Allah sermayeye bir görev vermiştir.
Bu görev insanlığı "tarım dönemi"nden "sanayi dönemi"ne geçirme görevidir.
Sermaye görevini yapmış, görev başarılmış, artık sanayi dönemine geçilmiştir.
Bu arada görev yerine getirilirken, bal tutan, parmağını fazlasıyla yalamıştır.
Sonuç olarak, artık faizli sermayenin sömürüsüne gerek kalmamıştır.
Bundan sonraki dönemde insanlık "Adil Düzen"e yani "Adil Ekonomik Düzen"e geçecektir.
Bu geçiş sermayenin düşündüğü, planladığı ve vaat ettiği gibi "faizli sistem"le değil, sermayenin sömürüsü ile değil; Allah ın takdir ettiği şekilde "faizsiz sistem"le gerçekleşecektir.
Bunun nasıl olacağını anlatalım.
*
"Adil Ekonomik Düzen"de insanlar üretim yapılan iş yerlerinde ortak olarak çalışıyor, pay olarak para almıyor, "ürettikleri malların senetlerini" alıyor. Sonra senetlerini satıyor ve paraya çeviriyor. Daha sonra o para ile gidip mağazalardan istedikleri malları satın alıyor.
Bu işler serbest piyasa üzerinde oluyor, yani işveren ile işçi arasına girilmiyor, serbest pazarlıkla ücret tesbit ediliyor. Çalışan, sonra aldığı mal senetlerini serbest pazarlıkla borsaya satıyor.
Nihayet, elde ettiği para ile mağazalara gidiyor, serbest pazarlıkla mal satın alıyor...
Ekonomi "faizsiz kredi" ile serbest ücret ve serbest fiyat ilkesi içinde çalışıyor.
Halka tüketim kredisi veriliyor. İnsanlar devre başında sipariş veriyor. Para peşin ödeniyor. Böylece mağazalara, tüccarlara ve işyerlerine peşin para ile yıllık sipariş geliyor ve herkes çalışıyor. Önce para ödeniyor, sonra mal alınıyor. Tüketim malları böylece kredileniyor.
İnşaat malzemesine ise depodaki stok miktarına göre kredi veriliyor. Depolayıcıyla depo sahibi sermayesiz iş yapıyor. Tekel oluşmuyor, oluşamıyor.
İmalatta çalışan işçilerin ücretini devlet ödüyor. Yapıya şarj ediyor. Müteahhitleri adeta çalışmaya teşvik ediyor veya zorluyor.
Bankada parayı tutanlara bir o kadar da kredi verilmiş oluyor. Mevduat teşvik ediliyor. Böylece kredileşme yoluyla tasarruflar değerlendiriliyor.
Yani; Emek * Ücret = Senet * Kur = Para = Fiyat * Mal
*
Bugünkü ekonomide ücret de mal kabul edilerek Para = Mal * Fiyat + Emek * Ücret formülü uygulanmaktadır. Emekler serbest usulle oluşmadığı için hükümetler asgari ücretleri belirlemektedir. Fiyatları da sermaye tekeli oluşturmaktadır. Serbest fiyat olmadığı için başarı elde edilememekte, krizler oluşmaktadır.
"Adil Ekonomik Düzen"de başka bir değişiklik daha yapılmaktadır.
Para = Fiyat * Senet = Ücret * Emek = Senet * Kur
Halka kredi olarak nüfus başına para veriliyor, halk onunla mal senetlerini alıyor. Sonra çalışıyor, ücret olarak senetleri alıyor. Daha sonra da senedi paraya çevirerek borcunu ödemiş oluyor. Parayı halkın eline verdiğimiz için pazarlık gücünü elde ediyor. Patron için bir kolaylık da, patron işçi ile anlaşmış ise sipariş alınıyor. Aldığı siparişle ham maddeyi temin ediyor.
*
Bu ekonomik mekanizmanın özellikleri nelerdir
Kredi faizsiz olduğu için fiyatlar zamanla artmıyor. Halk stokları serbestçe yapabiliyor. Dolayısıyla üretici tok satıcıdır. Sermaye sorunu yoktur. Müşteri çıktığı zaman satar.
Cebri icra yoktur. Mal satıldığı zaman kredisini öder. Dolayısıyla mallar haraç mezat satılmıyor, iflaslar olmuyor.
Krediyi halka verdiğimiz için tüm ekonomik kararları halk almış oluyor. Tüm ekonomik planlamayı halk serbest iradesiyle ve pazarlıkla tesbit etmiş oluyor.
Faizsiz yeterli kredi sayesinde tekel sermayenin ekonomiye hakimiyeti kalkıyor. Onun yerine çalışanların, üretenlerin ve tüketenlerin hakimiyeti ortaya çıkıyor. Demokrasi tam çalışıyor.
Yani; tek cümleyle toparlarsak, sermayenin getirmek istediği dünya cennetini "Adil Ekonomik Düzen" getiriyor.