İstanbul İl Müftüsü Prof Dr. Mustafa Çağrıcı, kurbanlık hayvanda sıkıntı oluşmaması için, üzerine vacip olmayanların bu yıl kurban kesmemelerini önerdi. Kurban kesecek durumu olmadığı halde, "Kurban kesmezsem komşum ne der?" diyerek kesilen kurbanın hayır yerine geçmeyeceğini aktardı.
Kurban Bayram‘ına yaklaşık bir ay kala kurbanlıklarla ilgili tartışmalar da başladı. Türkiye‘de geçtiğimiz yıl hayvancılık sektöründe başlayan kriz, din adamlarını harekete geçirdi. Kurban Bayramı‘nın ardından sektördeki krizin daha büyüyeceği yorumları üzerine Diyanet, "Hayvancılıkta tehlike görürsek kurban kesmeyin deriz." açıklamasında bulundu. Bu açıklamanın ardından İstanbul İl Müftüsü Prof Dr. Mustafa Çağrıcı da bunu destekleyecek görüşler bildirdi. Cihan Haber Ajansı‘na (Cihan) konuşan İstanbul İl Müftüsü Mustafa Çağrıcı, üzerine vacip olmayanların Türkiye‘de hayvan sıkıntısı oluşturmaması için bu yıl kurban kesmemelerini önerdi.
Diyanet İşleri Başkanlığı‘nın açıklamalarına uyulmasını öneren Mustafa Çağrıcı, "Dini ölçülere göre üzerine kurban kesmek vacip olmadığı halde birçok insan, ‘Ben de kimseden geri kalmayayım.‘ düşüncesiyle kurban kesiyor. Ben bu durumda olan vatandaşlarımızı dini ölçülere göre kurban kesemiyorsa bu yıl böyle düşünmemelerini öneririm. Ülkemizde büyük bir hayvan sıkıntısı var, yurt dışına önemli deviz çıkışı oluyor. Dışarıdan getirilen etlerle ilgili bir takım spekülasyonlar olabiliyor. Bütün bunları dikkate alarak üzerine kurban vacip olmadığı konusunda hocalarımızdan bilgi alan kardeşlerimize, ki onlarınki nafile kurban oluyor. Bu yıl kurban kesmemelerini öneriyorum. Tabiî ki nihai karar kendilerinindir. Vacip olanlarının ise Diyanet‘in açıklamalarını beklemeleri uygun olur. Muhakkak ki vacip olduğu için bireysel olarak kesmeleri gerekir. Şahsen ben onlara ‘siz kesmeyin‘ diyemem. Başkanlığımızın bu yılki zaruretler karşısında kurban kesmemenin daha uygun olacağı yönünde bir açıklaması olabilir. Böyle bir açıklama olursa millet olarak ona göre davranırız." dedi.
‘Şu ne der, bu ne der‘ gibi kaygıların doğru olmayacağını hatırlatan Çağrıcı, "Sadece böyle kaygılarla bir hayır yapılıyorsa, o hayır olarak da kabul edilmez. O riyadır, sırf gösteriştir. Kur‘an‘ı Kerim‘de riya olsun diye hayır yapılması kesinlikle reddedilmiştir. Bakara suresinde insanlara gösteriş olsun diye hayır yapanlar ciddi şekilde eleştirilmektedir. Kolu komşunun ne diyeceğine değil, Allah‘ın ne diyeceğine bakalım. Bizim için tek önemli olan merci odur." diye konuştu.
Hanefilere göre kurban kesmenin vacip, diğer mezheplere göre sünnet olduğunu hatırlatan Çağrıcı, "Hatta Hanefi mezhebinden bazı alimler de sünnet olduğu görüşüne katılmışlardır. Zaten Hanefilerin dışındaki toplumlarda da kurban kesmek bizim kadar yaygın değildir. Bu tür durumlarda, hayvan sayısının azaldığı, bunun ekonomik bir sıkıntıya dönüşeceği hallerde başka mezheplerin içtihadıyla amel etmek zaten genel bir kural olarak caizdir. O sebeple bu sene Türkiye için söylersek diğer mezhep ulemalarının içtihadına uyarak kurban kesmeyi sünnet telakki edip, ‘keserseniz sevabını alırsınız, kesmezsiniz günahkar olmazsınız‘ içtihadına uyabilirler." şeklinde konuştu.
Vatandaşların bazı din adamlarının tavuk, horoz kurban edilir şeklinde açıklamalarına itibar etmemelerini isteyen Mustafa Çağrıcı, bunların ciddiye alınmaması gerektiğini aktardı. Kendisinin bu tür söylemleri önemsemediğini söyleyen Çağrıcı, "Dinimizde hangi hayvanların kurban kesileceği net şekilde ifade edilmiştir. Koyun, keçi, sığır, manda ve deve bunlar dışında hiçbir hayvanın kurban edilmesi caiz değildir. Bunun dışındaki konuşmalar polemik yapmak için yapılan konuşmalardır." yorumunu yaptı.
Kurban kesimi sırasında yaşanan olumsuz görüntülere değinen de değinen Müftü Çağrıcı, İstanbullulardan kentli olmanın gerekliliğini yerine getirmelerini istedi. İstanbulluların şehirde yaşadıklarını düşünerek kurbanlıkları taşımaları ve kesmeleri gerektiğini vurgulayan Çağrıcı, "Bir yerde dini vecibeyi yerine getirirken, diğer yerde din bakımından asla kabul edilmeyecek, hoyratça bir takım manzaraları ortaya çıkarmak Müslüman kimliğiyle bağdaşmıyor." dedi.
Kurbanın iki amacının olduğunu aktaran Çağrıcı sözlerini şöyle tamamladı: "Kurbanda esas olanın etin nereye verileceği değil, hayvanın kurban etmektir. İlk olarak kurban Allah‘a şükür borcunu eda etmek için kesilir. Bu kurbanın asıl anlamı budur. İkinci olarak da sosyal, ahlaki amacı vardır. Fakir fukaraya vermek. Dinin ana gayelerinden birisi de paylaşmak olduğu için et yeme imkanını her zaman bulamayan insanlara ikramda bulunulur. Ama bu ikincisi tali amaçladır. Birincisi önemlidir. Bir Müslüman şartlarına uygun şekilde kestiği kurbanı, onun etini ya da derisini, kendisi kullanabilir, komşularına ikram edebilir. Bir kısmını ya da tamamını insanlara dağıtabilir. Müslüman‘a yada gayrimüslime dağıtabilir. Zaten bizim kültürümüz öyle olmuştur. Osmanlı kültüründe kesilen kurbanlar Müslüman, gayrimüslim ayırımı yapılmadan herkese ikram etmek bir örf idi. Bu hala da yaşatılmaktadır."




