Bir gün ashabıyla birlikte otururken latifeli bir söz söyledikten sonra, oradakilerden birisi; "Ey Allah‘ın Resulü, siz de mi bizimle şaka yapıyorsunuz?" diye sormuştu. Bunun üzerine Efendimiz (sav) şöyle cevap verdiler: "Evet, ancak ben asla yalan söylemem!"

Efendimiz (sav), böylece hem orada bulunanlara hem ashabına hem de bütün insanlığa, şaka yapmanın, latifede bulunmanın ve espri yapmanın temel ölçüsünü vermiş oldu. Düşmanlarının bile, "doğru söylemedeki" hakkını teslim ettiği son Peygamber (sav) Efendimiz, bu sözüyle, yalan söylemenin ‘şaka yollu‘ da olsa kesinlikle kabul edilemeyeceğinin de altını çizmiş oldu.

Yaşlı kadınlar cennete giremez!

Bir gün, yaşlıca bir kadın, Efendimizin huzuruna çıkmak için izin istedi. İzin verilip de Allah Resulünün huzuruna çıkınca; "Ey Allah‘ın elçisi" dedi, "benim için dua et de cennete gireyim"

Peygamberimiz (sav) yaşlı kadına; "Cennete yaşlılar giremez" buyurdu. Peygamberin ağzından, ‘yaşlılar cennete giremez‘ sözünü işiten kadının neredeyse dünyası yıkıldı. Korkudan titremeye başladı.

Yaşlı kadının halini gören Efendimiz, "üzülme" buyurdular. "Yaşlı olarak değil, genç kız olarak cennete gireceksin!"

Gözünde ak olan adamın hanımı

Hanım sahabelerden biri, huzura çıkmak için izin istediler. Hanım sahabe, soru sormaktan ziyade, Efendimizi görmek arzusuyla huzura çıkmak istemişti.

Efendimiz (sav) bir ara kadına: "Sen şu gözünde ak olan adamın hanımısın değil mi?"  diye sordu. Efendimizin latife yaptığını anlayamayan kadın; "Ey Allah‘ın Resulü, benim beyimin gözünde ak yoktur" dedi. Bunun üzerine efendimiz (sav) tebessüm ederek: "Her insanın gözünde ak vardır" buyurdular.Her daim kalbimdesin

Hz. Aişe validemiz, nazik ve hassas bir insandı. Onun en çok hassas olduğu durumlardan biri ise, Efendimize duyduğu derin sevgi ve saygı idi. Efendimizi sevdiği için çok kıskanırdı. Zaman zaman bu kıskanmadan dolayı sinirlenip, Efendimize kızdığı olurdu.

Bir gün Efendimiz (sav) Hz. Aişe validemize:

"Ya Aişe, senin bana kızdığın ve benden memnun olduğun zamanları ben bilirim" buyurdu.

Hz. Aişe validemiz sordu;

"Nereden bilirsin, ey Allah‘ın Resulü?" Efendimiz bu soru üzerine şöyle cevap verdi:

"Benden memnun olduğun zamanlarda ‘Muhammed‘in Rabbine‘ diye yemin ediyorsun. Kızgın olduğun zamanlarda ise ‘İbrahim‘in Rabbine‘ demektesin"

Bunun üzerine Hz. Aişe, Resulullah‘ı memnun edecek bir cevap verdi:

"Ey Allah‘ın Resulü, vallahi doğru söylüyorsun. Ancak ben kızdığımda sadece senin ismini dilimden bırakırım, sevgin ise her zaman kalbimde yaşar"

Peygamberi güldüren cevap

Son Peygamber Efendimiz (sav) bir seferden yeni dönmüştü. Evlerine geldiklerinde daha yeni oturmuşlardı ki, bir rüzgâr esti ve evin ön kısmındaki bir örtüyü kaldırdı. Örtünün altında Hz. Aişe validemizin çocukluktan kalma oyuncakları vardı. Peygamberimiz (sav) oyuncakları görünce Hz. Aişe validemize: "Ya Aişe, bunlar nedir?" diye sordu. Aişe annemiz: "Kızlarım" diye cevap verdi. Efendimiz bebeklerin olduğu yere baktı, bebeklerin içinde bir de kanatlı bir at vardı. Atı göstererek: "Peki aralarındaki şu nedir?" diye sordu. Hz. Aişe validemiz; "At" dedi. Efendimiz (sav) kanatları işaret ederek; "Peki atın üstündeki bu şeyler nedir?" diye sordu. "Kanatları" diye cevap verdi, Aişe annemiz.

Efendimiz (sav): "Hiç kanatlı at olur mu?" diye sorunca, Hz. Aişe validemiz: "Duymadın mı, Hz. Süleyman‘ın kanatlı atları varmış" diye cevap verdi. Hz. Aişe validemizin cevabı, Efendimiz (sav)‘i o kadar neşelendirdi ki, birer inci tanesi gibi parlayan dişleri görününceye kadar güldü.

Muhabir: Haber Merkezi