Mobilya denilince ilk akla neresi gelir Mobilyası ile ünlü
kaç tane bölgemiz vardır Bunlardan biri belki de birincisi İnegöl’dür sanırım.
İnegöllülerin tabiri ile mobilyanın başkenti.
Uzun yıllardır İnegöl’e gider gelirim. Yirmi – otuz yıl
öncesini bildiğimden oradaki gelişimin en az oradakiler kadar farkındayım.
Gerçekten bir şehir ile yapılan işin özdeşleşmesi pek görülen bir şey değildir.
İnegöl ile mobilya adeta bütünleşmişler. Geçtiğimiz günlerde yaptığım seyahat
sonrasında bunu bir kez daha gördüm.
Geçmişin pek çok ufak firması şimdilerde fabrikasını kurmuş
ve seri üretime geçmişler. O kadar büyümelerine rağmen bazı konular hep önemini
korumuş. Hizmet ve kaliteden ödün vermemişler. Halkın her kesimine hitap eden
üretim var. Yani birkaç bin liradan on binlerce liraya varan modelleri mevcut.
AR-GE çalışmalarına çok önem veriliyor. Firmalar diğer bölgelerin birkaç yıl
önünde olduklarını ifade etmekteler. Kalitesi ve markasıyla İnegöl artık
mobilyada dünyaya açılmakta ve sürekli yeni ülkeleri ihracat listesine
ekleyerek adını duyurmakta. İMOB fuarında yüze yakın firma ile varlıklarını
göstermeleri de geldikleri noktayı en güzel şekilde ifade etmekte.
İşsizliğin olmadığı bir ilçemiz İnegöl. Hatta Organize
Sanayi Bölgesindeki bazı fabrikalar ilçede çalıştıracak adam bulamadıklarından
civar ilçelerden işçi taşıyarak eleman açıklarını gidermekteler.
Zor meslekler
Bazı meslekler zordur. Zorlukları çalışma şartlarıyla
alakalı olmakla birlikte gündelik yaşantıdaki sıkıntılarla da ilgilidir. O
meslek mensupları gündelik hayatta kendilerine ya da eşe dosta ayırdıkları
zamanlarda yerli yersiz pek çok soru ve sorunla karşılaşmakta ve bazen sosyal
yaşantıları bile yitip gitmektedir.
Ülkemizde doktorlara karşı özel ilgi vardır. Doktorlar daha
tıp fakültesinde okurken bile sürekli övülür ve aile büyüklerinin “beni muayene
edip iyileştireceksin değil mi” cümleleriyle karşılaşırlar. Çevremizde bir
doktor gördüğümüz zaman mutlaka ona bir şeyler sormak arzusu içimizi kemirir.
Zira hepimizin sağlıkla ilgili muhakkak bir sıkıntısı vardır ve hazır doktoru
bulmuşken hemen sorular yönelterek derdimizi aktarırız.
Eczacılar da farklı boyutuyla dâhil olur sağlık işlerine.
“Şu ilaç faydalı mıdır, şöyle bir sıkıntım var hangi ilacı önerirsin ” soruları
peş peşe sıralanır.
Avukatlık da bu türden bir meslektir. Herkesin hukuki bir
mevzuu olur ve avukat tanıdığımızı gördüğümüzde o konular hakkında bilgi almak
isteriz.
Mali müşavir ya da muhasebeciler de kısmen böyle sıkıntıları
yaşamaktadırlar. Devletle ilgili vergi konuları vb. gibi mevzularda o kadar
sıkıntısı olan vardır ki şaşar kalırsınız.
Belediyede çalışanlara da sürekli imar, vergi, planlar vb.
konularda sorular sorulmakta ve o çalışanın belediye başkanı olduğu
varsayılarak sorunlara çözüm üretmesi beklenmektedir.
Finans işleriyle ilgilenenler ise bir başka boyutuyla konuya
dâhildirler. Eş dost arasında ne de çok parası olan vardır. Dinledikçe
inanasınız gelmez.
Tabi genel kuralı unutmamak lazım; kimse ben dili kullanmaz
bu tür durumlarda hep bir tanıdıklarının sıkıntısı olduğunu ve ona yardımcı
olmak için sorduklarını ifade ederler.
Bu tür meslekleri seçenler bu duruma zamanla alışıyorlar
elbette. Zira sürekli böylesi durumlarla karşılaşmak zamanla kısmi duyarsızlığa
sebep olmakta; bu bazen karşısındaki insanları kırsa, üzse de bu duyarsızlık
kaçınılmaz bir gerçektir.
Minik bir tebessüm
Mobilyalar
Bir gün uzun zamandır birbirlerini görmeyen arkadaşlar
buluşmuşlar birisi sormuş:
- Boş zamanlarında ne yaparsın Öbürü cevap verir:
- Mobilya satarım. Öbür arkadaş:
- İşler iyi mi Mobilyacı cevap verir:
- Şimdilik iyi ama evdeki eşyalar biterse ne yapacağımı ben
de bilmiyorum.
Kıssadan hisse: İyimser olmak her zaman yararlı olmayabilir.
Bazen ne durumda olduğunuzu bilmek için mevcut durumunuzu gözden geçirmek
faydalı olabilir.
İlgilisine notlar:
• Eyüp Tapu Sicil Müdürlüğü’nde güler yüzlü hizmeti ile
görev yapan Mesut Yılmazer beye teşekkürler.
• Acı mühim değil, umut yoruyor insanı.
• Herkesin işine yaradığın kadar iyisindir bu hayatta!..