Önce şu tespiti yapalım: Mısır da sahnelenen oyun ne
ilktir, ne de son olacaktır. Ayrıca oynanan oyunun gerçek adı demokrasi
değil, demokratur oyunudur.
Dünya sistemini elinde tutan ve asıl oyun kurucu olan
Siyonizm i, yaşadığımız çağda en iyi teşhis eden Başbakan Erbakan, ahir ömründe
en çok bu konu üzerinde dururdu. Hocamız: demokrasi ; halkın kendi kendisini
yönetmesidir. Demokratur ise; halkın yönetime alet edilmesidir derdi.
Uygulanmakta olan yönetim biçiminin demokrasi değil, demokratur olduğunu
misallerle açıklardı. Bu tanımı dinlememiş olan veya abartılı bir tarif
olduğunu düşünenler ve de vaktiyle bu oyuna alet olanlar Mısır da yaşananlar
karşısında küçük dillerini yutmuş gibi görünüyorlar.
Şaşırıyorlar; seçimle gelen (%52 oy oranıyla) bir
Cumhurbaşkanının askeri darbeyle görevinden uzaklaştırılmasına.
Bir askeri darbenin havai fişeklerle kutlanmasına ve
darbecilerin alkışlanmasına şaşırıyorlar.
AB ve ABD li dostlarının Mısır da gerçekleşen darbeye
destek olmalarına, Kendi elleriyle şekillendirdikleri ve adına demokrasi
dedikleri putlarını yemelerine
şaşırıyorlar.
Bilindiği gibi ABD ve Avrupa Birliği Mısır da ordunun
yönetime el koymasını darbe olarak nitelendirmekten ve eleştirmekten
kaçınırken, Afrika Birliği yaşananları darbe olarak kabul etti ve Mısır ın
üyeliğini askıya aldı. Bu durum bir çelişki gibi gözükse de gerçek olan ve
tabii olan budur. Ayrıca bu durum Afrika nın temizliğini ve masumiyetini ortaya
koyarken; Batı nın ikiyüzlülüğünü gözler önüne sermektedir. Batılılar son yüz
yılda işledikleri cinayetleri demokrasi maskesi altında işlemişler ve hiç
değişmeyen barbarlıklarını da aynı maskeyle gizlemeyi çok iyi becermişlerdir.
Batılılar ve Siyonizm bu oyunu bilerek ve isteyerek bu şekilde oynamaktadırlar.
Acınacak durumda olanlar kendilerini bu oyunun ritmine kaptırmış olan bizim
saftiriklerdir. Ülkemizde mesul makamda olan bir zat Mısır da yaşananlar 28
Şubat a çok benziyor diyor. Biz de kendilerine efendim hayırlı sabahlar
diyelim. Ancak böyle demekle yetişmeyelim ve zat-ı alilerine hatırlatalım:
Sizin iktidarınız işte böyle hukuksuz bir uygulamanın eseridir.
Sahnelenen oyun aynı. Farklı olan sadece ülke isimleri,
aktörler ve sahne dekoru. Mısır için uygulanan muhtemel sinsi senaryo şudur:
Seçmeni darbeyle yola getirmek..! Uygun bir zemin oluşturulduğunda yenilik
taleplerini seslendirmek ve hareketi bölmek. Oluşturulan yeni tablo karşısında
seçmene eh ne yapalım; bir de bunları deneyelim sözünü söyletmek. Hem seçmenler
hem de seçilenler şunu çok iyi bilmeliler ki; bu bir oyundur. Aslolan oyuna
gelmemektir; değişmemektir, dönüşmemektir; doğru yerde durmaktır,
direnmektir... Hatırlayalım: Millî
Görüşçülerin ilk çıkış yaptıkları, rejimi eleştirdikleri ve iktidara talip
oldukları yıllarda; memlekette demokrasi var, seçimi kazanın ülkeyi siz idare
edin diyorlardı. Ne zaman ki seçim kazanıldı, sıra yönetmeye geldi, bu defa;
siz yüzde 22 siniz, karşınızda yüzde 78 var sesleri yükselmeye başladı.
Şimdilerin moda yorumu demokrasi sözcüğünün bir aldatmaca olduğunu gözler
önüne seriyor: yüzde 50 oy almak demokrasi değildir... Görülüyor ki; verilen
tavizler boşuna, önce onların taleplerini yerine getirelim ki onlar da bizim
isteklerimize evet desinler türü
yaklaşımlar boşuna. Beyhude geçen on yıllar boşu boşuna.
Şimdi ne olacak
Artık oyuna gelmeyeceğiz. Ömrümüzü bir de şu yöntemi
deneyelim gibi arayışlara feda etmeyeceğiz. Aslımıza döneceğiz. Bir şey ya
doğrudur ya da yanlış. İkisinin arasında orta yerde durmak gibi bir seçeneğin
olmadığını bilmemiz lazım. 40 yıl bir şeye doğru dedikten sonra kaytarmak,
farklı yollara sapmak, doğrunun önüne geçmek, gölgelemek, perdelemek kimseye
fayda sağlamaz. Müslüman ülkelerde yaşanmakta olan doğrulara sahip çıkarken
kendi doğrumuzu terk etmek nasıl bir ruh hali acaba
Bugün Mısır da oynanan oyun, önceki yıllarda benzer bir
senaryoyla Türkiye ve Cezayir de de sahnelenmişti. Ders alınmaz ve gereken
yapılmazsa daha birçok kurban sırada demektir. Halbuki bütün bu olumsuzlukları tersine
çevirebilecek potansiyel inançlı topluluklarda her dönemde mevcut olmuştur.
Mısır halkının gönlünde taht kurmuş olan İhvan-ı Müslimin hareketi küresel
sisteme dur diyebilecek irade ve güce sahiptir. Adeviye meydanında toplanan bir
milyonu aşkın şerefli topluluğun şanlı direnişi bütün dengeleri altüst
edebilir, hayırlısı Allah tan.