Müslüman halklar arasında muhabbet var

Abone Ol

İki aile arasında kan davası sürerken iki aileden bir kızla bir oğlanın birbirlerini sevmesi ve zorlukları aşarak evlenmeyi ve iki ailenin düğünde el sıkışmalarını sağlaması vardır.

İki köy muhtarı arasında köy sınır kavgası ve adliyeye intikal eden sınır davası sürerken iki köy halkının dostluk, arkadaşlık, kardeşlik, ticaret ilişkilerinin devam etmesi de vardır.

Devletler arasındaki kırgınlıklarda da durum öyledir.

Devlet, krallık, şahlık, padişahlık, demokrasi ile de yönetilse, yöneten insandır.

İnsan da sever, söver, barışır, savaşır…

Ama halklar, sayıca yönetenlerden daha fazla olduğundan onların akıl, fikir, karar ortalaması, yönetenlerinkinden daha isabetli olur.

Suriye yönetimi ile aramızda kırgınlık olsa da halklarıyla muhabbet devam ediyor.

Suud yönetimi, görüntüde Amerika cephesinde görülse de halkı ile halkımız, Kâbe etrafında ayçiçeği tanelerinin kurs şeklindeki tablada dizilişi gibi, hem Mekke’de hem yuvarlak dünyamızın her tarafında dirsek temasında, halk olarak Hakk’ın huzurunda beş vakit kıyama kalkarak bağlılık tekmili veriyoruz.

Batı bütün gücüyle bizim İran’la kapışmamızı istemesine rağmen, yüzlerce yıldır savaşmamışız.

İran’da başı sıkışan rejim muhalifi Türkiye’ye sığındığı gibi, Türkiye’de sıkışanlar da İran’a sığınır.

Bu arada Batı’ya sığınan vatandaşlarımızla halkı Müslüman ülkelere sığınanlar arasında da birçok farklar vardır.

Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan, Batı’ya sığınır ama şimdi neslinden bir tek Müslüman kalmamıştır.

Yüzyıl önce Batı’ya sığınan Osmanoğulları ile Suriye, Lübnan, Mısır, Ürdün gibi yerlere sığınanlar arasındaki farkı da görüyoruz.

Uzağa gitmeye gerek yok. 1945’de Alman harbinde Almanya’nın yanında yer alan Rus Tatarlarından 20 bin tanesi Almanya’ya alınmış ve her bir aile, ayrı köylere yerleştirilmiş. Şu anda bunlardan sağlam kalan insanlar parmakla gösterilir hale gelmişler. Çoğunluk kimliğini kaybetmiş.

“Batılılar canlı canlı insanları yakıyorlar” diye başlık atsam birçok Müslüman buna tepki gösterir.

Peki, Cem Sultan’ın neslinin hepsi Hıristiyan olmuşlar. “Onlar, cehennemde yanacaklar ve bu işlemi de Batılılar, krallarıyla ve papazlarıyla birlikte yaptılar” desem ve delil olarak:

“Şüphesiz ehli kitap ve müşriklerden olan kâ­firler cehennem ateşi­nin içindedirler ve ebedî olarak orada kalıcı­dırlar. İşte onlar yaratı­lanların en şer­lisi/kötüsüdürler” (Beyyine süresi ayet 98/6) ayetini getirsem ne derler acaba?

Bunlar yalnız bizi gâvur edip cehenneme göndermek için uğraşmıyorlar, kendi çocuklarını da yakmak için on binlerce Euro harcıyorlar.

Biz, Müslümanlar, bütün insanlığın Müslüman olması için can ve malımızı bu yola koyan rahmet peygamberinin rahmet ümmetiyiz.

Halklar olarak aramıza hiçbir şeytanlaşmış insanın girmesine fırsat vermeyiz, safları sık tutmaya çalışırız.

Başta Kızılay olmak üzere bu günlerde birçok dernek ve vakfın dünya genelinde, Batı sömürüsüne uğrayarak zulme uğrayan bütün insanlara ve Müslümanlara yardım eli uzatarak, el ele vererek çalışmaları, halklar olarak birlik ve beraberliğimizin işaretidir, alametidir, nişanıdır.

Krallar hariç, Müslüman halkın tamamı, Türkiye Müslümanlarının yanındadır, bu böyle biline ve ona göre hareket edile.