslamlaştırır sözü inandığımız

prensipleri evlerimize hâkim kılacak Müslüman kadının değerini ortaya koyması

bakımından oldukça önemlidir. Üstad Hasan el Benna, bu prensip ile bizlere eğer

samimi isek hedef ve ideallerimizi önce evlerimizde uygulamayı öğütlüyor.

İnandığımız değerleri şahsi hayatımızda ve evimizde uygulayabildiğimizi ispat

ettiğimiz takdirde Allah ımızın sokaklarımızı, şehirlerimizi ve devletlerimizi

de İslamlaştıracağını müjdeliyor. Bu müjdenin ilk muhatabı evlerimizi

İslamlaştıracak olan Müslüman kadın şahsiyetidir.

Bu bağlamda Müslüman kadın, kendi evini sıradan bir yuva

değil İslam ı bir nizam haline dönüştürecek büyük potansiyeli ve enerjiyi

taşıyan, İslam devletinin tohumu ve çekirdeği olarak görür. İnandığı değerleri

önce kendi şahsında ve evinde tatbik etmek onun en büyük özelliğidir.

Kurduğu yuvayı bir devlet gibi gören Müslüman kadın,

evinin ekonomisini yönetirken faizsizlik prensibi gereği evinin kapısından

içeri faiz ve haksız kazanç gibi haramların girmesine asla müsaade etmez. Aşırı

ve gereksiz isteklerle eşini banka kredilerine ve borç bataklığına mahkûm etmez.

Daha lüks bir ev, daha lüks bir yaşam için faizli kredilere imza atmaktansa bir

gecekonduda kirada oturmaya razı olur. Çünkü Müslüman kadın için çokluk ve

lüksten önce helallik gelir.

Müslüman kadın, eşi ev ihtiyaçlarını getirdiği zaman bir

şey eksik mi diye bakmadan önce evine giren malzemelerin helal kazançla alınıp

alınmadığına bakar. Hangi marketten aldın sorusundan önce hangi parayla aldın

sorusu daha önceliklidir. 

Müslüman kadının mutfağı, onun devletinin merkezidir. O

merkeze helal kesim olmayan etler, içerisinde haram ve şüpheli madde olan

gıdalar, emperyalizme hizmet eden içecekler asla giremez. İşte bu yüzden

Müslüman kadın alışveriş yaparken fiyat etiketinden önce helal gıda etiketi

arar, çünkü onun en büyük prensibi ev halkına haram ve şüpheli lokma

yedirmemektir.

Müslüman kadın, ev halkını internet ve televizyonun

zararlarından korumak için sürekli teyakkuz halindedir. Onun evinde internet ve

televizyon asla sınırsız ve kuralsız bir şekilde kullanılamaz.  Müslüman kadının evinde haremlik/selamlık en

önemli prensiplerdendir. Bu prensibi kabul etmeyen ya da beğenmeyen hiç kimse

onun kapısından içeri giremez. Onun evi gıybetsiz hava sahasıdır. Bu eve gelen

misafirler burada gıybet/dedikodu edilmeyeceği, laf götürüp getirilmeyeceğini

bilirler.

Müslüman kadının yönettiği evde yaşlılar, anne ve

babalar, kaynana ve kayınbabalar en rahat ve emin zamanlarını geçirirler.

Müslüman kadının bulunduğu evde hiçbir kaynana ve kayın baba azar işitmez,

horlanmaz, kovulmaz, huzur evi yolu gösterilmez, çocuklarıyla ilişkisini

kesmesi istenmez.

Daha birçok madde ekleyebileceğimiz bu konuya başka bir

yazıda devam etmek dileği ve inandığımız değerleri önce kendi evlerimizde

uygulayabilmek duasıyla