Seyretmediler, sahip çıktılar… Ağlamayıp, ağırladılar… Seçmediler, ayırmadılar… Hilalin doğduğu her yere akın akın gittiler... İyilik götürdüler, güzellik götürdüler. İyi de yaptılar. Kimler mi?
Yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı, doğamızı, ormanımızı, yeşilimizi, huzurumuzu, iyilik ve güzelliğimizi daha fazla çalmak, sömürmek… Afrika’da, Asya’da, Avrasya’da çocuklarımızı aç bırakmak isteyenlere karşı duran sizler... Anadolu’nun engin gönlünden kopan yardımlar, kurbanlar, iyilikler… Bazen CANSUYU oldu, bazen İHH, bazen Diyanet Vakfı, bazen KIZILAY. Deniz Feneri ya da İDDEF… Say sayabildiğin kadar. İyilik rekora koştu bu sene. Toplamda bir milyona yakın hisse kurban Anadolu’da ve tüm dünyada kesilip, dağıtıldı. Yüreğiniz, yetim yüzlerde sevinç, sinelerde sevgi, kardeşlik oldular. O nedenle bu kuruluşlarımızın asla yıpratılmaması lazım.
***
Ancak yeryüzünde iyilik olur da kötülük olmaz mı hiç! Bazı kötü amaçlı şahıs/gruplar, bu sene Türkiye ve 40 ülkede 155 bin hisse kurban kesip dağıtan hayati yardım kuruluşlarımızdan Kızılay’ı karalamak için son üç haftadır harekete geçtiler. Oysa işin aslı, geçen sene yurt dışında bir mezbahada kesimler bittikten sonra bir grup tarafından kötü niyetle yapılmış bir prodüksiyondan ibaret. Maksat; Ramazan’da, kurbanda… Dört kıtada… Depremde, tabii afette… Türk bayrağı altında dağıtılan sevgiyi, iyiliği, güzelliğe dair zihinleri bulandırmak… Sizce milletimizin engin merhametini törpüleyebilir mi?
MİLLİ GAZETE’Yİ NERESİNDEN OKUMALI?
Vakit öğle sonu gibiydi. ESAM’a çıkıyordu. Koltuğuna oturdu. Getirilen Milli Gazete’yi eline aldı. İlk önce hadis sayfasını, 17’yi açtı ve okumaya başladı. “Milli Gazete’yi okumaya Ramuz el Ehâdis’ten başlarım” dedi.
***
Milli Görüş’ün duayenlerinden Recai Kutan Türk medyasını, köşe yazarlarını çok iyi takip ediyor. Ne ki tam 45 yıldır Milli Gazete’de ilk önce hadisleri okuyarak gazetelere başlıyor. Sonra siyasi haberlere, köşelere geçiyor. En az 8 hadisin yer aldığı Milli’nin o sayfasında aynı zamanda; Peygamber Efendilerimizin (S.A.V.) hayatından ders niteliğinde önemli bölümler, İslam tarihinden ibretlik dönüm noktaları yer alıyor. Ve her gün…
ÜÇKÂĞIT OYUNU!
1964’te Johnson, “Kıbrıs’a çıkmayın” diye zırvaladı. İnönü, “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır” dedi. Ardı gelmedi. Tam 54 yıl sonra ABD’li Trump, “Papaz’ı çıkarın” diye diretti. Sökmedi. Ama üçkâğıt (Dolar-Tahvil-Bono) oyununu devreye soktu. Varlığımızın çeyreğini kaybettirmek için doları, kuru fırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendimize yeni müttefik ve alternatifler buluruz” dedi. Yerden göğe haklı. Ne ki meselemiz tam 54 yıldır, ABD’ye, NATO’ya, BM’ye alternatifler, tabii müttefikler bulamamış olmak. Oysa tam bir asırdır üçkâğıt oyunuyla bütün yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı sömürmelerine karşı yapılacak olan belli. Üçkâğıdı pula çevirecek, dünyaya alternatif yeni, ortak bir para birimine geçmek… “Yeni Bir Dünyayı” kurmanın tam da zamanı.
MCCAİN KİMDİR?
Bİ DE BURDAN OKUYUN!
ABD’Lİ eski asker, senatör ve Cumhuriyetçi başkan adayı, savaş simsarı John McCain öldü. Peki kimdi? Kim olacak! Çoğunluk, Ortadoğu’yu üç on yıldır kana bulayan olayları Condelezza Rice üzerinden düşünür. Oysa Cain BOP’tan önce de, sonra da kirli planların bir numaralı stretejisti, senaristi ve aktörüydü. Bölge ülkelerimizin azılı muhalifleri ile dosttu. ABD ve AB’nin İran’a özgürlük adı altında fiili işgalini isteyen muhalif Meryem Rajavi’nin bir numaralı destekçisiydi. Arap Baharı’nın da kurgucusuydu. Bir ara Türkiye’yi de hedef haline getirmişti. Ülkemizde, bu Amerikalıya güzellemeler yapanları hatırlatmak isterim.
MÜŞAVİRLER DERTLİ!
Bazı müşavir ve bürokrat dostlarımız biraz dertliler bugünlerde. Mesaj üstüne mesaj yağıyor. Başbakanlık uzmanlarının bir gecede, farklı alanlara, -enerji uzmanı gibi- yapılması mı dersiniz! Kaldırılan müsteşar ve müsteşar yardımcılarının açığa düşmesi mi! Mevcut kadrosunu yeniden almak için Külliye, bakanlar ve Meclis nezdinde kulis yapan bürokratlar mı? Kimisi müktesep haklarımız kayboldu, kimisi maaşımız yarıya düştü diyor.
Bakanlar atanalı tam 48 gün oldu. Ancak tüm genel müdür ve daire başkanları, odalarını toplamış, “Toparlanın gitmiyoruz” modundalar. Ne gidecekler gitmiş, ne gelecekler gelmiş. Acaba geçiş sürecinin sancıları mı, yoksa yeni sistemi muntazam bir şekilde kuramamak mı meselemiz?