Moralinizi yüksek tutunuz

Abone Ol

On beş milyon dolayında eğitim ordusuna sahip Milli Eğitim Bakanlığı na bağlı okullarda meydana gelen bazı şiddet olaylarına bakıp moralinizi bozmayın.

2005 2006 yılında okullarda iki bin beş yüz dolayında şiddet olayı meydana gelmiş.

Öğrenci sayısının on beş milyon civarında olduğu unutulmamalı. Bir de vurulan bir tek tekme de bu iki bin beş yüz rakamının içinde var.

Dokuz öldürme olayı olmuş, silahla kırk yedi yaralama olayı olmuş.

"Emniyet amiri ve beş polis çeteye karıştı" haberleri de moralinizi bozmasın.

Yüz binin üzerindeki polis ordusundan beş tanesinin, on tanesinin hatta yüz tanesinin bozulması tamamının bozulması anlamına gelmez.

Magazin televizyonu veya magazin gazetelerinin verdiği haberlere göre akşam birinin evinde yatıp başkasının evinde sabahlayanlar, çorabının tekini birinde öbür tekinin öbürünün evinde unutanlara bakarak yine de moralinizi bozmayınız.

Gazete köşelerinden birbirlerine taş atarak okur sayısını çoğaltmaya çalışan yazarların kullandıkları kelimelere bakarak ahlakın bozulduğuna karar vermeyin.

Bir de bunların yazdıkları gibi düşündüklerine de inanmayın.

İbrahim Hakkı Konyalı dan dinledim: "Gazete bize yemek verdi. Biraz geç vardım. Patron kapıda karşıladı "Hoş geldin" dedi ve yer gösterdi. Ben şöyle bir göz attım, gazetenin köşelerinde biri milliyetçi, öbürü komünist iki yazar bir masada baş başa vermişler konuşuyorlar. Patrona döndüm "Bunlar birbirini vururlar diyordum. Bu neyin nesi " Patron cevap verdi "Yarın ki yazacaklarını konuşuyorlar."

Ramazan ayında Ankara da bir iftara katıldım. AKP Milletvekilleri bir tane de CHP Milletvekili vardı. Benim sağımda ve solumda idiler. Yüksek sesle konuşurlarken birbirlerine sataşıyorlar, kendi aralarında konuşurlarken gayet candan konuşuyorlar.

Buradan biz de kendimize bir çeki düzen vermemiz gerektiğini anlıyorum.

Bu siyasiler veya köşe yazarları kendi aralarında çok samimi sohbetler yaparken sahneye çıkınca ağız değiştirmelerine bizim sebep olduğumuzu bilelim.

Çatışma kültüründen zevk alır hale gelmişiz, onlar da bizim istediğimizi bize veriyorlar. Yoksa onlar konuştukları veya göründükleri gibi kötü değiller.

Aslında bir tane öğrencinin tekme yemesi, bir tane kadın veya erkeğin ahlaksız ilişkilere girmesi, bir tane polisin çeteye bulaşması, bir tane yazarın böylesine düşmesi bile fazla.

Benim demek istediğim "Bozulmuş bu düzeni düzeltmek mümkün değil" diyerek boş vermek yok.

Bu ülkede otuz beş milyonun üzerinde İmanlı, iffetli, namuslu kadın vardır.

O haberlerini okuduklarınızı sağdan saysanız beş yüzü geçmez, soldan saysanız yine de beş yüzü geçmez. Ama her gün göz önünde olduklarından sanki herkes ahlaksızmış gibi bir hava estiriliyor.

Biz de İslâm ın havasını estirelim.

"Nasıl yapacağız " sorusunun cevabı "Rabbimizin emrettiğini yapacağız o kadar.

Dinimizin bir tek Bayram emrini yerine getirdik. Cumhurbaşkanımızdan dağdaki çobanımıza kadar birlik ve beraberlik sağladık.

Sokaklar tertemiz oldu. Elbiseler allı-pullu, rengârenk oldu. Ağızlar tatlandı. Yüzler güldü. Küsler barıştı. Gurbettekilerin birçoğu dostlarına kavuştu.

Ya bütün emirleri yerine getirilse ne olur On da siz tahmin ediniz.