ABD bir Müslüman ülkeye niçin “mühimmat” vermek ister?
Öyle günlerce, saatlerce düşünmeye gerek yok! Cevabı oldukça basit;
1) Müslüman ülkeler daha bir karışsın!
2) İslam coğrafyası birbirine girsin!
3) Müslümanlar birbirinden iyice uzaklaşsın, kopsunlar!
4) ‘İslam Birliği’ bir başka bahara ertelensin!
5) Müslüman ülkelerin paraları ile silah baronları zenginliklerine zenginlik katsın!
Yukarıda saydığım maddeleri lütfen, 1974 Barış Harekâtı kapsamında düşününüz. ABD ne yaptı o zaman? Türkiye’ye yönelik silah ambargosu uygulamaya başladı. “Verdiğim silahları Rumlara karşı kullanamazsın!” demeye getirdi. Oysa;
* Amerika denilince ilk akla gelen, haksızlıklar, adaletsizlikler üzerine kurulan bir süper (!) güç…
* Amerika denilince ilk akla gelen, elbette Kızılderili katliamı… Ve elbette işgal…
* Amerika denilince ilk akla gelen, kanlı bir tarih…
* Amerika denilince ilk akla gelen, sömürgecilik…
* Kızılderili katliamları sonucunda bir ırk tamamen ortadan kaldırıldı. Bunun bir de adı vardı; ‘soykırım!’
Sözün özü; Amerika ve emperyalist güçler bir Müslüman ülkeye ‘mühimmat’ vermek istiyorlarsa bunun tek bir izahı vardır, ‘MAT’ etmek!
Yani, Mühim-MAT!
DİLLERE DESTAN MÜCADELENİN ADI; ŞEYH ŞAMİL! (1)
* Tamam, ABD'nin tarihi çok kirli!
* Tamam, ABD Kızılderilileri katletti, topraklarını gasp etti!
* Tamam, ABD Siyonizm’in baş destekçisi!
* Tamam, ABD Ortadoğu'yu ateş topu haline getirdi.
* Tamam, ABD İslam coğrafyasını kan ve gözyaşına boğdu. İşgal etti.
* Tamam, saymışlar ABD Başkanı Trump bugüne kadar 16 bin yalan söylemiş... Ve sayım devam ediyormuş...
Tamam da… Amerika ve Trump böyle de Rusya ve Putin çok mu pak, çok mu temiz!
Rusların yeri geldiğinde ne kadar acımasız, ne kadar vandal, ne kadar saldırgan, ne kadar gaddar olduğu bilinmiyor mu?
Alın size sadece bir örnek;
Şeyh Şamil.
Dağıstan Kartalı.
Hem devlet adamı hem bir mutasavvıf.
Çarlık Rusyasına karşı olağanüstü bir mücadelenin, mücahedenin adı.
Ruslar Kafkasya’da taş üzerinde taş, omuz üzerinde baş bırakmadı! Dağıstan yakıldı ve yıkıldı, Ruslar tarafından…
Biraz sondan başlamak gerekirse; Şeyh Şamil’in esir düştüğüne önce inanamadı Rus Çarı.
Saraya getirildiğinde kapıda karşıladı.
10 sene esir kaldı Şeyh Şamil. Saçları kırlaştı.
Kızı ve gelini esarete dayanamayıp verem oldu.
Esaret, yıllarca verilen özgürlük mücadelesinin ardından daha da ağır geldi, imama.
10 yılın sonunda hac görevini ifa için oğlunu Çar’a esir bırakarak önce İstanbul’a, sonra Mısır’a ve ardından Harem-i Şerif'e, Mekke’ye gitti. Gittiği her yerde coşkuyla karşılandı. Mekke’deki hacılar onu görmek için izdiham oluşturunca idareciler İmam Şamil’i Kâbe’nin duvarına çıkardılar. Heybetli duruşu ve asaletiyle oradan izlendi.
***
Dağıstan aslanı...
Kafkasya kartalı...
İslâm’ın bahadırı...
Hürriyet güneşi...
Kafkasya’yı yeniden ayağa kaldıran yiğit, güzünü budaktan sakınmayan, korkusuz lider...
