Mursi ve Mısır eski rejimin son kaleleri

Abone Ol

Geçtiğimiz hafta içinde Mısır’da büyük olaylar yaşandı ve

hâlâ yaşanıyor. Yaşanan süreç Mısır’ın gelecek 50 yılının gidişatını

belirleyecektir. Mübarek’in iktidardan indirildiği günün devrimin bitmesi

manasına gelmez, bilakis devrimin başlangıcı sayıldığını herkes biliyor.

30 sendir iktidarda kalan bu rejimin yapısı ve onu

destekleyen zihniyet henüz sonlanmadı. Devletin bütün kurumlarında ve en etkili

mevkilerde eski rejimin adamları ve Mısır tabiriyle ’Folol’’ rejiminin

kalıntıları hâlâ görevlerinin başında duruyorlar. Bu kurumları temizlemek için

senelerce zaman gerekiyor. İnsanların hem zihniyetinin hem çalışma tarzının

değişmesinin yanı sıra aynı zamanda gerçekten bu ülkenin çıkarları için çalışan

yeni bir nesile ihtiyacı var.

Şuanki yaşanan süreçle ilgili ve Mursi iktidar gelmeden

önceki süreçlerde neler olduğuna dair bir kaç önemli noktaya değinmek

istiyorum. Mübarek’in gitmesinden sonra eski sistemin uzantıları iktidara

İslami yapının geleceğini bilmelerinden dolayı kendilerince bazı önlemler

almaya başladılar. Bunların başında ise asker desteğiyle 100 hakim tarafından

ortaya çıkarılan anayasa taslağıdır. Bu taslağa karşı ayaklanan Mısırlılar ise

Tahrir Meydanı’nı doldurarak, buna karşı olduğunu bir kez daha haykırmış ve bu

baskıcı zihniyet de taleplerini geri çekerek iptal etmişti.

Devrim süresince ülkeyi karıştırmak isteyen zihniyetlerin

yerel uzantıları da ülkeyi bir iç karışıklığa ve kardeş kavgasına götürmek için

suikastler düzenlemeyi sürdürdü. Bu zaman zarfında Muhammed Mahmut, Borsaid

Maçı, Masbiro ve Balon Katliamları yaşandı. Bu katliamların kimin yaptığı ve

uzantılarının ne olduğu ise bir türlü ortaya çıkmadı ancak bu katliamlar ülkede

gerginliği tırmandırmaya ve halkı sokağa dökmeye yetiyordu. Türkiye’nin

tabiriyle Derin Devlet dediğimiz bu oluşumlar Mısırlıların ümidini keserek onları

devrimden soğutmaya çalışıyordu. Ülkedeki ekonomik krizleri artırmanın yanı

sıra medyayı de etkileyen bu gizli oluşumlar iktidara gelecek olan İslamcı

yönetimin eline sorunlarla boğuşan bir ülke bırakmanın gayretleri içinde. Hatta

Mübarek’ten sonra Askeri Konsey tarafından görevlendirilen hükümet ilk iş

olarak IMF’den de borç alması bunun en somut delili.

Mısır Devrimi 25 Ocak 2010 tarihinden beridir devam ediyor.

Devrimin özneleri olan Mübarek ve Askeri Konsey gitti ancak içerdeki

uzantıların temizlenmesi ise çok uzun yıllar alacağa benziyor. Halk ise bu

kararlılık ve irade sonucunda iktidara getirdiği yönetimler eliyle bu yapıları

temizleyeceğine olan inancı ise sonsuz. Mısır’da yaşananlar şunu ortaya koyuyor

ki, ülkede yaşananların göstermelik bir değişim değil, toplumu dönüştürecek,

ülkeyi özgürleştirecek bir yapı olduğu bir gerçek. Eğer bu sıradan bir devrimin

ürünü olmuş olsaydı ülkede istikrar çoktan sağlanmış olurdu. Çünkü eski rejimin

kalıntıları bugün yaptıklarını yapmazlardı.

Bugün ülkede Mursi’yi Firavunlara benzetenler, Mursi’nin

iktidara geldiği günden bu yana yaptıklarına bakmaları gerekiyor. Çünkü Mursi

ilk günden itibaren özgürlükten ve devrimin ilkelerinden taviz vermeden yoluna

devam ederek bir dizi kararı uygulamaya koydu. İlk olarak eski yapının en

önemli kaleleri ve kurumlarına el atan Mursi, bu kurumları milletin lehine

çalışan yapılara dönüştürmek için adımlar attı. Mursi öncelikle askeri

yönetimin yaşlanmış üst düzey kadrolarını 12 Ağustos 2012 tarihinde emekliye

sevk ederek kendisinden beklenmeyecek tarihi bir kararla bunu başardı. 60

yıldır askeri yönetimle idare edilen halk ise Mursi’nin bu kararının sonuna

kadar arkasında olduğunu Tahrir’de bir kez daha sevinç gözyaşları ile kutladı.

