Mor b-inek

Abone Ol

B planı, “beklenmeyen” gelişmeler için yapılan hazırlıktır. A planındaki risklere göre hazırlanır ve A planında yer alan fırsatlara yer vermez. Çünkü B planı, A planıyla örtüşmediği ölçüde devreye alınacak ve beklenmeyen etkileri asgariye indirecektir. Bugün kurumların A planlarında yer alan farkındalıklar, beklenmeyen gelişmeler sonrasında başarı için bir araç ve yöntem olmaktan uzaktır. Bu yüzden kurumları geleceğe hazırlayacak yeni planlamalar yapılmalı, fırsatlardan çok tehditleri dikkate almalıdır. Diğer önemli bir husus ise, risklerin ölçülmesinde “şok” durumların belirlenmesi ve aşılması için yeni farkındalıklar kazanılmasıdır. Herkesin hazırlığının aynı olması, gerekli hazırlıkların yetersiz kalacağının bir göstergesi olabilir.

Planlamaların mevsimsel etkiler dikkate alınmadan yapılması, esneklik içermemesinden anlaşılabilir. Ekonominin “kış” mevsimine yaklaştığı, yönetimin “güz” mevsimini yaşadığı bir dönemde, “bahar” havasında yapılacak planlamalar bünyeyi hasta yapabilir. Sağlıklı bir planlama yerine hastalıkla mücadele için gereksiz zaman kaybı yaşanabilir. Tedbir için elimizdeki araçları yeniden gözden geçirmeliyiz. Bu sürecin prensibi, “zararı önlemenin faydayı geliştirmekten önde” olmasıdır.

“Mor İnek” yaklaşımı, fırsatlara yelken açan ve faydayı geliştiren bir uygulamadır. Belirli dönemlerde kırılmalar yaşayan, zararın arttığı ülkelerde “mor b-inek” yaklaşımına ihtiyaç vardır. Çünkü beklenmeyen gelişmeler eldeki kazanımları bile yok edebilir. İşte bu açıdan, günümüzün popüler kavramı “sürdürülebilirlik”tir. Sürdürülebilirlik sağlanamadığı taktirde vizyon, misyon ve kârlılık gibi unsurlar da önemini kaybeder. Kâğıt üstünde kurumsal ama uygulamada sorunsal yapıların sayısı artar.

Mor B-inek yaklaşımı, beklenmeyen gelişmeleri öngörebilen ve sonuçlarını lehine bir gelişmeye çevirebilen planlamadır. Farkındalıktan daha çok, farkındalığın yönteme dönüşmesini ve tedbir üretmesini hesaplar. Bu hesabı yaparken sadece kârlılık ve kazanımlara değil, itibar ve değer kaybının yaşanmamasına da büyük önem verir. Yolda kalmanın, yolda hız peşinde koşmaktan ve savrulmaktan kıymetini bilir. Bildiği bir yolda yürümenin, bilmediği bir yolda bilmediği bir araçla yol almaktan kazançlı olduğunu görür. Karar almak kadar karar vermenin farkındalığını yaşar.