Yolculuk ve ilk namaz
İstanbul’dan yaklaşık olarak bir saat 45 dakikalık yolculuktur Tel Aviv. Uzun yorucu bir o kadar da can sıkıcı pasaport kontrollerinden sonra Kudüs’e geçilir otobüslerle. Kudüs’e gelen Müslümanların ilk yaptıkları iş genelde sabah namazını -Kâbe’den önce Müslümanların ilk kıblesi olan -Mescid-i Aksâ’da kılmalarıdır gözyaşlarıyla. Çünkü Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) bu yerde kılınan namaz evde kılınan namazdan 500 kat daha çok faziletlidir buyruğundan nasiplerine düşeni alabilmek umududur ruhları coşturdukça coşturan. Kur’an’da İsrâ Sûresi 1. âyetinde Kudüs şehrinden Mescidü’l-Aksâ’nın mübarek kılınan çevresi şeklinde bahsedilmektedir. Ayrıca bazı âyetlerde de “Mukaddes toprak”, “İyi, güzel bir yer” diye nitelendirilmektedir bu şehir. Mescid-i Aksâ hadislerde de ziyaret edilmesi tavsiye edilen üç mescidden biridir. Diğerleri Mescid-i Harâm ve Mescid-i Resûlullah’tır. Mescid-i Aksâ, yeryüzünde Mescid-i Harâm’dan sonra inşa edilen ikinci mesciddir. Mescid-i Aksâ’ya çevresiyle birlikte “Harem-i Şerif” denilmektedir. Harem-i Şerif’in içinde, Mescid-i Aksâ da dâhil olmak üzere, Kubbetu’s-Sahra da yer almakta. Ve Harem-i Şerif bir yüksekliği yer yer 30-40 metreyi bulan surlarla çevrili. Bu surları Kanunî Sultan Süleyman Haçlı dönemine ait surların kalıntılarının üzerine yaptırmış.
Kudüs’ün kalbi Harem-İ Şerif
Müslümanlar, Museviler ve Hıristiyanlar Eski Kent’teki kutsal mekânlar arasında gidip gelir. Eski Kent dedik buraya, öyle deniyor çünkü. Yaklaşık olarak altı bin yıldır insanların oturduğu sanılan Eski Kent, surlarla çevrili bir alandan oluşmakta. Kudüs’ün sur içinde kalan bölümü Eski Şehir olarak anılmakta. Kudüs’ün Eski Kent bölgesinde 220 dinî mekân bulunmakta diye bir rivayet var, ne ölçüde doğrudur bilmiyorum. Burak Duvarı (Ağlama Duvarı) da bu mekânlardan biri ve Harem-i Şerif’i çevreleyen duvarın, surun bir parçası. Uzunluğu 50, yüksekliği 18 metre. Hz. Süleyman’ın yaptırdığı Kudüs Tapınağı’nın tek kalıntısı olan Burak Duvarı, Musevilerin kutsal saydığı dua ve hac yeri. Bizim Burak Duvarı’na Yahudiler Ağlama Duvarı diyorlar ve bize de böyle lanse ediliyor bazı basın organları aracılığıyla. Oysa “Ağlama Duvarı” tabirini İsrailliler icat etmiştir. Burası bizim için “Burak Duvarı” adıyla anılan bir mekândır. Çünkü bu yer Hz. Peygamber’in Mirac gecesinde Burak adlı bineğini bıraktığı yerdir…
Bu kutsal köşenin denetimini ele geçirmek için yapılan mücadele hem yeraltında hem de üstünde hâlâ sürüyor. İsrailliler, Süleyman Tapınağı’nın kalıntılarına ulaşmak için Harem-i Şerif’in altında tüneller kazmakta ısrar ediyor. Böylece anlaşmazlıklar çözümsüzleşiyor. Ayrıca bir dinin kutsal mekânları, diğer iki din için de kutsal sayılıyor. Mescid-i Aksa Camii, Müslümanlar için olduğu kadar Museviler için de kutsal bir mekânda bulunuyor. Hıristiyanlar için kutsal olan Kutsal Büyük Kabir Kilisesi, Harem-i Şerif’in dışındadır. Tapınak Dağı ile Kuzey Duvarı Yahudiler için, Kutsal Kabir Kilisesi Hristiyanlar için ve Mescid-i Aksa ile Kubbetü’s Sahra da Müslümanlar için kutsal merkezlerdir. Bugün şehirdeki Müslüman, Hıristiyan, Ermeni ve Yahudi mahalleleri olarak bu dört mahalleli bölünme temelde bu kutsal mekânların etrafında örgütleniyor. Yahudi mahalleleri oldukça lüks, Müslüman Arap mahalleleri ise İsrail’in uyguladığı politikanın, zulüm ve vahşetin neticesi olarak yıkık dökük. Burak Duvarı’nın (Yahudilerin Ağlama Duvarı) Mescid-i Aksâ’nın batı duvarında Kamame Kilisesi’ne giden Hıristiyan Haç Rotası (Via Dolorosa) da yine Mescid-i Aksâ’nın kuzey sınırından geçmekte. Bu yüzden mahalleler iç içe. Bu yüzden paylaşım meselesinin Mescid-i Aksâ’yı üzerinde taşıyan Harem-i Şerif (Mabed Tepesi)’te kilitlenmesi. Bu nedenle Yahudiler Harem-i Şerif’ten bahsederken Kudüs’ün Kalbinin Kalbi anlamına gelen “Lev libo sel Yeruşalim” diyorlar. Koca duvarların olduğu bu yere bizdeki düşüncenin aksine oradakiler Aksâ diyorlar. Yahudiler ayrıca, Sultan Süleyman tarafından yaptırılan surların arasında bulunan ve bizim Harem-i Şerif dediğimiz tüm alanı Mescid-i Aksa olarak isimlendiriyorlar… Sanırım bunda da bir kasıt olmalı…
(Bu yazıda bana yol gösterip yardımlarını esirgemeyen Ekrem Şama Bey’e müteşekkirim.)