Mülk suresinin mana ve mesajları 6

Abone Ol

Suremizin 19, 20, 21 ve 22. Ayetlerini kusurlu da olsa Latin harfleriyle şöyle yazabiliriz:

EVELEM YEREV İLETTAYRİ FEVKAHÜM SAFFATİ(n) VE YAKBİZN, MAYÜMSİKÜHÜNNE İLLERRAHMAN, İNNEHÜ BİKÜLLİ ŞEY’İ(n) BASİYR. EMMEN HAZELLEZİ YENSURUKÜM MİN DÜÜNİRRAHMAN, İNİLKAFİRUUNE İLLA Fİ ĞURUUR. EMMEN HAZELLEZİ YERZUKUKÜM İN EMSEKE RİZKAH(ü) BEL LECCU Fİ UTÜVVİ(n) VE NÜFUUR. EFEME(n) YEMŞİ MÜKİBBEN ALA VECHİHİ EHDA EMME(n) YAMŞİ SEVYYİN ALA SIRATI(n) MÜSTEKIYM. Mealleri kısaca şöyle verilebilir:

“(İnanmayanlar) üzerlerinde, üstlerinde (kanatlarını) açıp kapayarak uçan kuşlara bakmıyorlar mı Onları (havada) Rahman’dan başkası tutmuyor, kesin olarak o her şeyi çok iyi görendir. Yoksa şu sizin için bir ordu mudur ki size Rahmanın dışında yardım edecek Kâfirler (gerçeklerin üzerine örtenler) ancak şaşkınlık içindedirler. Yoksa (Rahman olan Allah) rızkını (yağmurunu) keserse sizi rızıklandıracak olan şu (putunuz) mudur Aksine onlar İnanmayanlar) büyüklenme, isyan ve haktan uzaklaşma içindedirler. Yüzüstü sürünerek yürüyen mi, yoksa dosdoğru yolda dengeli yürüyen mi daha doru bir yoldadır

19. ayette kuşları havada Allah’tan başkası tutmuyor ifadesi kuşlara havada uçacak ve duracak beceri vermesi ve bu esnada hava boşluğuna geldiklerinden havasız kalıp ölmemeleri için göğüslerinin içinde akciğerlerinden başka yedek hava kesesi yaratmış olması ve havanın çok yoğun olduğu bölgelere girişte duvara çarpmış gibi olacaklarından bu esnada kemiklerinin kırılmaması için iliksiz yaratıp esnek bir yapı kazandırmış olduğuna işarettir. Kuşların uçarken hava boşluğundan geçeceklerini bilip orada hava ihtiyacını temin için göğüs kafesleri içinde bir yedek hava kesesini kim yaratmıştır .. Elbette ki Allah yaratmıştır ve hava boşluklarından havanın yoğun olduğu yere geçerken duvara çarpmış gibi olacaklarını ve bu çarpmadan kırılmasınlar diye kuşlardaki kemikleri iliksiz olarak düzenleyen kimdir Elbette ki Allah’tır. İşte burada bir inanç takviyesi vardır. Hulasat-ül-beyan adlı tefsirde. “İşte kuşları havada uçacak bir liyakat üzere halk ederek onların havada düşmeden uçmalarını ve uçarken kolaylık için kanatlarını açıp örtmeyi ilham etmek ve kendilerine münasip cüsselerini (kütlelerini) ve o cüsselere münasip kanatlarını halk etmek Allah’ın kudretine açık delildir” açıklaması da aynı yönde yapılmış bir beyandır.

Kâfirlerin mal ve nüfuslarının ve putlarının kendilerini iyiliklere ulaştıracağı inancına dayanarak iman etmekten geri durmaları ve Peygamberimize inat etmeleri üzerine indirilen ve “Yoksa şu sizin için bir ordu mudur ki size Rahman’ın dışında yardım edecek Kâfirler (gerçeklerin üstünü örtenler) ancak aldanış içindedir” mealindeki 20. ayetin tefsirinde Seyit Kutup şöyle demektedir: “Daha önce yerin dibine geçirilmek ve başlarına taş yağdırılmakla korkutulmuşlar ve öncekilerin sonu hatırlatılmıştı. Şimdi de onlara kendilerini Allah’a karşı yine ondan başka kimin koruyacağı, Allah’ın azabından yine Allah’tan başka kimin yardım edeceği soruluyor” Yani Allah isterse günahkârları yere batırır ve üzerine taş yağdırır ve kimse de bunlara engel olamaz.

22. ayetin tefsirinde -Safvet-üt-tefasir- şöyle diyor: “Bir yanda yüzüstü sürünen ya da tökezleyip yüzüstü kapanan hedefi ve yolu belli olmayan bir topluluk, öte yanda yüksek ideallere sahip, adımlarını doğru atan, çizilmiş bir hedef için doğru yolda ilerleyen bir topluluk” Evet İslam’ı yaşamayanlar yüzüstü sürünen bir topluluğa benzetilirken İslam’ı hakkıyla yaşayanlar yüksek ideallere (gayelere) sahip doğru yolda ilerleyen topluluğa benzetilmektedir. Hulasat-ül-beyanda ise: “Yahut bu ayetten maksat âlim ile cahil arasındaki farkı beyan, hallerini temsildir. Ve kâfiri cahile, mü’mini âlime teşbihtir. Çünkü cahil cehlinden dolayı birçok zararlara duçar olduğu gibi kâfir de küfründen dolayı her nefesinde ahiret için bin türlü zarar hazırlamaktadır. Mü’minin hali hatasızlıkta âlimin haline benzer. Binaen aleyh (buna göre) şer’i (şeriata uygun) bilgileri tahsil etmek kadar bir saadet olmaz.

“Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur’an Tefsiri” adlı eserde ise: “Aklını kullanıp azgınlıktan, inkârdan, inattan, aldanmaktan kendini kurtaramayanları Yüce Allah 22. ayette sürüngenlere benzetmektedir. Aklını kullanmayan fert ve toplumlar medeniyet yolunda sürüngenler gibi yol alırlar. Onlar çok yavaş yol aldıkları gibi nereye gittiklerini de bilemezler. Sadece debelenip dururlar. Aklın manalarından biri de ufuktan ufuğa koşmaktır, yolu uzatmadan, virajlı yollara girmeden kısa yoldan hedefine doğru hareket etmektir. Bu gücü kullanmayanlar Yüce Allah’a giden yolda (ancak) sürüngenler gibi yol alabilirler. İşte Yüce Allah insanlara soruyor: Medeniyet yolunda yüzüstü kapanıp sürüngenler gibi yürümek mi daha iyi, yoksa dimdik ayakta dosdoğru yolda yürümek mi daha başarılıdır Bir bakıma –yüzüstü çok süründün ayağa kalk insanlık- seslenmesi yapılmaktadır. Yüzüstü sürünmenin başka bir anlamı daha vardır. Bu şekilde sürünen kişi ve toplumlar sadece yeri görürler, onların ufku yoktur, uzağı göremezler.

Görüldüğü gibi yıllardan beri cenazelerin arkasından Yasin-Tebareke adıyla bu sure okunmaktadır. Ama bu açıklamalar yapılmadığı için milletimiz ve gençliğimiz istediğimiz bir şuur yapısına kavuşamamıştır. Başta okuyucular olmak üzere hepimiz bu sığlıktan sorumluyuz. Yasin ve Tebareke hatimleri mutlaka açıklanarak okunmalıdır. Her ikisini okumak yerine birini açıklamasıyla birlikte okumalıdır. Yani bir akşam birini, öbür akşam diğerini.