Mısır?da darbe ve darbeciler

Abone Ol

Mısır da Mursi nin devrilmesiyle yaşanmakta olan

gelişmeleri muğlâk ve göndermelere dayalı (referential) bir yaklaşımla

geçiştirmeye çalışan ABD Başkanı Barack Obama, 04 Haziran 2009 tarihinde

Kahire de yaptığı konuşmada; Kahire ye ABD, İslam a düşmandır düşüncesini

değiştirmeye geldim şeklinde ifade kullanıyordu. İran konusunda ise; İran da

demokratik yoldan seçilmiş İran hükümetinin devrilmesinde ABD aktif rol

oynamıştır. Sözü üzerine birçok politikacı , artık Ortadoğu da ABD ile İslam

ülkeleri arasındaki buzların eriyeceğini ve Obama ile birlikte gerçek

gerçeklik bağlamında yepyeni bir sayfanın açılacağı kanaatini taşımaya

başladılar.

Gerçekten de , 19 Ağustos 1953 olayları ile İran

Başbakanı Muhammed Musaddık ın devrilmesi ve yerine getirilen ABD destekli Şah

Rıza Pehlevi nin yirmi altı yıl boyunca otoriter bir yönetimle İran ı yönetmesi

hâlâ hafızalardadır. Musaddık ın darbe ile görevden uzaklaştırılmasından

yaklaşık altmış yıl sonra, George Washington Üniversitesi, Araştırma Enstitüsü,

Ulusal Güvenlik Arşivi nde yer alan bir CIA belgesinde, İran da

gerçekleştirilen darbede ABD nin parmağının olduğu açıkça görülmektedir.

Ulusal Güvenlik Arşivi Yardımcı Direktörü Malcolm Byrne,

bu belgeyi saklama mantığının artık kalmadığını, İran daki okul öğrencilerinin

bile Muhammed Musaddık ın devrilmesinde Amerika nın aktif rol oynadığını

bildiklerini ifade etmesi ilginçtir. Bugün benzer şekilde Mısır da yaşanan

gelişmeler, ister istemez Mursi yönetimini sona erdiren darbenin özgün (unique)

ve sıradan bir darbe olmadığı aşikârdır. Bu darbe, geçmişteki CIA yönetimindeki

Muhammed Musaddık darbesinin bir nevi yansıması olup, taşıdığı misyon özelliği

itibariyle de ABD ve İsrail menşei ve karakteristik CIA- Mossad işbirliği

planının bir ürünü olsa gerek.

İsrail in eski Mısır Büyükelçisi Prof. Şimon Şamir, her

yıl düzenlenen John Gandel Sempozyumu nda Mısır konusunda yaptığı sunumda,

İsrail in Mübarek ile çok rahat diyalog içerisinde olduğunu, İsrail in Mısır

petrolünün en büyük alıcısı olduğunu, ancak Arap Baharı çerçevesinde Tahrir

Meydanı nda toplanan kalabalığın aslında Mübarek i güçsüz ve etkisiz bıraktığı

için değişimin kaçınılmaz olduğunu ve asıl beklentinin Müslüman Kardeşlerden

çok, Muhammed Baradey in iktidara gelmesi şeklinde idi. Fakat Tahrir Meydanı na

toplanan kalabalık arasında program, koordinasyon ve liderlik şuuru olmadığı

için Müslüman Kardeşlerin seksen yıllık hayallerinin gerçekleştiğini ve

İsrail in Mübarek dönemi Mısır ı tercih ettiğini ifade ediyordu.

Prof.Şimon Şamir, 1 Şubat 2012 da el Masri ve el Ehli

arasındaki futbol karşılaşmasında yaşanan faciadan, benzin kuyruklarına ve

binlerce Kıpti nin yurt dışına göç etmesine kadar bütün yaşanan olayları analiz

ederken, ister istemez Mısır da yaşanan bütün huzursuzluklarda Mursi yönetimini

yetersiz ve Mübarek dönemini aratır nitelikte gösterme (présenter) gayretiyle

muhaliflerin yeniden refleksif bir güç olarak Tahrir Meydanı na

yönlendirilmesinde ve General Sisi için ortamı hazırlamada şüphesiz ABD ve

İsrail in parmağı olduğu açıkça anlaşılabilir.

Dolayısıyla bütün bu gerçekler ortadayken, Başbakan

Erdoğan ın Mısır konusunda, ABD ve İsrail in ortak ölçüsüzlüğünü (conjoint

incommensurabilite) görmezden gelerek salt İsrail e atıfta bulunmakla

açıklamada bulunmasını anlam vermek pek mümkün olmasa gerek. Nitekim Beyaz

Saray ın, ilk elden bu demece çok sert bir karşılık vermesi beklenen bir

gelişme oldu.

Aslında, Tahrir Meydanı nda laiklik vurgusu yapan

Başbakan Erdoğan ile Prof. Şimon Şamir in ortaya koymaya çalıştığı İsrail in

hayalindeki Mısır fikri büyük ölçüde örtüşürken, Başbakan ın İsrail i hedef

alan bu beklenmedik çıkışı anlaşılır cinsten değil. Ya Başbakan,  Ortadoğu da yaşanmakta olan olaylardan ötürü

gerçekleri görüp yeniden Milli Görüş çizgisine geri dönmeye çalışmakta, ya da

Ortadoğu da olayların kazandığı vahim gelişmelerden dolayı one minute çıkışından

sonra, yeni bir çıkış daha yaparak zevahiri kurtarmaya yönelik bir görüntü

vermeye çalışmış olabilir.