Mülteci değil insan!

Abone Ol

Kavimler Göçü tekrarlanıyor sanki. Batı’ya doğru akın akın bir insan dalgası, hiç durmuyor. Her gün yüzlerce, binlerce, teknik tabirle mülteci, gerçekte ise (birilerine garip gelse de) “insan” Doğu’dan Batı’ya adeta akıyor. Her ne pahasına olursa olsun, yakalanmaya, sınırdışı edilmeye, dolandırılmaya ve hatta ölüme rağmen insanlar, çoluk çocuklarıyla, durdurulamaz bir şekilde akıp gidiyorlar.

“Ege’de göçmen teknesi battı”, “Akdeniz’de kaçakları taşıyan gemi yakalandı”, “Avrupa’ya gitmek isteyen mülteciler kamyon kasasında öldü” gibisinden habere konu oluyor bu insanlar. Orada bile ortada bir “insan” gerçekliği yok. Neredeyse “pis kaçaklar”, “aşağılık göçmenler” diyecek haber metinleri. Habere konu olan tek bir şey var; şu kadar kişinin  ölmesi. Ne kadar sayı artarsa o kadar haber değeri var. Yoksa, bu insanlar neden evlerini barklarını bırakıp, hayatlarını sıfırlayıp da Avrupa ülkelerindeki bilinmez bir geleceğe doğru koşar adım gidiyorlar, bu önemsenmiyor. Bu insanlar, ne de olsa barbar Doğulular, uygar ve özgürlüğün beşiği Batı’ya kapak atmak istemeleri de çok normal.

Bildiğimiz bir şey var. Batı’nın vicdanında bir meselenin insani bir nitelik arz etmesi için ya işin içinde bizzat Batı uygarlığının vatandaşları olacak ya da Yahudiler… Nasıl ki bir saldırganın veya saldırının terör eylemi veya münferit hadise olarak nitelenmesinde, saldırganın Müslüman olup olmaması belirleyiciyse Batı nezdinde, bu insan akınının dram olabilmesi için işin içine ya Hıristiyanların ya da Yahudilerin girmesi gerekli demek. Bunu söylemek, nefret söylemi değil, durum tespiti sadece.

Örnekleri tarihte bol bol var. Çok uzağa gitmeyelim, 2003’teki Irak işgaline bakalım. 12 senelik süreçte ABD’nin işgalinin, pardon özgürlük ve demokrasi getirmesinin faturası nedir 2 milyon ölü, yüzbinlerce yetim, yüzbinlerce namusu kirletilmiş kadın, tarumar olmuş şehirler, aileler, paramparça bir ülke, mahvolmuş hayatlar. Bu soykırım değil, savaş suçu değil, insanlık suçu değil… Üstüne üstlük, kimyasal silah var yalanıyla yapılan bu işgalin insanlık suçu olması için Batılıların veya Yahudilerin ölmesi gerekir çünkü. Hemen filmleri çekilir, Oscar’lar verilir, tüm dünyanın zihni yoğun bir propagandayla iğfal edilirdi öyle olsa. Ama ölenler, aileleri parçalananlar, çoluğundan çocuğundan olanlar, hayatları mahvolanlar Batılı değil ya, nesli tükenen kutup ayıları kadar değerleri yok o zaman.

Hadi Batılı kafa, Doğulu olanı yani kendisi dışındakini insandan bile saymıyor diyelim. (Tarihte örneği var, zencilerin insan değil de insanla hayvan arasında bir tür olduğunu düşünenler yok değildi) Bize ne demeli Her gün topraklarımızda, kıyılarımızda yüzlercesine, binlercesine denk geldiğimiz bu insanların derdi nedir diye düşündük mü hiç Bu çaresiz akına zorlayan nedir bu insanları Memleketlerini yaşanmaz kılan nedir Bu çaresizliğin müsebbibi olan emperyalistlerin tarumar ettiği ülkeleri hiç aklımıza getiriyor muyuz Emperyalizmle, yani ABD’yle, AB’yle ortak çıkarlara sahip olduğumuzu söyleyenleri hesaba katınca, bu insanların vebalini sırtlanmış olduğumuzun farkında mıyız Zalimle bir olup mazluma derman olacağımızı mı sanıyoruz yoksa

Bu insan akını durmuyor, duracak gibi de görünmüyor. Avrupa’nın içlerine doğru yayılıyor git gide bu dram. Sokaklarda, parklarda, istasyonlarda yatıp kalkan bu insanların dramında şöyle bir tepki gelişiyor bizde. “Avrupa’nın ayıbı”, “Batı hassasiyet göstermiyor” vs.. bunlar bizim insanımız ve zalimden adalet beklemek de akıl karı değil. Bu duruma sebep olan emperyalist zalimlerle aynı çıkarlara sahip olmak gafletinden kurtulma sen, lafa gelince Batı’yı suçlayıp vicdanını rahatlat. Emperyalizmle ortak hareket edip de vicdanını rahatlatmak o kadar da kolay değil beyler! Hiç sordunuz mu acaba, insanların ailelerini, hayatlarını, ülkelerini tarumar eden zalimlerle nasıl aynı çıkara sahibiz biz diye!