Muharrem, oruç ayı…

Abone Ol

Muharrem ayının önemini aşure tatlısı pişirmek olarak algılayacak seviyeden bir türlü yukarı çıkamadık.

Çocukluğum, gençliğim öyle aman aman bu aya hürmet, ibadet, hayırdan ziyade haydi aşure tatlısı pişirip dağıtalım.

O kadardı.

Oysa Ramazan’a verdiğimiz değere yakın bir oruç iklimi barındırmakta.

Çoğunluğun haberi yok.

Geçen gün kıymetli arkadaşım Emine Nurten Diner uyardı, ”Senin Muharrem orucu ile ilgili yazın vardı, sokaklarda göstere göstere su içmeyin, restoranın camlarına yapışıp kebap yemeyin, bu ay oruç ayı, dikkat edin diye, işte o yazıyı yeniden yayınla” dedi, aradım, kendi yazımı bulamadım, zira internette 2008 ile 2012 arası yazılarım yoktu.

Arkadaşımın uyarısı ile bir kez daha yüzleşiyorum ki, hem bizim hem de Alevi kardeşlerimizin oruç ayı Muharrem.

Hicri takvimin başı, yeni senenin startı.

Dört muhterem aydan biri.

Hz. Peygamber Ramazan’dan sonra en çok Muharrem’de oruç tutmuştur.

Bu ayda Hz. Peygamber’in hicret olayı gerçekleşmiş, onuncu günü on peygamber, Rahman’ın iltifatlarına mazhar olmuştur. Hz. Adem’in ve Hz. Davud’un tövbesi aşure günü kabul edilirken, Hz. İbrahim evlat sevgisini Hz. İsmail ile tatmıştır. Hz. Yakub’un kör gözleri o gün tekrar görmeye başlamış, Hz. Yusuf kuyudan kurtulmuş, Hz. Musa firavunu alt etmiş, Hz. Nuh Cudi Dağı’na gemisini demirlemiş, Hz. Yunus balığın karnından kurtulmuş, Hz. Eyyub hastalığından iyileşmiş, Hz. İsa o gün doğmuştur.

Ki bir ekoloji mühendisi de olan Nuh Peygamber’in tufanla birlikte yok olup gitmesini engellemek için gemisine aldığı hububatlarla karaya çıktığı gün yaptığı bu huzur ve şükür tatlısı

bütün kültürlerde Hititlerde, Asurlarda tarih boyunca pişirilegelmiştir.

Bu yüzden bir mutluluk tatlısı olarak modern zamanlara da damgasını vurdu.

Aşure Günü adeta mini bir bayram olarak kutlandı, sadece oruçla süslenmedi, hayırlarla, sadaka ve infaklarla da taçlandırılıp tezyin edildi. Özellikle çocukların ve gençlerin başka kültürlerin yılbaşı eğlencelerine sempati ile baktığı bu modern zamanda, Muharrem ayı ve Aşure Günü hediyeleşmek için çok önemli bir fırsattır, aileden olsun olmasın çocuklara, gençlere bu günde armağanlar almak, akraba ve komşularla ikramlaşmak gerekir ki, bu da unuttuğumuz bir güzelliktir. Peygamberimiz’in özellikle Aşure Günü’nde aile efradına her günden daha yoğun ikramda bulunması tavsiyesi çocuk eğitiminde çok değerli bir psikolojik destektir; “Her kim Aşure Günü’nde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.” Elbet sadece kendi ailemizin çocukları değil, akraba ve komşu, sokak sakinleri, öksüz ve yetimler, yoksullar da bu geniş aileye dahil edilmelidirler.

Aşure Günü hep sevinç ve kurtuluşla anılsa da hüzün bulutları da bu günün üzerinde yoğundur, zira Hz. Hüseyin o gün susuz bırakılıp Kerbela’da vahşice şehid edilmiştir. Alevi inancında da Muharrem ayında 12 gün oruç tutulmakta fakat daha çok yas eksenli bu oruçta su içilmez, az miktarda sulu gıdalardan su ihtiyacı giderilir. İçki içilmez, et yenmez, ağaç kesilmez, böcek öldürülmez, çamaşır yıkanmaz, süslenilmez, türkü söylenmez, oyun oynanmaz, düğün, nişan yapılmaz.

Hâsılı bütün kültürleri birleştiren böylesi güzel günleri, sadece tatlı pişirerek değil; selamlaşma, hatır sorma, yaşlıları arama, çocukları sevindirme, sadaka ve oruçlarla tezyin ederek daha da güzelleştirebiliriz.