Aşûre Tatlısı
Aşûre günü, bir de aşûre isimli bir tatlı pişirilir. Menşei
şöyle rivayet edilir: Hz. Nuh (A.S.)ın gemisi, aşûre günü Cudi dağının tepesine
otu-runca, gemidekiler tufandan kurtuluş gününü kutlamak istemişler ve ge-minin
ambarında arta kalan erzakı karıştırıp bir yemek pişirmişler. İşte aşure
pişirme adeti buradan kalmıştır.
Aşûre orucunun mühim bir ihtarı: İbadet hususlarında bile
gayr-ı müslimlere benzemek asla caiz değildir.
Abdullah b. Abbas (R.A.) şöyle demiştir: Hz.Peygamber
(S.A.V.) efendimiz; Medine-i münevvereye geldiğinde Yahudilerin aşûre günü oruç
tuttuklarını gördü de:
“Bu ne orucudur diye
sordu. Yahudiler:
- Bu gün, iyi bir gündür. Bu gün, ALLAH Teâlâ’nın İsrail
oğullarını düşmanlarından kurtardığı bir gündür. Hz. Musa (A.S.) bu ilâhî lütfa
bir şükür olarak bu gün oruç tutmuştur, dediler. Resûlullah (S.A.V.):
“Biz Hz. Musa (A.S.)’ya sizden daha fazla müstehakız,
buyurdu da, Mekke-i mükerremedeki gibi o günü oruç tuttu ve sahabelere de bu
orucu tutmalarını emir buyurdu...”
Tabii ki, Ramazan orucu farz kılınınca bu emir muhayyerliğe
dönüşmüştür. Burada şu önemli hususu da belirtelim ki: Hz.Peygamber (S.A.V.)
efendimiz, peygamberliğinin ilk zamanlarında vahiy gelmeyen hususlarda ehl-i
kitaba muvafakat etmeği severdi. Bu, bilhassa putperestlere muhalefet eden
hususlarda böyleydi. Ne zaman ki Mekke-i Mükerreme fetih edildi, İslâm, her
yerde şöhret ve üstünlük elde etti, bütün konularda derhal ehl-i kitaba
muhalefeti ilan etmiştir. Mesela:
Abdullah b. Abbas (R.A.)’dan rivayete göre Hz.Peygamber
(S.A.V.) efendimize: Aşûre gününe Yahudi ve Hıristiyanların da tazim ettikleri
ve o günde oruç tuttukları hatırlatıldığında, Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz:
“Gelecek seneye inşa ALLAH dokuzuncu gün oruç tutarız,”
buyurmuşlardır. Fakat gelecek sene gelmeden Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz
vefat etmişlerdir.”
Yine Abdullah b. Abbas (R.A.)’dan rivayete göre Hz.Peygamber
(S.A.V.) efendimiz:
“Aşûre günü oruç tutunuz ve o hususta Yahudilere muhalefet
edin. Binaenaleyh aşûreden bir gün önce veya bir gün sonra da oruç tutun,
buyurmuşlardır.” Bu bakımdan sadece
aşûre günü oruç tutmak: Mekruhtur.
Fakat Aşûre günüyle
beraber ya ondan bir gün evvel ya da ondan bir gün sonra (yani Muharrem’in 9 ve
10 veya 10 ve 11) olmak üzere iki gün oruç tutmak sünnettir. Büyük mükafatı vardır. Ebû Katade (R.A.)den
rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz:
“Aşûre günü orucunun, önceki yılın günahlarına keffaret
olacağını ALLAH Teâlâ’nın rahmetinden umarım.” buyurmuşlardır.
Yine dinimiz İslâmiyet; güneş doğarken, zevalde (tam tepede)
iken ve batarken, ateşe karşı namaz kılmayı yasaklamıştır. Bunun sebebi de,
güneşe tapan ve ateşe tapınan milletlere benzemememizi temin etmektir. Bakınız, dinimiz ibadet hususlarında bile
gayr-ı müslimlere benzemeye müsaade etmemektedir. Peki onlara şahsî, ev veya iş
hayatımızda benzemeye hiç musaade eder mi Elbette etmez.
Dinimiz; kâfirlere, münafıklara, batıl din ve ideoloji
mensuplarına muhalefet etmeyi emretmiş ve onlara benzemeyi kesin bir şekilde
haram kılmıştır. Çünkü dış görünüş itibarıyla onlara benzemek, neticede ahlakî
değerlerde, kötü ve çirkin işlerde ve hatta inançta onlara benzemeye sebep
olur.
Gerçekten giyimde, sözde, davranışta ve işlerdeki
benzeşmeler kalplere tesir ederek onlara karşı sevgi ve saygı meydana getirir.
Kısacası gayrimüslimlere benzemenin haram olduğunda icma vardır.