Muhterem Müslümanlar!
Toplum olarak şikayetlerimiz bir noktada mütalaa edilebilir. Bu şikayetlerimizi şu ifadeyle dillendirebiliriz:
Evlerdeki dirlik düzensizlik, kazançlardaki bereketsizlik, çocuklardaki ve çevredeki mürüvvetsizlik, bulunduğumuz ortamlardaki güven ve itimatsızlık Müslüman olmamızın icaplarını yaşamadığımızdan kaynaklanmaktadır. Müslümanız diyenlerin İslâmi yaşantıyı dikkate almamaları, üzerlerine düşen görevi yerine getirmemeleri böylesine vahim sonuçları ortaya koymaktadır.
Oysa Müslüman başlıbaşına bir güven kaynağı olmalıdır. Mahvolan, Müslüman ile dirilmelidir. Hidayete ermek budur işte. Sâdık ve salih Müslüman olmak.
Ticaretinde, siyasetinde, sanatında kısacası meşguliyetinde etrafına güven vermeyen kimse zâlimdir, hâindir, şeytani özellik içindedir.
Cenab-ı Hakk Teâlâ Hazretleri Kur ân-ı Kerim de Kendisini tanıttığı bir âyette:
"... Allah, işini en güzel yapanları sever..." (Bakara S.A: 195) buyurmaktadır. Edindiği mesleğin icaplarını ve Müslüman olmanın gereklerini en iyi yerine getirenleri Allah (c.c.) "Ben severim" diye haber veriyor. Allah ın sevdiği kul olabilmek, mesele budur. Bu da ömrünü Allah ı görüyormuşcasına yaşamakla mümkündür.
Muhterem Müslümanlar!
Allah ın bizden memnun olması meşguliyet alanlarımızda sağlam, güvenilir, etrafımıza itimat telkin eder bir yaşantıya sahip olmamızla mümkündür. Peygamberimiz bunu çok açık ifadelerle beyan buyurur. (Beyhaki, Şu abül-İman, 4/334)
Muhterem Müslümanlar!
Dinimiz bize, baştan savma hiçbir tutum ve davranışı reva görmez. Gayesiz Müslüman olmayı tasvip etmez, işin rastgele olanını makbul görmez. İşimizi sağlam yapmayı, davranışlarımızda dürüst olmayı, sosyal münasebetlerimizde doğruluğu, sanatımızı kaliteli yapmayı emrediyor.
Kur ân-ı Kerim de Rabb imiz çok açık ifadeyle bildirir ki:
"İman edip güzel amel işleyenlerin ve işlerinde dürüst olanların ecir ve mükâfatlarını Allah kat kat verir..." (Kehf S.A: 30)
Kazanan Müslüman olmanın yolu budur!