Kültür-Sanat

Modernizm bir işgal biçimi

Modernizm bir işgal biçimi

Abone Ol

"Hep Aynı Hikâye" ve "Bir Kitap Bir Balta"nın yazarı Ömer Faruk Dönmez, Edebiyat Mevsimi kapsamında Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi‘nde bir konuşma gerçekleştirdi. Modernizm‘in bir işgal biçimi olduğunu belirten yazar, değerlendirmesini şöyle sürdürüyor: "Modernizm meşgul ederek işgal eder. Emperyalizm, Kapitalizm ve Modernizm üçlüsü; yani şu an yürürlükte olan sistem, bir işgal biçimi ve bizi fazlasıyla meşgul ediyor."

Edebiyata ilgisi olan okurlar, Ömer Faruk Dönmez‘i daha çok edebiyat dergilerinde yayımlanan hikâyeleriyle bilirler. Mizah dergisi Cafcaf‘ı takip eden okurlar ise Dönmez‘in kaleme aldığı Hamza karakterini artık tanımıştır. Hamza, biraz da çok hızlı modernleşmekte olan Müslümanlara ayna tutar, onlara unuttuklarını, bilmezden geldiklerini hatırlatmaya çalışır. Türk Edebiyatı, Çınar, Atlılar, Huruç, Ay Vakti, Hece Öykü ve Cafcaf‘ta metinleri yayımlanan Ömer Faruk Dönmez‘in ilk kitabı Hep Aynı Hikâye 2006 yılında Hece Yayınları‘ndan çıktı. Önceki gün Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi Kızlarağası Medresesi‘nde gerçekleşen toplantı ise yazarın ikinci kitabının çıkışıyla aynı günlere denk geldi. Bir Kitap Bir Balta, İz Yayıncılık tarafından okura sunuldu. Kitapta, Sinek, Son Görev, Bay Cezmi C., Ayda Bir Şato, Tutuklu Kurbağa, Sorular, Müsait Bir Yerde, Oğlum, Pantolon Giymeyi Unutan Adam, Görece, Tuhaf Ölüler, Ankara‘nın Taşına Bak, Yol, Ortaya Karışık ve Formulation başlıklı hikâyeler yer alıyor.  Ömer Faruk Dönmez "Mürekkebi Kurumadan" başlığı altında gerçekleştirilen söyleşide Asım Gültekin‘in sorularını cevapladı ve öykü dünyasında okurun gezinti yapmasına izin verdi. 7 Aralık‘tan beri devam eden ve dün şiir, hikaye, roman ve deneme dalında verilen ödüllerle sona eren etkinliğin ardından bugün Boğazda Edebiyat Rüzgarı esecek. Mahmut Sami Şimşek‘in rehberliğinde yazar ve okurlar Boğaz‘da bir gezinti yapacak. Pazar günü ise Beyoğlu‘nda Nadir Eserler Müzayedesi‘nin yapılacağını belirtelim.

Asım Gültekin masanın üzerinde duran baltanın ne işe yaradığını elbet söylemedi ve yazarın da söylemesine izin vermedi ama, İz‘den çıkan "Bir Kitap Bir Balta" kitabını okuyanlar işin özünden uzak durmuyorlar. Cafcaf‘ta her sayı okurla buluşan Hamza yazıları konuşmalardan anlaşıldığı kadarıyla kitaplaşmaya doğru gidiyor. Dönmez, Hamza‘nın dört beş sayı daha süreceğinin ipuçlarını verdi. Yazarı Hamza‘nın para kazanmaya başlayınca değişmeyeceğini düşünüyor. Dönmez‘e göre, Hamza, para kazanmaya başladıkça hemen gevşeyen Müslümanlardan farklı olacak: "Hamza‘nın bize verdiği ipuçlarını değerlendirecek olursak, evlenince, iş sahibi olunca da Hamza kitap okumaya devam edecek."

Dönmez‘in yazı tarzının Oğuz Atay‘a benzetildiği bilgisini öne çıkaran Asım Gültekin‘e verdiği cevapta Dönmez, memnuniyetini gizlemiyor: "Genelde bir yazar, bir başka yazara benzetildiğinde rahatsız olur. Ama eğer ben Oğuz Atay‘a benzetiliyorsam bundan gurur duyarım. Atay, hocamdır, üstadımdır, en sevdiğim yazardır."

Orhan Pamuk mühendis yazar

Orhan Pamuk‘la Oğuz Atay‘ın karşılaştırmasını yapan Dönmez, Pamuk‘un mühendis bir yazar olduğunu söylüyor: "Orhan Pamuk müthiş binalar dikti. Benim Adım Kırmızı, Kara Kitap müthiş birer binadır. Mühendislik harikasıdır eserleri, işçilik vardır; ama Orhan Pamuk mühendis bir yazardır, kameraman bir yazardır. Oğuz Atay, Tutunamayanlar‘da, Tehlikeli Oyunlar‘da Orhan Pamuk‘taki biçimsel disipline sahip değilmiş gibi görünür, daha savrukmuş, daha dağınıkmış gibi görünür ama, ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Kameraman yapısı gereği dışarıyı anlatır. Oğuz Atay ise içeriye bakar, içinden bakar, içten bakar; arada böyle bir fark var. Orhan Pamuk‘un eserleri film yapılabilir mi? Evet, usta bir yönetmen iyi filmler çıkarır. Ama Tutunamayanlar için bunun söyleyebilir miyiz?"

