Müslüman azınlıkların kültürel sorunları ? 1

Abone Ol

Şüphesiz ki günümüz İslam âlemi yüzlerce asırdan beri

değişik milletler ve kültürlerle bir arada yaşamaya ve çeşitli derecelerdeki

sosyal gruplarla bir arada bulunup düzenli bir toplumu oluşturmaya alışkındır.

Diğer bir açıdan ise; Bütün bu değişik milletler ile

Müslüman azınlıklar bir arada bulunmakta ve özellikle Sovyetler Birliği, Çin ve

Afrika nın bazı bölgelerinde ortak bir kültür ortaya çıkmıştı. Bizim için

önemli olan akıl ve nakle dayanan akli ve ameli derin bir imandır. Çünkü

Müslümanların kültürü öncelikli olarak dünya ve ahiret kitabı olan Kuran-ı

Kerim ile Sünnet-i Seniye dir. Bunların sayesinde Müslümanların akli ve fikri

bakımdan daha dikkatli olmaları sağlanmıştır. Dünya Müslüman azınlıkların

Arapça ya önem vermeleri gerekmektedir. Çünkü bu dil İslam kültürünün

anahtarıdır. Arap dilinin Müslüman toplumunda kaybolması, unutulmasının anlamı

onların İslami esaslarla yetindiğini, yeni bir kültür bina etmek için

uğraşmadığını göstermektedir. Bu Müslüman azınlıkların özellikleri, uzun bir

tarihsel geçmişe dayanarak, İslam dışı ülkelerde kendine özgü bir yöntemle

ortaya çıkmaktadır. Buna örnek; Hint ve Sovyetler Birliği ile Buhara, Taşkent

ve Semerkant tır.

Günümüzde Müslüman gençlik ile gayri İslami bir devlette

yaşayan Müslüman azınlık arasında oluşan kültürel ihtilafın temel nedeni dil

ayrılığıdır. Daha gerçekçi bir sebep ise Arapçanın uzun zamandan dolayı

aralarında kaybolmasıydı. Dil konusundaki sıkıntılar fikirlerin toparlanmasını

zorlaştırır, akıl ve fikir ayrılığı oluşturur. Bu dil Müslüman azınlıkların

İslami bakış açısıyla kültürel kaynaklara ulaşmasını sağlamaktaydı. O

ülkelerdeki İslami kültürüne baktığımızda onların akideleri açıdan tehlikeli

sonuçlara yol açacağını görmekteyiz.

Yani İslam kültürünün hayatın temel meseleleri üzerine

kurulduğunu görürüz. Bu bakış açısı diğer kültürlerden ayrılmaktadır. Diğer

kültürler, hayatın herhangi bir gerçeği üzerine herhangi bir bakış açısı

getirmemektedirler. Burada gayri İslami bir toplumda yaşayan Müslüman

azınlıkların en büyük sorunu farklı bir kültür çevresi içerisinde yaşamaları ve

bu kültürün de İslam hayat ve yaşamına ters olmasıydı. Bundan dolayı Müslüman

azınlıkların olduğu ülkedeki kuşaklar büyük bir tehlike içerisindedirler. Çünkü

onlar küçük yaşlarda bu yabancı kültürle eğitilmekte ve büyüdüklerinde İslam

kültüründen uzaklaşmaktadırlar. Bu gerçeklerin ortaya çıkmasından dolayı da

kızmak doğru değildir.

Tehlike çeşitli görünümlerle yeniden ve daha şiddetli bir

şekilde gelmektedir.  Bu tehlike gayri

İslami bir topluma muhacir olarak gidenler arasında asıl önemli sonuçlar

vermektedir. Bu olay birinci kuşağı pek etkilemese de ikinci ve üçüncü kuşağı

kısa bir sürede etkilemektedir. Böylece Müslüman azınlıklar; diğer kültürler

arasında asimile olmaya başlamaktadırlar.

ARAP DİLİNİN YAYILMASI

İslam a en büyük davet yolu Arap dilinin Müslüman

azınlıklar arasında yaymaktır. Arapça ile İslam dini arasındaki alakayı da

açıklamaya ihtiyaç yoktur. Arapça, şuanda konuşan kişi bakımından bir

araştırmacının da belirttiği gibi dünyada dördüncü dil olarak kabul

edilmektedir.

Arapçanın Afrika da ki Müslüman azınlıklara öğretilmesi

için çalışmak gerekmektedir. Fakat bu ülkelerde bu konuda ki çalışmalar hala

başlangıç aşamasındadır. Buradaki çalışmaların yavaş gitmesinin temel nedeni

maddi imkansızlıklardan dolayı gerekli okulların yapılamamaktadır. Bunun

gerçekleşmesi için onlarca yıla ihtiyaç duyulmaktadır.

Kültürel asimilasyon; bizim Müslüman azınlıklar için en

çok korktuğumuz olayların başında gelmektedir. Bu ülkelerdeki kültür, uzun

yıllardan beri oluşmuş ve İslam kültürüne tamamen aykırı olmaktadır. (Avrupa

devletleri gibi) Bundan dolayı çocuklara İslam kültürünü her yolla öğretmek

farz olmaktadır. Ben bu konuda şöyle düşünmekteyim. Eğer Müslüman azınlıkların

dini ve kültürel korunması isteniyorsa onların arısında Arapçayı yaymak

gerekmektedir. İlginç olan da Arapçanın tek başına bu bölgelerde İslam ı hızlı

bir şekilde yayabilecek olmasıdır.

SOSYAL PROPLEMLER

Sosyal problemlerden kastımız, toplumsal yaşamda

Müslümanın karşısına gayri İslami toplumlarda çıkan sorunlardır. İnanç ayrılığı

burada sosyal problem olarak saymamaktayız. Çünkü insan kendi inançlarıyla bu

toplumlarda yaşayabilir ve asgari müşterek noktalarda uzlaşabilir. Çünkü

herkesin istediği dini seçme hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle Müslüman azınlıkların

olduğu yerlerde inançlar sosyal problemlerden sayılmaz. Bazı ülkelerde ise

dinlerle özellikle İslam la savaşmaktadırlar. Bu ülkelerdeki problemler, sosyal

sorunlardan büyüktür. Bu tür sosyal yapılardı (sosyal yapı veya bitmiş bir

siyasette) her yol ve her vesileyle bilhassa siyasi ve devletlerarası yollarla

çözülmesi gerekmektedir. Şüphesiz ki Müslüman azınlıklar birçok ülkelerde zülüm

altında ezilmektedir. Hatta bazı yerlerde bu zülüm nedeniyle ölümler bile

olmaktadır. Bu tür toplumlarda İslam ın siyasi ve toplumsal yapısını korumak

gerekmektedir.

    Ancak, kast

ettiğimiz bu sosyal problemler, Müslüman azınlıkların, İslam dışı bir toplamda

yaşamaları sırasında karşılaştıkları bir problemdir. Burada Müslüman için din

ve inanç özgürlüğü bulunmaktadır. Böylece İslami cemiyetler kurmaya,

kültürlerini yaymaya ve tüm İslami çalışmalarını devam ettirebilmektedirler.

Buna rağmen birçok sosyal problem sonuçlanmamakta ve devam etmektedir.

Problemleri azaltmak veya yok etmek için bu konuyla ilgili bazı programları

sunmaya çalışalım.