Bu devrimin yapay olmadığını kanıtlayan Mursi’nin arkasındaki halk kitleleri

daha da artmaya başladı. Mursi’ye karşı darbe planları yapan ve bunu uygulamaya

koymayı amaçlayan Askeri Konsey’den önce hareket ederek, konsey üyelerini

emekliye sevk etti. Ülkedeki bazı iddialara göre ise Mursi’yi devirmeyi

amaçlayan bu güruh Sina Adası’ndaki askeri meçhul bir şekilde katledildi.

Askeri konsey bunu Mursi’ye karşı kullanmak için harekete geçeceği sırada ise

Mursi o katliam ile konsey üyeleri arasındaki ilişkileri belgeleyen delilleri

onların karşısına çıkararak onları emekli ettirdi.

21 Kasım günü Mursi bir tarihi kararla tekrar yönetimdeki

etkinliğini gözler önüne serdi. Çok etkili kararların yer aldığı Anayasa

Bildirgesi’ni ilan edilmesiyle de ülke yine kargaşaya sahne oldu. Bu kararların

en önemlisi ise “Başsavcı Abdülmecid Mahmud’u görevden alarak yerine Talat

İbrahim’i atadı, yargı kurumlarının Şûra Meclisi’ni ve Yeni Anayasa

Komisyonu’nu feshetme yetkisini elinden aldı, yeni Anayasa Komisyonu’nun görev

süresi uzatıldı, 25 Ocak Devrimi yaralılarına ve şehit ailelerine istisnai maaş

bağlanıldı, Mübarek döneminin yetkili isimlerine tekrar soruşturma açılması ve

eski davaların yeniden görülmesi kararlarını aldı”

Bundan sonra eski rejimin uzantıları ise boş durmayarak, sol

kesimleri, aktivistleri ve medyayı ayaklandırarak, Mursi’yi Firavun’a

benzettiler. Medya ile halkı galeyana getirerek sokaklarda eylemler yaptılar.

Önce Başsavcı’nın gitmesini isteyen muhalefet ise Mursi’nin bu kararından sonra

çark ederek, Mursi’ye karşı çıktı. Sokaklara çıkan grupların çoğu ise yağmacı,

tahripçi, saldırgan tiplerdi. Sözde muhalifler ise Mursi’nin bütün bu

yaptıklarına destek olacağına karşı durmaları ile devrim ve halkın

isteklerinden yana olmadıklarını da böylelikle teyid etmiş oldu.

Mursi’nin yayınladığı bu kararlar gerçekten halkan yana

kararlardı. Ancak sokaklarda sıcak gelişmeler hâlâ sürüyor. Ülkede 2 genç

ortaya çıkartılan bu kargaşalarda hayatını kaybetti. Ülkede Mursi’ye karşı

çıkanların aslında temel nedenleri Mursi’nin Müslüman Kardeşler mensubu olması.

Çünkü İslam ve Arap aleminde en etkili yapı Müslüman Kardeşler’dir. ABD, Batı

ve İsrail’e karşı çıkan en önemli oluşum. Mursi’nin Mısır’daki başarısı sadece

Mısır için değil bölge ülkeleri için de büyük bir öneme sahip. Çünkü Mursi’nin

başarısı başta Filistin ve Suriye meselesi olmak üzere diğer Arap İslam

ülkelerinde de etkileyecek.

Mısır’ın iç politikadaki sorunlarının devamını isteyenler

Ortadoğu denklemi içinde Mısır’ın ön plana çıkmasını istemeyenlerden oluşuyor.

Mısır kendi içindeki istikrarı bir bütün olarak sağlaması halinde Ortadoğu’da

da yaşananların farklı mecralara çekileceği de görünüyor. Bunun için ise son

söz olarak şunu dile getirmek istiyoruz ki, ‘Gerçek devrim, değişim yapabilen

devrimdir’ İleriki yazılarımızda Mısır üzerine etkili faktörler ve ülkenin

geleceğine ilişkin yorumlarını yazmaya devam ediyoruz.