Modern zamanda bir teselli

Abone Ol

GEÇTİĞİMİZ hafta İshak Beyazay ağabeyin Günden

Yansıyanlar adlı programına konuk oldum. Gördüm ki insanın bilgisi sınırlı ve

daima geliştirilmesi gerekiyor. Daha yolun çok başında olmama rağmen beni

ağırlayan İshak ağabeye teşekkür ediyorum. Gayesi bizi ilim hususunda

şevklendirmektir. İnşallah bir gün hakkıyla konuşabiliriz. Program sonrasında

sosyal medyada geçen kimi tartışma ve yorumlardan gördüm ki günümüzün belası

iftiradır. İnşallah haftaya iftirayı yazalım. Bugün için daha evvel kaleme almış olduğum şu yazıyı düşündüm. Allah

uygulamamı nasip eylesin.

Kendimizi teselliden başka çaremiz yoktur. Modern

zamanların yitirttiği en güzel şeylerden birisi bizi anlayacak insanların

dostluğunu elde edemeyişimizdir. Niçin Samimiyeti kaybettik sonra vefayı ve

nihayetinde güveni. Oysa bu üç haslet çatısıydı dostluğun temeliydi.

Haliyle günümüzün insanı yalnızdır her ne kadar kalabalık

çevreleri olsa da yalnız.

Şu halde yıpranmış zihnimizi de kırılmış hayallerimizi de

yağmalanmış sevgimizi de kendi kendimize toplamak mecburiyetindeyiz. O

tırabzandan ayağını atan kişi kendi kendisini ikna etmek zorunda atlamamak

için. Allah var. Allah ı hatırlayarak geri atılır yanlış adımlar. Sonra

Rabbimizin kalbimize tecellisini görürüz. Yıkanmış bir meyyitin haleti ruhiyesi

yayılır üzerimize. Hafiflik yumuşaklık ve selamet. Sekine halinde kalp. Allah

kalbimizi kuşatmışsa her şey yumuşaklıktan ibaret olur. Öyle ki yakında bir

yerde felaket olsa ve bu felaket üzerimize doğru yaklaşmakta olsa umursamayız.

Allah ı düşünmek bizi o derecede rahatlatır. Her şey olacağına varır endişe

yersizdir.

Bunu şayet iyice bilseydik yani hepimiz için bir nasibin

var olduğunu ve ne olursa olsun bizi bekleyeceğini bizden gayrısının ne yaparsa

yapsın onu elde edemeyeceğini iyice bilseydik ne kıskançlık ne hased ne kin

olurdu. Böylece dostluğa mani olan ne varsa kaybolmuş olacağından her birimiz

diğerini kardeşçe sever sayar korur kollardı. Ne yazık ki bunu anlamamakta

ısrar ediyoruz. Sanki bir başkası bizim için yazılmış olanı elde edebilecekmiş

gibi hırslanıyoruz. Oysa bizim nasibimiz bellidir. İster başarı ve meslek

hayatı olsun ister evlilik olsun kimseler bizim kaderimizi ele geçiremez.

Nice şeyler görüp duyuyoruz. En yakın dost sanılan insan

eşinizin sizi aldattığı kadın olabiliyor. Çalışmak için şevkinizi kıran bir

bakıyorsunuz ki size kötülediği şeyde makam elde etmiş. Fakat bu da kaderdir.

Bizim kaderimizi kimse çalmamıştır bizim kaderimizde aldatılmak varsa

kurtuluşumuz yoktur. Kaderimizde terk edilmek varsa yine bir şey bahane olur

terk ediliriz. Hayatın kontrolü bizde değildir biz yalnızca kendi

hareketlerimizden mesulüz ve ne olursa olsun çizgimizi bozmamalıyız nihayetinde

üzülen yine biz oluruz.

Sevgiyi içimizde tutmak bu nedenle mühimdir. Kadere rıza

ve tevekkül bunu gerektirir. Efendimizin s.a.v. şu sözünü daima yanlış

yoruyorlar: Seven sevdiğine sevdiğini söylesin. Bu dostluk ve kardeşlik bağı

için mescitte geçen bir konuşmanın üzerine söylenmiştir.

Hani bazen otobüsün camından bakarız da sokakta bir aile

görürüz onların mutluluk tablosu hoşumuza gider evlatlarına gösterdikleri sevgi

tebessümü getirir yüzümüze. İşte o an içimizden Allah ım sen bu aileyi ayırma

evlatlarını hayırlı eyle diye dua ederiz. Misal bu sevgi, sonra tanımadığımız

ve hemcinsimiz olan bir insanla bir toplulukta tanışırız da içimizden sevgi

gelir onun hali tavırları yaşayışı bizde sevgi oluşturur bu sevgi... Böyle

sevgileri dillendirmek insanlarla kurduğumuz bağları güçlendirir kardeşlik

bilincimizi oluşturur. Acılarımıza da kardeş olmamız gerektiğini bize fısıldar.

Düşünün böyle bir kardeşlikte kim kimin kuyusunu kazabilir Kim kimin

kötülüğünü ister Kardeşinin acısı senin acın olmuşsa sen değil ona zarar

vermek için, ona zarar gelmesin diye didinir durursun.

Sakin olalım. Kaderimiz Allah ın elinde. Başımıza onun

yazdıklarından gayrısı gelmeyecek. Bekleyelim. Bir gün her şey yoluna girecek.

En hayırlısı olacak her şeyin. Bir gün bizi sadece biz olduğumuz için sevenler

olacak etrafımızda. Bir gün hüzün kalmayacak acı ve azap kalmayacak. Hilesiz

temiz ve vefalı dostluklarımız olacak. Belki yalnız olacağız ama huzurlu bir

hayatımız olacak. Cenazemizi kaldırsınlar da gayrısı geçer gider.