Bizim Müslüman azınlıklar ismini Müslümanlara vermemizin nedeni, onların Müslüman olmayan bir ülkede yaşamalarıdır. Fakat buna rağmen biz birçok istatiksel çeşitler bulmaktayız. Bu istatistiklerin bazıları dikkatsizce hazırlanmış ve bazıları da bu konuya değişik sebeplerden dolayı gerekli ilgiyi göstermemektedir. Fakat biz İngiltere’de 1968-72 yılında eğitim dairesi tarafından yayınlanmış olan yıllıktan bazı istatiksel bilgiler sunacağız. Burada İslam’ın diğer inançların yanındaki durumunu göreceğiz. Çeşitli nedenlerden dolayı bu konuda gerekli ilginin gösterilmediği görülmektedir.
Bu istatistiklere göre; Müslümanları sayıca az göstermeye, Hristiyanları çok göstermeye çalışmaktadırlar. Bu istatistiksel verilerden aşağıdaki bazı sonuçlar çıkarabiliriz.
1- İstatistikler birbirleriyle çelişmektedirler. Bazen bunun nedeni dikkatsizlikten kaynaklanmakta ve bazen de kasıtlı olarak gerçekleri saptırmak için bu şekilde gösterilmektedir.
2- Müslüman azınlıklar tabiri; bazen çok büyük bir sayıya ulaşmış olan devletlerdeki Müslümanları da kapsar. Buna en güzel örnek, Çin, Hint ve Rusya’dır. Bunun gibi Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerdeki nüfus da hızla artmaktaydı. (Pakistan ve Endonezya) Bütün bu değerlendirmeler önemlidir. Çünkü İslam’a hizmet için birçok etkenleri kullanmak, birçok yolları denemek büyük azınlığın sorunlarını çözmeye çalışmak gerekmektedir.
3- Bütün İslam ümmetinin İslami davet konusunda artık kıyama kalkmaları gerekmektedir. Hâlâ Asya ve Afrika’da birçok ilkel ve semavi dinlere mensup insanlar yaşamakta ve bunlar İslami bir davete muhtaçtırlar.
Yeniden, Müslüman azınlıkların problemlerine dönersek, öncelikle kültürel problemler, sonra sosyal ve günlük hayatla ilgili sorunları sunmaya çalışacağız. Bu sorunlar, bir kıtadan diğerine ve bir ülkeden başka bir ülke ile bir düzenden bir diğerine farklılık göstermektedir. İslami olmayan Asya ve Afrika’daki bazı devletleri burada sizlere sayarak, bu konuda bir fikre sahip olmanızı ve bir örnek olmasını sağlamaya çalıştık.
MÜSLÜMAN AZINLIKLARIN SORUNLARI
Gayri İslami bir ülkede yaşayan Müslüman azınlıkların birçok sorunları bulunmaktadır. Buradaki sorunlardan kastımız tabi ki onların yaşantılarıyla ilgili olandır. Bu toplulukların inançları da İslam’dan birçok farklılar göstermektedir. Hatta bu ihtilaf, Müslüman Azınlıkların yabancı bir toplum içerisinde kaybolmaları için tek başına yeterli de olmaktadır. Buna örnek, Marksist (Sosyalist) bir ülkede yaşayan Müslümanların durumu. Bu ülkelerde her şey insanları din dışı bir yaşantıya çağırmakta ve eğitimleri de bu doğrultuda olmaktadır. Buralarda İslam’ın korunması ve toplumsal ve resmi yaşantıda İslam inancı temel alınmalı, bu inançlar şekilde dahi olsa devletin önünde korunması gerekmektedir.
Müslüman azınlıklar da İlkel inançların çoğunlukta bulunduğu yerlerde yaşamaktadırlar. Bu ülkeler; Benin, Sahilül Ac, Gine ve Orta Afrika’dır. Bu ilkel dinlere sahip olanlar arasında Hristiyanlığa davet büyük bir hızla yayılmışken sadece Müslümanlar az bir özgürlükle bu davetten etkilenmemişlerdir. Bunların Müslümanlara olan bakışları, onların da semavi bir dine oldukları şeklinde olduğundan takdirle karşılamaktadırlar. Bu ülkelerde birçok imkânsızlıklara rağmen İslami cemiyetler başarılı çalışmalarda da bulunmakta ve birçok insanın hidayetine vesile olmuşlardır. Bazı Asya ülkelerinde de Misyonerlik faaliyetleri gittikçe artmaktadır. Bunların maddi imkânları oldukça fazla olduğundan hastaneler ve Hıristiyanlığın daha iyi anlaşılması için okullar yapmaktadırlar. Eğitim ve tedavi sırasında Hristiyanlık fikri empoze edilmektedir. Bu çalışmalar sırasında devlet misyonerlere de dayanmamakta ve İslam’la da mücadele de etmemekte, onlar arasında hakem olmakta, maddi ve siyasi imkânların sonuçlarından yararlanmaktadır. Devlet, halkının eski inançlarından uzaklaştırılmasına çalışırken, İslami çalışmalara da engel olmamaktadır.
Müslüman azınlıkların problemlerinin ders olarak verilmesi özel enstitülerin kurulmasına ihtiyaç duymaktadır. Çünkü bu meseleler çeşitli olmakta ve bir devletteki durum ile bir diğeri arasında farklılıklar olmaktadır. Bu azınlıklar, kanunları çeşitli şekillerde yorumlayarak yardımlarda bulunulabilirler. Müslüman ülkeler ile Müslüman azınlıklar arasında kültürel ve maddi yardımlaşmaların devam etmesi gerekmektedir. Bu diyaloglar sayesinde Müslüman azınlıkların hukuki ve birçok konudaki sorunları hafiflemeye başlayacaklardır.
Genel bir yorumda bulunursak; hedefimiz Müslüman azınlıklara yardımcı olmaktır. Bu azınlıkların sorunları öğrenildikten sonra, Hristiyan demokratik Avrupa ile Kuzey Amerika’daki azınlıklarının çözümü için tüm gücümüzü sarf etmek kolay olmaktadır. Fakat komünist ülkelerde birçok imkânlar sarf edilmesine rağmen bu yardımlaşma çok zor olmaktadır. Müslümanların bu azınlıkların sorunlarıyla ilgilenmeleri, itikadi hürriyetlerin çoğaltılması konusunda resmi girişimlerde bulunmaları gerekmektedir.