Diğer kardeşlerim büyüktü. Bense 7 yaşındaydım.
Annesi vefat eder, etkilenir diye o sene okula
başlatmadılar. Ağır bir romatizmaydı.
Sonra Rabbimiz şifa verdi. Okulları bitirdik ama
Hep öksüz kalacağım hissiyle büyüdüm. Başım biraz eğri
durur halen!
Üniversiteden sonra lisan için uzaklara, yurtdışına
gitmiştim. Bir gün telefon çaldı.
Annemiz iyi değil, istersen gel dediler. Öylece bırakıp
geldim.
Meğerse elim bir kazada Rabbine kavuşan Ömer Ağabeyimin
daha ağır acısı bekliyormuş bizi.
İyileşti ama tam 37 yıldır romatizmaydı. 37 kiloydu.
Hastanelere her gittiğimizde Şifa bulup geldik.
Ama bir ay önce zatürree teşhisiyle gidip, sonra yoğun
bakıma yattığımızda
Bu kez eve dönemeyeceğimizi anlamıştım!
***
Bu hafta yazı hazırlığım olmadı, malum. Şahsi bir
meselemi yazmayı da düşünmedim.
Ama dün işe başladığımda Ankara bürodan arkadaşlar Bir
anne yazısı yaz dediler.
Biz kalanlara ibret olsun diye, Annemle ilgili birkaç
cümleyi arz ediyorum:
Okuryazarlığı yoktu. Ama Kur an ı aynı Hoca Hanımdan
birlikte öğrenmiştik. Kırkındaydı. Ümmiydi.
Hayatının yarısını hastalıkla geçirdi. Ama Hastayım
dediğini hatırlamıyorum. Yoğun bakım dâhil.
Hastalığa rağmen köyde zorlu bir hayat. Hayvanlar, bağ,
bahçe
Sıfır şikâyet, hele isyan asla! Hep şükür, hep güler yüz,
espri ve hilm
Evladının acı haberine ilk tepkisi; Allah verdi, Allah
aldı.
Sürekli hasret ve ayrılıkla yaşadı. Bir kızı İstanbul, diğeri
Bursa, bir oğlu Ankara, diğeri Ahirete göçtü erkenden.
Yılın yarısını köyde, yarısını Elazığ da geçirirdi. Gayet
cömertti.
O en çok çocukları, hastaları ve yaşlıları severdi. En
çok üzülenler de onlar oldu.
Hayvanları çok sever ve merhamet ederdi. Başta kediler
olmak üzere evin hayvanları da evde en çok annemi severlerdi. Yedi ay önce
kedimiz Mestanın gelişine de çok sevinmişti.
Bu dünyada hiçbir Varlığı olmadı. Ev, tarla, arsa
Babasından kalan üç-beş dönüm mirası dayılarıma bıraktı. İyi de yaptı. Buraya
kadar normal.
***
Ama şu kısmı, Anadolu insanının mayası, ruh kökü ve
aslındaki en güzel bir örnek.
Mal, mülk, evde kullandığı bir eşya ve biz evlatları
dâhil dünyadaki hiçbir şeye, Benim demedi. Hiçbir varlığa değer vermedi.
Mülk Allah ın dedi hep.
Birisinin, evdeki bir eşyaya ihtiyacı olduğunu
hissettiğinde bir şekilde onu onlara verdi.
Çevresindekilerin işi, işsizliği, varlığı, yokluğunu hiç
önemsemedi. İnsan ise, hele de düşkün ve mazlum ise en büyük değeri verdi.
Kimseye yük olmadı, hep yük aldı. İnsanları sevdi.
Çocukken çamurdan yaptığımız oyuncak evleri, akşam
yıkardık. Yanımıza gelir, Evladım, bu dünyada da yapar, sonra yıkar
gideriz. Gölgelenip gideceğimiz bir
imtihan yeridir. derdi.
***
Esas yurdumuz öte taraftır. Allah ahretimizi versin
diye de uyarırdı. Namaz, iyilik ve tesettür üzere yaşadı.
Bu nedenle maddi bir fotoğrafı yerine, sosyal medyanın
esir aldığı çoğunlukla hanımlarımıza örnek olsun diye manevi fotoğrafını
çekmeye çalıştım.
Geride, Aramız fazla açılmasın diye dua eden, gözü
yaşlı 58 yıllık hayat arkadaşını bıraktı.
Hiçbir varlığa sahip olmaya kıymet vermediği bu dünyadan
dört metre kefen alıp çok sevdiği Rabbinin Esas yurduna döndü.
Rabbimiz, cümle müminlere ve Annemize de adı gibi Firdevs
cennetini nasip eylesin.
TEŞEKKÜR
İnsanın ait olduğu bir teşkilatı, cemaati, camiası olması
ne kadar güzel bir şey. Hele de Milli Görüş camiası. Anında haberdar ve
organize oldular. Gereken ne varsa yaptılar.
Bu vesile ile başta Saadet Partimizin Kıymetli Genel
Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak Beyefendi, ESAM Genel Başkanı değerli Recai
Kutan Büyüğümüz, Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı Salih Turhan, Erbakan
Vakfı Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, AK Parti Genel Sekreteri Abdulhamit Gül,
ÖNDER Genel Başkanı Halit Bekiroğlu, Elazığ Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz,
teşkilatımızın (Saadet-AGD) Elazığ il yönetimine
Bizzat cenazeye katılarak acımızı paylaşan gazetemizin
Genel Yayın Yönetmeni, kıymetli arkadaşım Mustafa Kurdaş a, beni bu süreçte
yalnız bırakmayan dost, akraba, arkadaş, meslektaş herkese ayrı ayrı teşekkür
ediyorum. Allah hepsinden razı olsun.