Bugüne kadar kutuplaştırıcı ve kamplaştırıcı politikalar izleyenler, seçim kazanmalarına güvenerek aynı politikayı sürdürmeye çalışıyorlar. Yani aynı kutuplaştırıcı ve kamplaştırıcı dili kullanmaya devam ediyorlar.
Muhalifleri “şer cephesi” olarak tanımlayıp ülkeye karşı, millete karşı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı tavır aldıklarını iddia ediyorlar.
Hayır, hem de binlerce kez hayır! Zira iddianın gerçeklerle uzatan yakından bir ilgisi yok!
Muhalifler ne ülkeye karşı tavır içinde ne millete karşı tavır içinde hatta ne de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı tavır içindeler!
Muhaliflerin karşı oldukları, tavır koydukları sadece iktidarın “izlediği” politikalar! Denebilir ki ama muhaliflerin tavır koyduğu politikalar millet tarafından onaylanıyor.
Dikkat edilirse bu noktada milletin yüzde 50’si izlenen politikaları onaylarken kalan yüzde 50’si de onaylamıyor!
İktidar partisi küçük farkla seçim kazanmış durumda!
Böyle bir noktada muhalifleri “şer cephesi” diye takdim etmek adeta milletin yarısına “şer cephesi” demek olmuyor mu?
Bugüne kadar kutuplaştırıcı ve kamplaştırıcı politikalar izleyenlerin gözden kaçırdıkları ya da başkalarının gözünden kaçırmaya çalıştıkları gerçek seçimi kazanmalarına rağmen taraftar kaybettikleri gerçeğinden başka bir şey değil!
Bugün birinci parti olmalarına rağmen 2018 seçimlerinde aldıkları oy oranını yakalayamamış olmalarını gözlerden kaçırmaya çalışıyorlar.
Nitekim parti yetkilileri, gerçeği kabullenerek bir “iç muhasebe” yapacaklarını ifade ediyorlar. İktidar partisinin durumunu “kazanırken kaybetme” olarak tarif etmek mümkün!
Öyle bir sürece girmiş bulunuyorlar ki, seçim kazanırken taraftar kaybediyorlar.
Yani “şer cephesi” olarak tanımlamaya çalıştıkları muhalifler, iktidar partisi taraftarlarından bir kısmını uyarmayı ya da ikna etmeyi başarmışlar demek ki!