Müslüman azınlıkların kültürel sorunları ? 3

Abone Ol

SİYASAL HAKLAR

Müslüman azınlıkların siyasal haklarını elde etmeleri

için eğitilmeleri, kurumsallaştırılmalarının sağlanması için çaba

gösterilmelidir. Her Müslüman ülke bir ülkedeki azınlıkların hamiliğini

üstlenebilir. Oradaki zeki çocuklar okutularak geleceğin siyasi liderleri

haline getirilebilinir. Unutmayalım ki Müslümanlar bulundukları ülkelerde

güçlendiklerinde o ülkenin siyasetini etkiledikleri için o ülkenin Müslümanlara

karşı düşmanca tutum içine girmesini de engellemiş olur. Yani Müslüman

azınlıklarla ilgilenmek bir yük değil, ileriye dönük getirisi olan bir iştir.

EKONOMİK SORUNLAR

Müslüman azınlıkların ekonomik olarak bulundukları

ülkelerde güçlenmeleri için çalışma yapılmalıdır. Müslüman kuruluş ve

şirketler, o ülkelerdeki Müslümanlardan temsilcilikler oluşturabilir, böylece

oradaki Müslümanların ekonomik olarak kendi ülkelerinde söz sahibi olmaları

sağlanır. Ülke yönetimi de Müslüman devletlerin sermayesini kendi ülkelerine

getirmek için elindeki bu azınlıkların potansiyellerinin farkına varır ve

onları bir anlamda aracı olarak görür.

DİĞER MÜSLÜMAN ÜLKELERLE İŞBİRLİĞİ DİPLOMASİ

Müslüman azınlıkların sorunu bir ülkenin sorunu olmayıp,

tüm Müslümanların sorunudur. Dünyada en büyük azınlık durumunda olan

milletlerden birisi de Türklerdir. Rusya da, Çin de, Balkanlar ve Ortadoğu da

milyonlarca Türk azınlık durumundadır. Bu nedenle Müslüman azınlıklar sorununu

Türkiye bir uluslararası mesele haline getirmeli, İslam dünyasının bir sorunu

haline getirmeli ve diğer Müslüman devletlerin desteğini almaya çalışmalıdır.

Tabi ki bunun için de diğer milletlere mensup Müslümanların da sorunlarıyla

ilgilenmelidir. Olayı bir etnik sorun değil, dini ve kültürel sorun haline

getirmesi elini kuvvetlendirdiği gibi, başka ülkelerin de desteğini alabilir.

TÜRKİYE NİN AZINLIK POLİTİKASI VE DIŞ TÜRKLER

Türkiye nin Müslüman azınlıklarla ilgili sistemli ve

disiplinli bir politikası yoktur. Fakat dış Türkler ve akraba toplulukları

adıyla oluşturulmuş bir kurum olup, dış Türklerle ilgilenmektedirler. Gerçi bu

da bir şeydir Türkiye için. Eskiden dış Türklerle de ilgilenmiyorlardı. Fakat,

gerçek anlamda dünyada söz sahibi olmak istiyorsa sadece Türkleri değil, tüm

azınlık sorunlarıyla ilgilenmeleri gerekmektedir. Bir İngiliz, Fransız ve Rus,

yıllarca Osmanlı ülkesindeki Rum ve Ermenilerle ilgilendiler. Onların bu

azınlıklarla ilgilenmeleri sadece Hristiyan dini hamiyetlerinden değil, Osmanlı

üzerinde ellerinde kullanacakları bir baskı unsuru bulundurmak, bu milletler

üzerinden Osmanlı içişlerine karışmak ve Osmanlıya karşı yandaş edinmekti.

Bizler belki günümüzde bu şekilde karşımayız ama onların dini ve eğitimle

ilgili sorunlarını çözmeye çalışır, o ülkedeki siyasi hareketler içinde

güçlenmeleri için kurullar oluşturur, destekte bulunabiliriz.

Biz bunları konuştuğumuzda bir çok kişi günümüz

şartlarının değiştiğin olaylara dinsel bakılmadığını söylerler. Halbuki Batı;

Sudan da Darfur olaylarını bahane ederek buradaki Hristiyanları Müslümanlardan

kopararak bir Hristiyan Sudan devletini kurdular. Bunu yaparken tamamen dini

taassup üzerinde planlar yaptılar. Ama bugün bir çok ülkede Müslümanların oranı

%50 yi aşmışken bile onlara bağımsızlığı bırakın özerklik bile verilmiş

değildir. Özerklik vermiş olan da bunu şeklen vermişlerdir. Çin ve Rusya

Cumhuriyetlerinde olduğu gibi. Halbuki azınlıklarımız bizim yetim evlatlarımız

olduğu gibi, o ülkede Müslümanları temsil etmektedirler. Onlar güçlendikleri

zaman, o ülkelerle İslam ülkeleri arasında köprü olacakları gibi, bölgedeki

insanların İslam a geçmeleri veya İslam ın iyi anlaşılmasını da sağlamış

olacaklardır. Ayrıca, o ülkelerin de İslam dünyasıyla iletişimini

sağlayacaklardır.

Türkiye, dış Türklerle ilişkilerini güçlendirip, bir

ağabey olarak onların medeniyet açısından iyileşmesini sağlayıp, buradan elde

ettiği bilgi ve tecrübesini diğer Müslüman azınlıklara yönlendirirse gerçekten

tüm Müslümanların kıblesi olur. Türkiye, bu konudaki çalışmalarını İslam

Konferansı Teşkilatı ve sivil kuruluşlar kanalıyla da yapabilir. Batı kendi

azınlıklarını misyoner teşkilatları kanalıyla örgütlerken, biz de sivil

teşkilatlarımı ve cemaatlerimiz kanalıyla bunu pekala yapabiliriz. Her cemaat,

bir ülkeyle ilgilenmeyi politika haline getirirse her ülkede bizim dostlarımız

olacaktır.

SONUÇ OLARAK

Bu araştırmada pratik ve teorik bir yol belirtmeye

çalıştık. Burada Müslüman azınlıklarını ne gibi ihtiyaçları olduğunu gösterdik.

Ayrıca, Müslüman devletlerin Müslüman azınlıklar

sorunuyla ilgilenmediklerini belirttik. Müslüman azınlığının bazı problemlerini

seçtik. Yabancı kültürlerin Müslümanları etkileme nedenlerini araştırdık. Bazı

önerilerde bulunduk. Özellikle Arapça dilinin Müslüman azınlık arasında

yayılması gerektiğini belirttik. Böylece İslami kültür, milli kültürle denge

sağlanmış olacaktır. Sosyal problemlerden eğitim, karma eğitim ve medya

sorunlarını seçtik. Bunlar yaşamla ilgili problemlerdir.

Fakat Avrupa daki eğitim, medya ve yaşam tarzını

değiştiremeyiz. Fakat belli bir program çerçevesinde çalışılıp, dernek ve

cemiyetler aracılığıyla çocukların ve Müslüman azınlığın eğitimini takip

ettiğimizde sorunlar asgariye inmiş olur. Bu çalışmalarımız Müslüman

azınlıkların kendilerini korumalarına ve azınlık olarak kültürleriyle birlikte

yaşayabilmesine kadar sürdürülmelidir.