Ömer Faruk Dönmez‘in hikâyelerinde öne çıkan bir tema var. Yazar bu tema üzerinden Modernizm‘i de değerlendiriyor: "Temel mesele, şu hayatın anlamı nedir? Benim meselem budur. Bu hayatı niçin yaşıyoruz? Sabah işe gidiyoruz akşam eve dönüyoruz, ertesi gün yine işe gidiyoruz ve yine eve dönüyoruz. Bu böyle sürüp gidiyor. Hemen hemen bütün hikâyelerimde bu tema vardır. Gerçekten anlamlı şeylerle iştigal ediyor muyuz? Modernizm bir işgal biçimidir. Meşgul ederek işgal eder. Emperyalizme, kapitalizme karşıyız dediğimizde hemen herkes biz de karşıyız der. Hatta bir kapitalist bile karşı olduğunu söyler. Ben bu kavramı üçlü kullanmayı tercih ediyorum. Bu yüzden Emperyalizm, Kapitalizm, Modernizm; şu an yürürlükte olan sistem, bir işgal biçimi ve bizi fazlasıyla meşgul ediyor.

Ruhumuzu, kimliğimizi yitiriyoruz

Kendimize gelmeye hiç vaktimiz kalmıyor. Ruhumuzu, kimliğimizi yitiriyoruz, kişiliğimizi kaybediyoruz, bedensel ve biyolojik bir hayat sürüyoruz. Beslenme, barınma ve üreme üçgeninden nasıl kurtulabiliriz, ya da kurtulmalı mıyız? Tıp bilimi ve biyoloji insan bedeni hakkında çok şey söyledi. Ama ruh karşısında sadece sükut ediyor koca koca bilimler. Psikoloji var diyeceksiniz, ne işe yaradığını biliyoruz, tartışmam bile..."

Hamza‘nın bakış açısıyla günümüz Müslümanlarını da ele alan Ömer Faruk Dönmez, "Bazı arkadaşlar tesbihlerde, teheccütlerde hikmet peşinde, bazı arkadaşlar da partilerde, şirketlerde, örgütlerde kudret peşinde. Ama Müslüman‘ın iki kanadı var kardeşim: Hikmet ve Kudret" değerlendirmesinde bulunuyor ve ekliyor: "Çünkü Efendimiz Aleyhisselam gece teheccüdünü kılar, gözyaşlarıyla tevbe eder, gündüz de devlet yönetirdi."

Ömer Faruk Dönmez konuşmasında "Dünyanın kurtuluşu bizde" tespiti üzerinde durdu. Yazara göre, "kadim medeniyetimiz dünyanın dengesi. Harap olmuşuz. Dünyanın bize ihtiyacı var. Dünyanın kurtuluşu bizde. İdi, şimdi biz de biraz kaybediyoruz ya o kaygıyla söylüyorum, kim olduğumuzu hatırlamak zorundayız. O yüzden edebiyata, tarihe ihtiyacımız var. İnsan tarihini öğrenir, hamaset olsun diye söylemiyorum üç kıta filan, ben kimim sorusunu sıhhatli cevaplayabilmek için tarihe bakmak zorundayım. Peki edebiyat? Edebiyat ne demek. Çok bağlantılı bir kelime var: Natıka. Edebiyat söz söylemek, sözlü, yazılı ifade. Eskiler natıka derlermiş. Aynı kökten gelen diğer kelime mantık. Son iki yüz yıldır batılılaşıyoruz ya. Tanzimattan beri kaba tarifle modernleşiyoruz, modern bir mantık sahibi olmaya başladık. Bizim kadim bir mantığımız vardı, bize ait, yerli bir mantık. Modernleşme sürecinde modern mantık kullanmaya başladık. Eğer bir insanın mantığını değiştirmek istiyorsanız önce natıkasını değiştireceksiniz. Eğer bir insanın düşünce biçimini değiştirmek istiyorsanız kelamını değiştireceksiniz. Edebiyat ve dile emperyalizm adı verilen sistem hiç hoş bakmaz. Dili ve edebiyatı yozlaştırmak, tahrif etmek ister. Çünkü edebiyat kişiye natıka kazandırır. Natıka yerli olursa mantık da yerli olur."

Ömer Faruk Dönmez‘in konuşmasını kalabalık bir dinleyici kitlesi takip etti. D. Mehmet Doğan‘ın da katkı sunduğu konuşmanın ardından Ömer Faruk Dönmez "Bir Kitap Bir Balta" kitabını imzaladı.

Toplantının ardından aynı mekanda Turgay Nar‘ın yazdığı Tarık Şerbetçioğlu‘nun yönettiği "Şeyh Galib" adlı tiyatro eseri de sanatseverlere sunuldu.