Muhsin Yazıcıoğlu hakkında en ileri iddia!

Abone Ol

Herkesin sağa sola kaçışıp hallaç pamuğu gibi dağıldığı antidemokratik 28 Şubat sürecinde –daha doğrusu darbesinde- Refahyol’a ve dönemin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a verdiği destekten dolayı Muhsin Yazıcıoğlu’nu hep takdir ettim.

Yazıcıoğlu’nun o duruşu “asil” bir tutumdu.

28 Şubat sürecinde, Erbakan Hoca’nın, “Hadi destek olun, şu kaostan elbirliği ile çıkalım…” çağrısına, başta Mesut Yılmaz olmak üzere siyasi parti liderleri olumlu cevap verseydi, büyük ihtimalle “o karanlık sayfa/lar” yaşanmayacaktı.

Ancak, İmam Hatip Lisesi mezunlarına “yarasalar” diyen Mesut Yılmaz ile dönemin Cumhurreisi Süleyman Demirel ve Hüsamettin Cindoruk gibi düşünenler, Hoca’nın o çağrısının yanında olmadıkları gibi, ülkeye bir kâbus gibi çöken/çöreklenen “baskı dönemi”nin mimarı olmayı tercih ettiler.

Kendi kaderlerini kendileri çizdiler bir bakıma. Şu anda Mesut Yılmaz’ı, Demirel’i, Cindoruk’u “hayırla yâd eden” tek kişi var mı acaba!

***

Delikanlı ve yiğit bir adamdı Muhsin Yazıcıoğlu. Allah’tan (c.c.) bir kez daha rahmet diliyorum, bu vesileyle.

Kazaya ilişkin çok sayıda çarpıcı iddianın ve senaryonun da bu arada konuşulduğunu söylemeliyim.

Kısaca hatırlatmak gerekirse;

Geçen yerel seçimde Kahramanmaraş’taki mitingin ardından Yozgat’a giderken helikopterinin düşmesi sonucu Yazıcıoğlu ve 5 kişi hayatını kaybetti. Helikopter enkazı ve cesetlere ancak 48 saat (iki gün) sonra ulaşıldı.

Aradan geçen 5 yılda olay aydınlanamadığı gibi şüpheler de birikti.

Onlarca kitap yazıldı, olaya ilişkin.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e bağlı olarak faaliyet gösteren Devlet Denetleme Kurulu (DDK) kazayı mercek altına aldı. TBMM’de sayısız kere dile getirildi. Ailesi ve partisi (BBP) sürekli gündemde sıcak tuttu, konuyu.

Gelinen nokta, sıfıra sıfır, elde var sıfır!

Oysa öyle iddialar gündeme getiriliyor ki, parmaklarınızı ısırırsınız! Önce kamuoyuna yansıyan o iddiaları sıralayacağım, ardından da bugüne kadar pek dile getirilmeyen “son iddia” hakkında size bilgi vereceğim

 * Muhsin Yazıcıoğlu gerçekten de bir suikasta mı kurban gitti Bilinçli şekilde ölüme mi terk edildi Helikopteri askeri jetler mi düşürdü Bunlar gibi bir dizi iddia yıllardır gündemde. Bugünlerde sosyal medya, 30 Mart öncesi Yazıcıoğlu’nun ölümüyle ilgili şok ses kayıtları’ ve belgelerin çıkacağı iddialarıyla çalkalanıyor.

 *  Yazıcıoğlu dosyası hâlâ yargıda. Özel Yetkili Mahkemeler kapatıldığı için dosyaya ağır ceza mahkemesi’ bakacak. Soruşturmayı yürüten savcı, ÖYM’ler kalkmadan hemen önce askeri tesisleri incelemişti.

 *  Olayın kaza’ olmadığını iddia edenler olsa da şüphelerin büyük bölümü kaza sonrasına ilişkin. Arama-kurtarma’ işleminde kasıt arayanların yanı sıra ihmallere’ dikkat çeken geniş bir kitle bulunuyor.

