Mescid-i Harâm’dan sonra içinde insanların Allah’a ibadet etmek maksadıyla yaptıkları dünyanın en eski ikinci mabedi. Ârâmîce “Beth makdeşa”, İbrânice “Beth ha-mikdaş”, Arapça “Beyt-ül makdis” yani “Mukaddes Ev”. Önceleri bu yerin adıyken sonraları şehrin tamamının adı olmuş bu Beyt-ül makdis. Mescid-i Aksâ’nın, mabed olarak yeri Hz. Dâvûd tarafından tesbit edilip, planlanmış, Hz. Süleyman tarafından da yapılmıştır. Süleyman Mâbedi olarak anılmış, Yıllar, asırlar içinde zaman zaman tahrip edilerek yıkılmıştır. Sonra tekrar yapılmış, sonra tekrar tamamen yıkılmıştır. Hatta Romalılar burayı işgal ettiklerinde Süleyman Mâbedini tamamen yıkıp yerine Jüpiter Capitolinus tapınağı yapmışlardır. Pagan kültürüne dönüşü görmüş bu kutsal ev. Sonra bu tapınak Kostantinos’un Hristiyanlığı kabulüyle, onun tarafından tamamen yıktırılmıştır. İçinde Hz. İsa’nın dua ettiği bu mabed, yani Mescid-i Aksâ, Peygamberimiz Hz. Muhammed’le beraber daha da değerlenip Müslümanların gönlünde yükselişe geçiyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) İsrâ Sûresi’nde belirtildiği gibi bir gece vakti buraya getirilip buradan Mi‘raca çıkıp, vuslata eriyor. Kâbe’nin kıble olmasına kadar buraya yöneliyor Müslümanlar… Üstelik Peygamberimiz (s.a.v.) buranın faziletli olduğunu anlatınca, burası Müslümanlar için daha da paha biçilemez oluyor. Bu sebeple de Hz. Ömer Kudüs’ü fethettiğinde ilk iş Peygamberimizin miraca çıktığı bu yerde kendisi de bizzat çalışarak Mescid-i Aksâ’nın Hristiyanlık döneminde molozlar altında kalmış olan yerini temizletmiş. Sonra da Sahre’nin (Sahra) güneyindeki düzlükte cemaate namaz kıldırmış. Daha sonra da buraya bir mescid yaptırmış. Bu mescid harap olunca, değişik dönemlerde değişik hükümdarlar tarafından yeniden yaptırılırcasına onarılmıştır yüzyıllarca… Mescid-i Aksa, “Mekke’den en uzaktaki cami”…
ŞAŞIRTAN BİLGİLER
Bunları duyunca çok şaşırdım. Haçlı istilası sırasında Mescid-i Aksâ, Templier Şövalyeleri’ne verilmiş. Onlar Mescid-i Aksâ’ya yani Mescid-i Aksâ’nın da içinde bulunduğu bizim Harem-i Şerif dediğimiz alana Templum Salomonis diyorlar. Templier Şövalyeleri “Mabedliler” anlamına gelen bu isimlerini bu yerden (Templum Salomonis) almışlardır. Bu yerin bir kısmında ikamet edip bir kısmında da erzak ambarları, silahhaneler gibi mekânlara çevirmişler. İşin ilgi çekici yanı da şu: Templier Şövalyeleri işgal sırasında kendilerine verilen bu Harem-i Şerif’te bir kilise inşasına bile başlamışlar. Bu kilisenin bir kısmı bulunan Mescid-i Aksâ Camii’nin içine, bir kısmı da bitişiğine gelmekteymiş. İnşaatına başlanmış ama tamamlanamadan şükür ki büyük komutan Selâhaddin Eyyûbî tarafından Kudüs fethedilmiş de bu mübarek yer kurtulmuş.