MİT, Putin ve “Sen nelere kadirsin arkadaş!”

Abone Ol

Ortadoğu’da yeni birliktelikler…

Ekranda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin…

Bu yıl içinde, bir düzinenin yarısından fazla görüştüler, baş başa…

Bakalım bu yakınlaşma nasıl bir finalle sonuçlanacak?

Erdoğan ve Putin’in, el sıkışması görüntüleri beni yıllar öncesine götürdü.

“Uçak düşürme” hadisesinden sonra dibe vuran Türkiye-Rusya ilişkilerini, ilginç bir hamle ile “bahar havası”na dönüştüren bir isimden, daha doğrusu bir işadamından söz etmek istiyorum;

Cavit Çağlar…

Nam-ı diğer “Baba”nın, “Aile fotoğrafı”na giren eski Bakan…

Yıllar önce, İnterbank ve Etibank’taki yolsuzluk ve usulsüzlükler sebebiyle hakkında açılan dava sonucu tutuklanan Cavit Çağlar, bir süre yurtdışında dolaştıktan sonra Amerika’nın ünlü polis teşkilatı FBI tarafından yakalandı, Türk polisi tarafından da Türkiye’ye getirildi.

Yapılan yasal düzenlemeler sonucu dosyası DGM’den Ağır Ceza’ya geçince de bir süre sonra Kartal Cezaevi’nden tahliye oldu, yurtdışına çıkma yasağı da kaldırıldı.

Bursa’ya gelişinde büyük bir törenle karşılandı.

Cumhurbaşkanı iken Aile Albümü’nde kendisine de yer veren Demirel de ziyaretine gitti...

Ancak, Cavit beyin zihinlerde yer ettiği olaylardan biri, terörist başı Abdullah Öcalan’ın “paketlendikten” sonra Türkiye’ye getirilme serüvenidir.

İddia odur ki, o dönem yapılan araştırma sonucunda işadamı Cavit Çağlar’a ait jet uçağının, Apo’yu Kenya’dan Türkiye’ye getirmek için aranan niteliklerde olduğu tespit edildi. Dönemin MİT müsteşarı, Cavit beyi aradı. Çağlar bunu memnuniyetle karşıladı. Uçağın kiralanmasının bedeli olarak 200.000 dolar fiyat biçti. MİT, Çağlar’ın teklifini kabul etti ve karşılıklı olarak uçağın 200 bin dolara MİT için kiralanması konusunda anlaşıldı. Ve Apo, bu şartlarda Türkiye’ye getirildi…

Şunu da söyleyelim; eski Başbakan Yardımcısı, Nergis Holding’in sahibi işadamı Cavit Çağlar, kısa bir süre önce Kremlin Sarayı’nda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in elinden “dostluk nişanı” aldı.

***

1980 öncesi, Türkiye’de “bir numara” Sovyet karşıtı olarak bilinen Süleyman Demirel’e en yakın çalışan Cavit Çağlar, bugün Rusya-Türkiye arasında arabulucu oldu.

Heeey siyaset… Sen nelere kadirsin be arkadaş!

O KADAR DEĞİŞTİK Kİ, SORMAYIN!

Daha düne kadar şöyleydi;

- Gazeteci arkadaş de hele, memlekette neler oluyor?

- Gazeteci arkadaş de hele, bu Trump’ın hali ne olacak?

- Gazeteci arkadaş de hele, bu emekli maaşları ne zaman artacak?

- Gazeteci arkadaş de hele, bu pahalılık ne zaman sona erecek?

- Gazeteci arkadaş de hele, bu benzinin fiyatı neden ikide bir artıyor?

- Gazeteci arkadaş de hele, siyasetteki bu horoz dövüşlerinin sebebi ne?

- Gazeteci arkadaş de hele, bu sene şampiyon kim olur?

Bugün ise şöyle bir manzarayla karşı karşıyayız;

- Bakkal: Bu Kemal Kılıçdaroğlu var ya, o kâğıtları kürsüde salladıktan sonra bitti, bitti…

- Manav: Görüyorsun Putin’i değil mi; domates alacam diye diye bizi kandırıyor. Rus’tan dost olur mu, hiç!

- Simitçi: Yaz gasteci ağabey, bu buğday ucuzlamadıktan sonra bizim işimiz zor! Dünyaya baksınlar, dünyaya!..

- Minibüs şoförü: Bu memleketin kalkınmasının formülünü ben biliyorum da bu siyasetçiler nasıl bilmiyor! Yerli araba nasıl yapılır gelsinler anlatayım…

- Tesisatçı: HDP ve CHP ile kim ki yan yana görünürse o kaybeder, benden demesi!

- Pilavcı: Amerika dolar basarak meseleyi hallediyor da biz niye basmıyoruz, abi!

- Berber: Abi bu Man adası nedir ya! Dün gece bir canlı yayını izliyordum, kanala bağlanacaktım hanım engelledi…

***

Özetle…

* Herkes yorumcu…

* Herkes analizci…

* Herkes her şeyden anlıyor…

* “Bilmiyorum, bu işten anlamam ki!” diyen yok…

* “Git kardeşim, bunu uzmanına, erbabına sor!” denmiyor artık!

Şaştım kaldım bu işe…

DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖĞRETMENLİĞİ OKUYANLAR MUZDARİP!

“Bizler Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği okumuş mezun sayımız 8 bini bulan gençleriz. Bölümümüz 2014 senesinde haklarınız korunacak denilerek kapatılmıştır.

Bizler üniversiteye sadece öğretmen olabilmek için kayıt yaptırdık. İlahiyat fakülteleri diyanet bünyesinde birçok alanda binlerce kişiyi istihdam yaparken aynı zamanda imam hatip liselerine de öğretmenlik için istihdam imkânı sağlıyor. Lakin bizim tek alanımız bulunmakta; o da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği. Bölümümüz kapatılmış olmasına rağmen hukuk devleti olarak haklarımızın korunmasını talep ederek dava açtık ve Danıştay yürütmeyi durdurma kararı aldı.

Yasa ile tekrar mağdur duruma düşmek istemiyoruz. Hükümet yeni bir yasa ile yeniden İlahiyat öğrencilerini Din Kültürü öğretmenliği alanını açmak istiyor. Öncelik öğretmenlik okuyanların olması gerekirken ve ilahiyat fakültesi gibi birçok alanda değil de sadece öğretmenlik alanında istihdam hakkımız varken bu hakkımızı da elimizden eşitlik gibi gösterilerek alınacak olmasına üzüntülüyüz.

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği öğrencilerine bir öncelik hakkı ile bu alanda İlahiyat öğrencilerinin de istihdam edilmesini kabul ediyoruz.

İlköğretim matematik ve matematik bölümü gibi yeterli öğretmen adayı olmadığında kaynaklık edecek İlahiyat Fakültesi öğrencilerinden ihtiyaç sağlanarak bir mağduriyet ortaya çıkmayacaktır.

Bu şekilde bizim de mağduriyetimiz yaşanmayacaktır. Kaldı ki Danıştay yürütmeyi Anayasa’nın eşitlik ilkesince durdurmuştu, yeni bir yasa ile hakkımızın yenilmesini ve mağdur olmayı istemiyoruz.”