Müşavirimiz var mı?

Abone Ol

Dinimiz bizlere maddi ve manevi hastalıklarımızı tedavi

edecek reçeteler ve ilâçlar veriyor. Elbette öncelikle maddi ve manevi

sağlığımızı korumanın yollarını da gösteriyor.

İslâm ın gösterdiği hedefleri dikkate almayanlar,

öğütlerini dikkate almayanlar bu serkeşliklerinin cezasını ağır bedellerle

ödüyorlar. Hiç kimseye sıkıntılar durup dururken ceza olarak gelmez.

Önce manevi cihetten kendimizi hesaba çekelim. İçimizdeki

darlıklar üstümüzde ağırlıklar var. İbadetsizlik ve itaatsizlik marazlarına

yakalanmışız. Bizi tedavi edecek maneviyat doktorları parmakla gösterilecek kadar

azalmış. Var olanların da, biz bulup eteklerine sarılıp /dizlerinin dibine

oturup nasihatlerini dinlemiyoruz.

Söylediklerini kendisi yapmayan, yapmadıklarını ve

yaklaşmadıklarını söyleyenlerin nasihatleri kâr etmez/kâr etmeyen nasihatler

bir kulaktan girer öbüründen çıkar, bizde de öyle oluyor.

Bizim dünyada da ahirette de huzurlu olmamız maneviyat

doktorlarıyla /din âlimlerimizle olan bağlantımızın sağlamlığıyla elde edilir.

Hiç olmazsa böyle birinin dizinin dibine oturup onu kendimize müşavir edeceğiz.

Onun nasihatlerini dinleyeceğiz, sorularımızı ona soracağız, sorunlarımızı

onunla hâlledeceğiz. İtikadımızdan ibadetlerimize, amellerimizden rüyalarımızın

yorumlarına her meselemizi onunla konuşup onunla çözüme kavuşturacağız. Islah

ve iflah olmamız için birinci şart budur.

Manevi sağlığımızı korumanın yollarından biri de

müşavirimizin onay verdiği din kitaplarını okumamızdır. Okumak dinimizin ilk

emridir. Okuyacağız. Lâkin abur cubur kitapları da okumayacağız. Dini

hayatımızı mahveden kitapları okursak manevi hastalıklar bizi mahveder.

 İtikadi zaafiyet,

ameldeki çürüklük, ibadetsizlik, taatsizlik, yalan, dolan, talan, duman,

gıybet, iftira... vesaire bütün bunlar manevi hastalıklardır. Bunlara

yakalanmamak için hepimiz önce alınması gereken tedbirlerimizi alacağız. Buna

rağmen hastalıklar perçemimizden yakalamış ise hemen tedaviye baş vuracağız.

Eksikliklerimizi gidereceğiz.

Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz:

İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır

buyurmuşlardır. Akıllı, firasetli, vasıflı Müslüman, her günü, bir önceki

günden daha üstün olan kimsedir.

Bilgi ve kültürde ilerleyeceğiz. Bilgi ve kültür faydalı

bilgi ve kültür olacaktır. Rasûl-i Kibriya (s.a.v.) Efendimiz:

Ya Rabbî! Faydasız ilimden Sana sığınırım... diye hep

duâ ve niyazda bulunmuşlardır.

Vasıflı Müslüman ibadette, taatta, hayır ve hasenatta,

hayırlı Müslüman olmakta hergün daha ileriye giden kimsedir. Dinimiz bizlere

bunu emrediyor.

Yalanın, dolanın, dumanın, fitne ve fücurun, ibadet ve

taatsizliğin haram olduğunu bilmeyenimiz yok. Öyle ise karar verip bunları terk

edelim ki, hastalıklardan kurtulmuş olalım. Çaremiz budur. Çareye yapışan

kurtuluyor.