Dünyanın mevcut sistemle geldiği yeri özetleyecek bir itiraf İsrail’li bakandan geldi. Mesele Yahudiler olunca insan haklarının ikinci planda kaldığını söyledi. Özel bir toplantıda yahut kayıt dışı bir açıklama değildi. Dünyanın başına Amerika ile beraber bela olduklarını ve olmaya devam edeceklerinin itirafı gibiydi. BM ve NATO’nun onlar adına jandarmalık yaptığı da iyice aşikar. Bölgemizde Amerika karşıtlığının zirve yaptığı bir dönemde tam da mantıklı sorular sorabileceğiz, sorgulama yapabileceğiz derken; iktidar partisi büyük harflerle Amerika’ya yüklenirken yine hevesimiz kursağımızda kaldı. RexTillerson geldi ve herşey normale döndü. Müttefiklik tam gaz!
Yani ölümler, yani kaos, yani yeni üretilecek mazlumlar, yani ılımlı islam fikri fora, yani İsrail’in güvenliği yine ilk sırada. Müslüman ülkelerdeki arızalar fiziksel olarak batı müdahalesiyle yoldan çıkmıyor. Bir çoğu en azından. Yerli işbirlikçiler maharetiyle iş görüyor batı. Satın alıyor, cehaletinden faydalanıyor, korkutuyor ama bir yolunu buluyor. Milletler düzeyindeki hassasiyet yönetim kademesine taşınamıyor bir türlü. Müslüman toplumlar küresel filmin figürasyonu konumunda. Senaryo yazılıyor, yüksek replikler matematiksel olarak yerleştiriliyor. Ölmesi yazılan ölüyor, susması yazılan susuyor; hikayeyi kim yazıyorsa finaline o karar veriyor. Önümüzdeki senaryo da buna benziyor. Eyyy iktidar yöneticileri! Madem Amerika ile ittifak devam edecekti niye umut verdiniz bize. “Belki bu sefer olur, kurutuluruz bu beladan” dedirttiniz. Amerikan silahıyla şehid olan askerlerimizin kanına ihanet değil mi bu? Susalım mı şimdi? Bir bildiğiniz var mı yine bizim bilmediğimiz?
Fikri takip meselesi bu yüzden önemli. insan yapımı her sistem tartışmaya açıktır. Açık olmalıdır. Çünkü insanlar kendi zamanlarını kuşatan sistemler geliştirirler. Zaman değişince sistem de revize ister. Üstelik mevcut sistem sadece bir güruhun işine gelecek şekilde dizayn edildiyse bunun dünyaya huzur getireceğine olan inancınızı hangi senarist mantıklı cümlelerle izah etmiş olabilir? Eğer sistemle sorununuz yoksa, değiştirmek istemiyorsanız, bedel ödemeye gönlünüz razı olmuyorsa, korunaklı alanlarda kalıp, işinize gelen bahaneye sarılmayı yeter kabul ediyorsanız; bence o koltuklarda işgalcisiniz! Ceketimi koysam o da idare edebilir bu sistemi. 50’lerden beri yaşadığımız arıza biraz da bu gibi geliyor bana. Bunca yıldır sağcıların iktidar kaldığı ülkemizde sistemsel bir değişiklik olmamasını başka nasıl açıklayabiliriz? Bütün planlar bir sonraki seçimi kazanmak üzerine olursa, iş yapmak yerine haber kaynaklarını kontrol etmeye harcarsak enerjimizi, çevre ülkelerde yaşanan karışıklıklardan şükür devşirmeyi mantıklı bulmaya başlarsak, dostumuzu düşmanımızı seçmekte zafiyet yaşamaya devam edersek ne olacak? Bu ülke tarihten gelen misyonunu böyle mi sahiplenecek? Devletin dini yoktur diye biz inancımızın bize yüklediği sorumluluklarımızdan azad mı olacağız?
Ticaretten azıcık anlıyorsanız yatırım yapmanın ne demek olduğunu da biliyorsunuzdur. Bir sonraki seçimler yerine daha uzak planlar yapacak cesaretiniz olmalı. Ben yemeyeceksem kimseye nasip olmasın der gibi bir bencillikle toplumsal faydalar üretilemez. Bizim ektiğimiz tohumların meyveye duracağı yer bu dünyanın sınırlarıyla tarif edilemez. Bu bencillikle sadece kendimize de değil, umudunu bize bağlamışlara da zarar veririz. Zalimden korktuğunuz kadar mazlumun “Ah”ından da çekinseydiniz keşke. Cesaret ister bu iş. O cesaretin sizde olmadığı da aşikar!
Yürek ve cesaret sahipleri için son cümle;
Kalbinizin sahibine emanet olun efendim…
Eyvallah!!!