Modernizmin sanal dünyası

Abone Ol

Günümüzde siyasetten ticarete, sanattan spora her şey bir algı şemsiyesi altında toplanmış bulunmaktadır. Her şey esmekte olan bir algı rüzgârının savurmasıyla birlikte akıp gitmekte, kendine yol bulmaktadır. Bilim ve teknolojinin ilerlemesi ile birlikte topluluklar, oluşturulan algıya göre hareket etmektedirler. Tüm kişi ve kurumlar hakkında oluşturulan algıya göre toplumda değer sahibi, statü sahibi, dost sahibi veya düşman sahibi olunmaktadır. Bunu tersinden ele alırsak kişi ve kurumlar dünyayı olduğu gibi değil kendi algılarına göre görmekte, bunun sonucunda da toplumda kendilerine belli bir değer, belli bir statü oluştururlar. Aynı şekilde kendilerine dost veya düşman oluştururlar. Olumlu veya olumsuz bir imaj sahibi olurlar. Kişi ve kurumların imajı kendi çaba ve istekleri dışında çağımızın hâkim olan ölçülerine göre, oluşturan normlara göre meydana gelmektedir.

O halde toplumu dönüştürüp değiştirmek iddiasında olan ya da devletin, milletin, geleceğine dönük bir takım planları, hesapları olan kişi, kurum ve teşkilatlar toplumsal algıda olumlu bir imaja sahip olmak için iç ve dış dünyalarını temizlemek zorundadırlar. Topluma dönük yüzlerini temiz ve düzgün tutmak zorundadırlar. Bir dava, bir hizmet, bir ideal, bir amaç adına yapılan çalışmalarda ’biz Allah rızası için yapıyoruz, nasıl olsa Allah yardım eder’’ şeklinde düşünerek Allah rızasının yanında çağın gereklerini de yerine getiremeyen çalışmalar uzun soluklu olamazlar. Müslümanlar bilim ve teknolojiden, modern bilimlerden de yararlanarak yaptıkları işleri en üst seviyede, o işin gerekleri neyse profesyonel bir şekilde yapmak zorundadırlar. Böyle olmadığı zaman yapılan çalışmalar yarım kalıp akamete uğramaktadır. Kendileriyle ilgili algının olumlu bir şekilde oluşması için çaba gösteremeyen Müslümanlar zamanla modernizmin etkisinde kalarak liberalizme kaymaktadırlar. İdeallerini gerçekleştirmek için teşkilatlı bir yapının içine giremeyen Müslümanlar zamanla realiteye teslim olduklarını bile fark etmeden liberalleşmektedirler. Sonuçta da kendilerini tazelemedikleri ve fikri beslenme kaynakları kuruduğu için toplumsal algıya kanarak doğru yaptıklarını düşünmektedirler.

Algı öyle güçlü bir silah haline gelmiş ki; modernizm kendini halka zorla dayatıyor ama kimse bu zorbalığı göremiyor. Susturucu takılmış silah gibi sessiz bir şekilde kurbanını öldürüp kimseye fark ettirmiyor. Fiziki güzellik ve görselliğe dayanan üstünlük, doğru ve kaliteli olma anlayışı olarak kabul gördüğü için eşyanın veya kurum ve şahısların içini boşaltıyor, ruhundan arındırıyor. Eğer bir şey fiziki güzelliğe, maddi yönden üstünlüğe sahipse o şey kalitelidir, güzeldir, doğrudur anlayışı yaygın bir algı haline geldiği için o şeyin içine bakılmamaktadır. Toplumu maddeci bir anlayış kaplamış bulunmaktadır. Herkesin rağbet ettiği ya da çoğunluğun doğru gördüğü şeyin mutlak doğru olarak görülmesi algının topluma dayattığı modern bir yanılgıdır. Günümüzde algı, yanılgıdan doğan bir güçtür ve silahtan daha güçlüdür. Silah bir şeyi zorla yaptırmaktır ya da sonlandırmaktır. Algı ise bir şeyi doğru olmadığı halde, ihtiyaç olmadığı halde isteyerek yaptırmaktır. Kişiyi kendi isteğiyle yanlışa sevk etmektir.

İnsan çevrede bulunan şeyleri algılarken gerçeğe göre değil, kendi zihnindeki ölçülere göre, kendi doğrularına göre kaydeder. Algıladığı şeyleri değiştirerek kendi değişmez değerlerine göre yeniden yapılandırır. Bu ölçüler ise medyanın yoğun baskısıyla toplumda oluşan ve teknolojik gelişmelerle desteklenen olgulardır. Zihinde inşa edilen algı dünyası kendi kurallarını koyup uygulamaktadır. Artık algı gerçeği bastırarak yaşanan hayatı sanal bir dünyaya çevirmektedir. Sanal dünyada ise kişinin kendi psikolojisine, kültürüne, duygu ve düşüncesine hayat hakkı yoktur. Ailede alınan terbiye ve eğitim işe yaramamaktadır. Duyular artık bazı alıcılara kapalı hale gelmiştir. Kişinin kendi inancından, kültüründen doğan olgular özel dünyasına hapsedilmiştir. İnsan artık gerçek olgulara göre değil, sanal algılara göre hareket etmektedir. Modernizm toplumları dizginlemek için bunu yapmak istiyordu. Sonunda da başardı. İnsanı teslim aldı. Gerçek dünyayı katletti. Sanal bir dünya oluşturdu. İstediği gibi at koşturuyor. Yanılgılarımızın çoğunluğuna yanlış algılar sebep olmuştur.

İSMAİL OKUTAN