Ocak ayında hafızalarımda yer edinen en önemli olay gazeteci-yazar Uğur Mumcunun Ankara Çankayadaki evinin önünde (24 Ocak 1993te) bombalı suikaste kurban gitmesidir.

Hatırlarım;

Uğur Mumcunun eşi Güldal Mumcuya, "Bu işi devlet yapmıştır, siyasi iktidar isterse çözülür." diyen DGM Savcısı Ülkü Coşkunun bu sözlerini,

"Bu iş onur meselemizdir. Mumcunun katilleri yakalanacak" diyen ama arkasını bir türlü getiremeyen dönemin Başbakan Yardımcısı Erdal İnönünün inanarak sarfettiği bu demecini,

Güldal Mumcunun Bu işin arkasındakileri ortaya çıkarın, tuğlayı çekin dediğini, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağarın ise Yapamam, tuğla çekilirse duvar yıkılır, biz de altında kalırız. karşı cümlesini,

TBMMde Ersönmez Yarbayın başkanlığında kurulan Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonunu, Komisyonda konuşulanları, itirafları..

Bunların tümünü hatırlarız da..

Aradan bunca yıl/yıllar geçti..

Söyler misiniz, gerçekten Uğur Mumcuyı kim/kimler öldürdü

Gerçek katilleri yakalanabildi mi

Mumcunun öldürülmesinin ardından Ankarada 500 bin kişinin iştirak ettiği veTürkiye laiktir laik kalacak sloganlarının hedefine konulanların o günlerde girdikleri sıkıntı ve girdap kimlerin hanesine ne olarak yazıldı, acaba

Biliyor musunuz, parlamento muhabiri olarak basın koridorunda o dönem ne sıkıntılar çektik!

Başta Cumhuriyet Gazetesinin muhabirleri olmak üzere genel basın çalışanları günlerce bizim mahallenin elemanlarını o koridordan tecrit etmeye çalıştılar, yüzlerimize bakmadılar. Sanki Uğur Mumcuyu biz öldürmüştük!

Amaç da bu değil miydi, zaten

Topluma korku, yeis, ümitsizlik, nifak tohumları saçmak, tarafları birbirinden uzaklaştırmak, uzlaşmayı sıfırlamak...

Uğur Mumcu 24 Ocak 1993 tarihinde öldürüldü. Bundan kısa bir süre sonra 9 Şubat 1993te dönemin Refah Partisi Genel Başkan Yardımcılarından Şevket Kazan TBMMde suikaste ilişkin ilginç bir belge açıkladı. Zamanın MİT Müsteşarı Sönmez Köksal her ne kadar belgeyi yalanlayıp yok böyle bir şey dese de yetkili makamlar bu iddiaların üzerine yeteri kadar gitti mi acaba

Hafızaları tazelemek açısından işte o belge:

ÇOK GİZLİ

T.C. BAŞBAKANLIK

MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI

Ankara, 02 Şubat 1993

Sayı: 01.786.8879/435

Konu: Uğur MUMCU

BAŞBAKANLIK MAKAMINA

ABDnin güvenliğini ve hayat çıkarlarını yakından ilgilendiren Türkiyenin gerekli yerlerinde kuvvet bulundurmak ve bu maksatla, Orta Doğuyu kontrol altına alıp, Türkiyenin dine dayalı bir yönetim altına girmesini önlemek maksadıyla;

ABD Haberalma Servisi CIA denetiminde, İsrail Kabine görevlisi HAİM-BAR LEV kontrolünde, İsrail "GADNA" birliklerinde eğitim gören altı kişilik özel tim "Hayfa" deniz üssünden botla Türkiyeye giriş yapmışlardır.

Mezkur timin ülkemizdeki görevleri Teşkilatımızın değerli haber kaynaklarından Gazeteci Uğur Mumcu ve Mehmet Ali BİRANDı öldürmektir.

Gazeteci Uğur MUMCUyu öldüren tim elemanları ikinci görevleri olan Mehmet Ali BİRANDı öldürmek için ülkemizden çıkış yapmışlardır. Tim elemanları yaptığımız istihbarat neticesinde İsrail Hükümetinin Ankara Temsilciliğinde kaldıkları tespit edilmiştir.

Arzederim.

Sönmez Köksal

Müsteşar

Senaryolara gelince; Uğur Mumcunun katledilmesiyle ilgili senaryolar neydi sahi Sabahtan M. Çetingüleç bu senaryoları şöyle özetlemiş;

İran parmağı: Mumcu cinayetinin işlendiği dönemde İstanbul İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkan Vekili Hanefi Avcı, Meclis Araştırma Komisyonuna şu bilgiyi verdi: "Cinayet yüzde yüz İran bağlantılı. Şimdiye kadar yaptığımız çalışmalarda tuğlaları üst üste koyunca bu sonuca varıyoruz. Türkiyede İran hesabına çalışan 4-5 örgüt var. Bunlardan Çağırıcılar grubu Çetin Emeç cinayetine karışmıştı. Biz bir süre o gruptan şüphelendik ama Mumcu cinayetini Çağırıcılar dışındaki taşeron örgütlerden biri işledi."

