Bu seçim kampanyası bazılarını ölçü tanımaz hale getirmiş olacak ki, Erzurum’da yaşanan Ekrem İmamoğlu’na taşlı saldırının ardından yapılan açıklamalarda muhalefet suçlanıyor, toplumu saldırıya uğrayanların tahrik edip kendilerini taşlattıkları gibi aklın ve mantığın almayacağı bir noktaya sürüklenmiş bulunuluyor. Bu arada birbirini izleyen suçlamalarda adeta söylenmedik söz kalmıyor, muhalefetin sergilediği provokasyonlar ile milleti kirli oyunlarına alet(!) edemeyecekleri yorumu ile de açıklamalarını noktalıyorlar. Doğrusunu söylemek gerekirse bir seçim kampanyasının böyle bir noktaya getirilebileceğini hiç düşünmezdim. Bu arada bazı değerlendirmelerde yine provokasyon iddiası durmakla birlikte provokasyondan FETÖ izi çıktığı söyleniyor. Bu arada elbette aklıselimin hâkim olduğu değerlendirmeler de yapılıyor ama bu tür değerlendirmeler medya aracılığı ile topluma fazlaca yansıtılmıyor. Sorumluluk muhalefete yıkılarak işin içinden çıkılmaya, bir taşla birkaç kuş vurulmaya çalışılıyor. Kaldı ki, ortada bir provokasyon var ise bunu tespit edip sorumluları ile birlikte yargıya götürmek görevleri olduğu halde miting meydanında İmamoğlu taşlanırken bile harekete geçmeyen, olayları seyretmekle yetinenleri, galiba emir vermek durumunda olanın iktidar sahipleri farkında değiller.
Bu arada provokasyonun altından FETÖ izi çıktığını söyleyenler İmamoğlu’na taş atanlardan birinin istihbaratta görevli olduğu bilgisi de haberlerin arasına sıkıştırılıyor. Diyelim ki bu iddia doğru. Yani İstihbarat elemanlarının daha doğrusu istihbarata sızmış bir takım örgüt elamanları saldırıyı organize ettiler, bunlar niçin taşlamanın yaşandığı gün ya da ertesi gün yakalanıp yargıya sevk edilmedi? Kısacası, iktidar ülkede yaşanan tüm olumsuzlukların sorumluğunu muhalefete yıkıp kendini temize çıkarmaya çalışırken, hiç olmazsa akıl, mantık sınırları zorlanmasın, yani söylenenlerin kabulü ve hazmı kolay olsa. Bu da yok. Sadece bir kişinin FETÖ’nün işlem görmüş mensubu olduğu ileri sürülüyor. İyi de bu ülkede FETÖ’den işlem görmemiş kaç kişi kaldı? Çünkü işlem görmüş olmak FETÖ’cü olunduğu anlamına gelmiyor. Bir takım sahte şikâyetlerle haklarında dosya açılmış, hiçbir suç bulunamamış olan insanlar çok var. Çünkü hakkında soruşturma açılmış olanlar ile ilgili kararı da yargı veriyor. Savcılar kendilerine ulaşan dosayı inceleyip ona göre tahkikatlarını sürdürüyor. Sonunda serbest bırakılan, dava açılmasına gerek duyulmayan on binlerce insan var. Buna rağmen bazıları işlerine geldiği gibi suçlamaları sürdürüp, yapılan araştırmalar sonunda haklarında işlem yapılmasına gerek duyulmayan insanlara FETÖ’den işlem görmüş diyerek suçlamanın birilerinin emniyet güçleri ve yargının yerini almaya heveslendikleri anlamına gelmez mi? Demokratik bir ülkede böyle bir yolun açılmasının yanlışlığını, yanlışlığın da ötesinde hukuk tanımazlığın bir ifadesi değil midir?
Bir ülkede devlette görevli bazı kişilerin kendilerini sorumsuz saymaları, önlerine geleni ya teröristlikle ya da hainlikle suçlayabilmeleri endişem o ki, ülkede ipin ucunun kaçtığı anlamına gelmesin. Bu ülkede geçmişte darbeciler bile yaptıklar işi yaslara uygun hale getirmek için yeni yasal düzenlemeler yaptılar, ona göre kamudan birçok insanı uzaklaştırdılar. Hemen belirteyim ki o günlerin bir sivil yönetim döneminde hatırlanmış olması bile insanı rahatsız ediyor.
Sonuç olarak artık seçimleri bir savaş, bir öç alma noktasına taşımadan milletin iradesini hep birlikte bekleyelim. Yoksa bu hava sürdürülecek olursa, bunun sonunda ortamı gerenler iktidarlarını sürdürüyor olsalar bile yaptıklarının zararını görürler. Çünkü toplumun gönlünde oluşturacakları yara yıllar geçse bile unutulmuyor. Bu durumu ben yaşta olanlar çok iyi bilirler.