Kafkas-Rus mücadelesinin en unutulmaz ismi olan İmam Şamil; 18. yüzyılın son döneminde köklü bir ailenin evlâdı olarak dünyaya geldi.
Yıl, 1797...
Yer, Dağıstan’ın Gimri kasabası.
Dağıstan derken... Dağıstan bugün itibarıyla dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın kuzeyinde, Gürcistan ile Hazar Denizi arasında kalan, Rusya Federasyonu’na bağlı özerk bir cumhuriyet.
Çocuk yaşlardan itibaren; akranları gibi at binme, kılıç kuşanma eğitimlerinin yanı sıra zahirî ve bâtıni ilimlerle ilgili dersler aldı, Şeyh Şamil.
Bağdat’a giderek Mevlânâ Halid-i Bağdadî’den tefsir, hadis, fıkıh, edebiyat, tarih alanlarında eğitim gördü.
Tasavvuf ilmini öğrendi.
Dönemin ilim adamları arasında yer aldı.
***
1800'lü yıllar Kuzey Kafkasya’da özgürlük mücadelelerinin sürdüğü yıllar...
Rus istilasına karşı ilk örgütlü direniş hareketi 1785 civarında Çeçen bir çoban olan Şeyh Mansur’un ilk ateşi yakmasıyla başladı. Tasavvuf kökenli bir mücadele idi bu.
Kafkasya bunu ‘Gazâvât’, Ruslar ‘müridizm’ olarak adlandırdı.
Şeyh Mansur, Kafkasya’yı ‘Gazâvât’ bayrağı altında toplamaya çalıştı. İslâm ahlakı ve kurallarının askeri-siyasi disiplinle bütünleştirilmesiyle Ruslara karşı koyulabileceğini anlattı. Mansur, 1791’de Ruslar tarafından esir alındı. 1794’teki vefatından sonra farklı imamlar görev aldı
Şeyh Şamil otuzlu yaşlara geldiğinde, çocukluk arkadaşı Gazi Muhammed imamet makamını devraldı.
Şamil’in ağır yaralandığı Gimri Muharebesi’nde Gazi Muhammed, gördüğü rüyayı şöyle anlattı, imam Şamil'e: “Kardeşim Şamil, rüyamda halkın Dağıstan’ın Koysu Irmağı’na bir direk diktiğini gördüm. ‘Bu direk nedir?’ diye sorunca ‘İmam Gazi Muhammed’dir.’ dediler. Bu direk su akıntısına bir süre direndikten sonra devrilerek akıntıya kapıldı. Halk yine bir direk dikti ve ‘Bu da İmam Hamzat’tır.’ dediler. Ancak bu ikinci direk daha kısa sürede devrildi. Halk üçüncü bir direk daha dikti. Bu sonuncu direk akıntılara çok uzun süre direndi. ‘Bu kim?’ diye sorunca ‘O Şamil’dir.’ cevabını aldım. Bu rüyam gösteriyor ki bana yolculuk görünmüştür. Yerime geçecek olan Hamzat da kısa bir süre sonra beni takip edecektir. Dağıstan’ın geleceği sana emanettir, bütün ümit sendedir. Allah yardımcın olsun.” (Konuya devam edeceğiz… Gelecek yazı; ‘Şeyh Şamil hakkındaki rüya gerçek oldu’)
HOCAM!
Ne yaptıysam diyordun,
Allah rızası için yaptım,
Böylelikle taht kurdun,
Zirvesine maneviyatın.
***
Sözlerin kıyılarımıza vursun,
İçimizde kor gibi dursun,
Bizlere miras olarak,
Bıraktığın heyecanın.
***
Kudüs dedin, özgürlük dedin,
Karşına çıkan bedeli ödedin.
Kolay değildi olmak Selahaddin’i,
Mescid-i Aksa’nın.
***
Değil dokuz, geçse de doksan sene,
İsmin hayırla anılacak yine.
Anıldığı gibi adı,
Abdülhamid Han’ın…
***
Rabbim buluştursun,
Bizleri cennetinde.
Ve götür o vakit, oturalım,
Dizleri dibinde, Resul-ü Zişan’ın…
(Abdullah Kara)