Irak parmağı: "Yeşil" kod adlı kişinin yardımcısı oldukları ve birçok eyleme karıştıkları öne sürülen Murat İpek ve Murat Demir de, Mumcuyu İrandan yönlendirilen biri Iraklı iki kişinin öldürdüğünü ve bu kişilere ait fotoğrafın kendilerinde olduğunu söylediler. İpek ve Demirin iddiasına göre, Iraklı katil, Türkiyede MİT tarafından da kullanılıyordu. Ancak, arandıkları için Meclise gelmek yerine komisyon üyelerini Ankara Oteline çağırarak ifade veren İpek ve Demirin iddiaları görüşmeye katılan milletvekillerince ciddi bulunmadı.

Başka bir dış bağlantı: Dönemin Ankara Emniyet Müdürü Mehmet Canseven, cinayetin dış bağlantılı olduğunu doğruladı ama kaynağın İran olmadığını söyledi. Canseven "Bu işin arkasında İran mı var" şeklindeki soruya "Hayır" yanıtını verdi. Cansevene göre, bölgedeki başka ülkeler ve hatta Rusya bile bu işin arkasında olabilir. Türkiyeyi karıştırmak için böyle bir cinayet işlendiğini savunan Canseven, Türkiyede bu kadar profesyonel bir terörist örgütün bulunmadığını, taşeron kullanıldığını belirtti.

İBDA-C parmağı: Komisyona ulaşan başka bilgilere göre, cinayet İBDA-C tarafından işlenmiş olabilir. Komisyon üyeleri bu iddiaları araştırmak üzere İstanbulda cezaevinde bulunan örgüt yöneticileriyle görüşmeyi planlıyor. İBDA-C olasılığının bazı emniyet yetkilileri tarafından da gündeme getirildiği belirtiliyor.

PKKya giden silahlar: Komisyonda açıklamalar yapan ve JİTEMde görev yaptıktan sonra emekliye ayrıldığı belirtilen bir astsubayın iddiası ise şöyle: "Türkiye, Turgut Özal döneminde Talabaniye silah yardımı yapmıştı. JİTEM, Talabaninin bu silahları PKKya satacağı yolunda dönemin yetkililerine raporlar verdi. Ancak bu raporlara rağmen silahlar gönderildi. Talabaniye gönderilen silahlar daha sonra PKKya satıldı. Bir emekli jandarma albayı, bu satışa ilişkin belgeleri Uğur Mumcuya gönderdi. Mumcu bu belgeleri aldıktan sonra öldürüldü."

Cantürk bağlantısı: Komisyonda ifade veren ve Mumcuyu yakından tanıyan bir tanığın, "Mumcu Cinayetini Behçet Cantürk ve PKK ortaklaşa işledi" dediği bildiriliyor. Mumcunun Behçet Cantürk ve PKK arasındaki uyuşturucu işbirliğini ortaya çıkardığı için öldürüldüğü öne sürülüyor.

Çakıcı olabilir: Meclis Araştırma Komisyonuna gelen belgelere göre, Uğur Mumcunun öldürüldüğü dönemde Alaaddin Çakıcı da Ankaradaydı. O zaman Çakıcının yanında olan Tevfik Ağansoyun, yolları ayrıldıktan sonra Mumcu cinayetiyle ilgili bilgiye sahip olduğunu söylemesi, komisyon üyelerinin kafasında "Cinayeti Alaaddin Çakıcı mı işletti " sorusunu doğurdu.

Şüpheli kadınlar: Mumcunun komşusu olduğu belirtilen bir başka tanığın, yaptığı açıklamalar, şüpheliler listesine yenilerinin eklenmesini sağladı. Mumcunun komşusu, patlamadan hemen sonra olay yerinde üç kadın gördüğünü, kadınlardan birinin fotoğraf çektiğini söyledi.

Uzun süre araştırma yapıp yarıda bırakan MİT "Bilgimiz yok" derken dönemin Ankara Emniyet Müdürü Mehmet Canseven, MİTin olaydan hemen sonra araştırmaya başladığını belirtiyor. Devlet Güvenlik Mahkemesi ise, olayla ilgili 13 dosya dolduracak kadar çalışma yapılmış olmasına rağmen bilgi vermekten kaçınıyor. MİT ve DGM, Meclis Araştırma Komisyonunun talebine rağmen, komisyona bilgi göndermedi.

Derin yapıların bir bir deşifre edildiği böyle bir dönemde birileri de kalksa Uğur Mumcu suikastinin kriptolarını açıklasa..

Sahi, kim öldürdü Uğur Mumcuyu