 *  Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişiyi taşıyan helikopter 25 Aralık 2009’da saat 15.03’te düştü. Gazeteci İsmail Güneş saat 15.26’da telefonla yardım istedi. Yaklaşık 20 dakika görüştü. İddiaya göre, kaza anında pilot ve öndeki iki kişi öldü. Yazıcıoğlu ve 2 kişi ise yaralıydı. Yazıcıoğlu’nun ayağı kırık ve kanaması vardı. Helikopterin sağ kapısından sürünerek 50 - 60 metre ileri gitti. Silahı da yanındaydı. En az iki saat hayatta kaldı. Güneş ise 4 saat boyunca hayata tutunmaya çalıştı.

 *  Helikopterin düşmesine kötü hava şartları kadar olay anında oradan geçen TSK’ya ait jetler de sebep oldu. F-16 ve F-4 tipi askeri uçaklar olaydan 5 dakika önce bölgede uçuş yaptı. Hava hareketliliğinin düşüşe sebep olabileceği söyleniyor.

 *  Bir iddiaya göre, olay yerine devlet 48 saat sonra ulaştı. Ancak yine o iddiaya göre orada “başka birileri daha” vardı. Kazadan kısa süre sonra olay yerine helikopter indi. Helikopterden inen profesyoneller bazı cihazları söküp ayrıldı. Akşam saatlerinde ikinci bir helikopter daha iniş yaptı.

*  Son –daha doğrusu en ileri- iddia ise şu: “Muhsin Yazıcıoğlu, kazadan yaralı olarak kurtuldu. Kalktı ve kar üzerinde namaz kıldı. Daha sonra kaza yerine gelen birileri tarafından katledildi.” Bu iddiayı dile getirenler, “Yazıcıoğlu’nun kazadan sonra namaz kıldığına ilişkin video görüntüleri mevcut…” tezini de ileri sürüyorlar.

Bu iddiaların ne kadarı doğrudur, ne kadarı yanlıştır bilemem. Halen süren bir dava var ve bunu ortaya çıkaracak olan da devlet ve yargı.

 Farkında mısınız Herşeye zam geldi

*  Başbakan Erdoğan seçim meydanlarında “paralel yapı-cemaat” diye seslenirken iğneden ipliğe zam geldi, farkında mısınız

*  Başbakan Erdoğan seçim meydanlarında “Merkez Bankası’nda döviz rezervimiz şu kadar oldu, hiç böyle bir ülkede yolsuzluk olur mu ” diyedursun, süte, ekmeğe, şekere, pirince, mamaya müthiş zamlar geldi, farkında mısınız

*  Başbakan Erdoğan seçim meydanlarında “inlerine gireceğiz” diye bas bas bağırırken, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde garibanın, fakir fukaranın tek yiyeceği patatesin kilosu 5 liraya dayandı, farkında mısınız

* Başbakan Erdoğan TV programlarında “3. köprü, dünyanın en büyük havalimanı, Kanal İstanbul” derken, akaryakıtın litresi 5 lirayı aştı, farkında mısınız Farkında mısınız, akaryakıta gelen her zammın her şeye zam anlamına geldiğini…

* Başbakan Erdoğan seçim meydanlarında kalabalıklara işaret ederek, “Bir de utanmadan montaj diyorlar, soruyorum burası montaj mı ” derken, seçim meydanına gelenlerin çocuklarına akşam nasıl süt alacaklarını, okula giderken nasıl harçlık vereceklerini düşündüklerini, zengin ile fakir arasındaki uçurumun gittikçe büyüdüğünün, farkında mısınız

* Başbakan Erdoğan seçim meydanlarında bolca “paralel yapıdan, Pensilvanya’daki Dünya İmamı’ndan, örgütten” bahsederken, emeklinin durumuna, asgari ücretlinin paspas olmuş haline hiç mi hiç  değinmiyor. Bu kelimeleri ağzına bir kere olsun almıyor. Farkında mısınız, acaba

 NOT: Bugün 10 Mart 2014 Pazartesi...  1) İşte geldi 2014 ve ikinci ay da bitti… Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 seçimleri öncesinde yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi, sınıfta kaldı, çuvalladı. 2) Yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları, 28 Şubat darbesi döneminde kapatıldı. “Vakıf” olan bu yurtların asıl sahiplerine iadesi noktasında şu ana kadar “tık” yok. Dubakalin’olacak